Kişi frekansını yükselttikçe, kendi yaratım gücünün bilincine varır ve hayatını bu bilinçten doğan seçimlerle inşa etmeye başlar.
Biz buna NASİP deriz..
Nasip;
İnsan, ancak kendi frekansıyla uyumlu olanı çağırabildiği ve o uyum kadarını yaşamına alabilmesidir…
Dolunay ❗️❗️
13 Nisan Terazi Dolunayı, Spica yıldızında parlıyor…
Venüs retroda; kalbin eski kayıtları yeniden çalınıyor.
Mars kare yapmış: sabır sınırda, patlamalar saniyelik.
Ve tam karşıda Güneş–Chiron kavuşumu duruyor:
“Gerçek denge, yara yerinde bulunur” diyor.
Jüpiter mi? O uzaktan el sallayıp ekliyor:
“Büyüt… büyü ki dönüş!”
Bu Dolunay, zarif bir karmaşa…
Ruhunun terazisi sarsılıyorsa ve
dengen bozuluyorsa, şifaya yaklaşıyorsun demektir.😊💛
#13NisanDolunayı #Astroloji
Yaşamda, zenginliği değil RIZKINIZI isteyin.
“Allah, her canlının rızkını taahhüt etmiştir.”
Hûd Suresi 6. ayette geçer.
“Er-Rezzâk” ismi, yarattığı tüm varlıkların rızkını veren, ihtiyacını karşılayan demektir.
Yani rızık, sadece mideyi doyurmak değil; kalbin, ruhun ve aklın da doyurulmasıdır.
•İlham bir rızıktır.
•Kalbe doğan bir sevgi rızıktır.
•Hakkı arama arzusu rızıktır.
•Manevi bir dostluk bile Allah’ın lütfettiği bir rızıktır.
Rızık sadece almakla değil, vermekle de tamamlanır.
Tekamül edebilen kişi , sahip olduğu nimetin kendisine emanet edildiğine inanır ve onu ihtiyacı olanla paylaşır. Bu da bir tür “Rezzak” isminin tecellisidir.
Bütün fikirlere saygı duymak zorunda değiliz. Saygı, insanlara gösterilir; fikirler ise sorgulanır, eleştirilir ve gerekirse reddedilir. Yanlış veya zararlı bir fikrin sırf birisi inanıyor diye dokunulmaz olması beklenemez.
Fikir, bir düşüncedir; doğru ya da yanlış olabilir. Bilgi ise doğruluğu kanıtlanmış ve objektif olarak test edilebilen şeydir.
İnanç ise ne kanıtlanabilir ne de çürütülebilir; kişisel kabullere dayanır.
İşte bu yüzden fikirler ve bilgiler tartışmaya açıktır ama inançlar tamamen kişiseldir.
Özetle, fikirler değerlendirilmeli, bilgiyle desteklenmelidir. İnançlar ise bireyseldir ve sorgulanabilir ama kanıta dayanmadığı için bir fikir veya bilgi gibi ele alınamaz.
Herkes saygıyı hak eder, ama her fikir değil.😊
İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze. Koca koca laflarla kendilerini dev aynasında gören, ama içleri bomboş olan insanlardı bunlar.
Özgüven sandıkları şey, aslında koca bir ego balonuymuş; dokunsan patlayacak. Sevilmeye değil, tapılmaya alışmışlardı. Eleştiriyi hakaret, ilgisizliği ihanet sanan, kendi yetersizliklerini başkalarının sevgisiyle yamamaya çalışan zavallılardı. Biz değer verdikçe şiştiler, pohpohladıkça azdılar. Oysa gözümüzü açtığımızda gördük ki, aslında hiçbir şey değillermiş.
Karizmatik sandığımız şey aslında koca bir ego şovuydu. Özgüven mi? Yok canım, bildiğin kibir hastalığı!
Artık onlar yok ve sen ise hâlâ buradaysan…Sen, sen olabilmeyi başarabilmişsindir..😊💛
İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze. Koca koca laflarla kendilerini dev aynasında gören, ama içleri bomboş olan insanlardı bunlar.
Özgüven sandıkları şey, aslında koca bir ego balonuymuş; dokunsan patlayacak. Sevilmeye değil, tapılmaya alışmışlardı. Eleştiriyi hakaret, ilgisizliği ihanet sanan, kendi yetersizliklerini başkalarının sevgisiyle yamamaya çalışan zavallılardı. Biz değer verdikçe şiştiler, pohpohladıkça azdılar. Oysa gözümüzü açtığımızda gördük ki, aslında hiçbir şey değillermiş.
Karizmatik sandığımız şey aslında koca bir ego şovuydu. Özgüven mi? Yok canım, bildiğin kibir hastalığı!
Artık onlar yok ve sen ise hâlâ buradaysan…Sen, sen olabilmeyi başarabilmişsindir..😊💛
Gottfried Wilhelm Leibniz;
“Tanrı günah işleyen bir Adem yaratmadı. Günah işleyecek bir Adem yaratmış değil. Adem’i yarattı ama Adem’in içinde günah işleyeceği bir dünyayı da yarattı.” diyerek, Tanrı’nın Adem’i günahkâr olarak yaratmadığını, ancak onun içinde günah işleyebileceği bir dünya yarattığını ifade eder.
Bu görüş, Leibniz’in “mümkün dünyaların en iyisi” kavramıyla ilişkilidir. Leibniz’e göre, Tanrı sonsuz sayıda mümkün dünya arasından en iyisini seçmiştir ve bu dünyada kötülüklerin varlığı da bu seçimin bir parçasıdır.
Leibniz’in bu sözü, yaratılış, özgür irade ve kader arasındaki ilişkiyi derinlemesine ele alıyor.
1. Tanrı Adem’i “günah işleyecek biri” olarak yaratmadı.
Bu, Tanrı’nın Adem’i baştan günahkâr bir varlık olarak belirlemediği anlamına gelir. Yani, Adem’in doğası kötülük yapmak üzerine kurulmamıştır. O, özü itibarıyla saf ve özgür bir varlıktır.( O sebeple meleklere Adem'e secde etmeyi buyurur)
2. Ancak Tanrı, Adem’in içinde günah işleyebileceği bir dünya yarattı.
Burada, yaratılışın içinde potansiyel seçenekler olduğu vurgulanıyor. Tanrı, Adem’e sadece iyiliği değil, kötülüğü seçme fırsatını da sundu. Bu, insanın özgür iradesini kullanarak kendi kaderini belirlemesine imkân tanıyan bir tasarım.
3. Günah ve özgür irade arasındaki bağlantı:
Spiritüel olarak bakarsak, günah aslında bir hata ya da düşüş değil, ruhun öğrenme sürecinde yaptığı bir tercihtir. Eğer insanın hiçbir seçeneği olmasaydı, yaptığı iyiliklerin de bir anlamı olmazdı. Bu yüzden, Tanrı Adem’i otomatik olarak sadece “iyilik yapan” bir varlık olarak programlamak yerine, iyiliği seçebileceği veya ondan sapabileceği bir alan yarattı.
4. Dünya bir ayna gibidir:
Adem’in içinde günah işleyebileceği bir dünyanın var olması, aslında insanın içsel dünyasının bir yansımasıdır. Tanrı, sadece fiziksel bir evren yaratmadı, aynı zamanda insanların içsel deneyimlerini dışa vurabileceği bir düzen kurdu. Yani, dış dünyada karşılaştığımız zorluklar, bizim içsel potansiyelimizin ve seçimlerimizin bir tezahürüdür.
5. Bu bakış açısıyla, hayat bir sınav ya da cezalandırma yeri değil, insanın ruhsal olarak gelişebileceği bir alan olarak görülebilir. Tanrı, insanı ne tamamen günahsız ne de tamamen günahkâr olarak yarattı; insanın kendi deneyimleriyle kendini keşfetmesini ve ruhunu yükseltmesini sağlayacak bir alan sundu. Günah ya da hata, bu yolda birer öğretmendir.
Özetle, bu söz bize şunu anlatıyor: Tanrı, insanı baştan belirlenmiş bir yazgıya tamamen mahkûm etmedi. İnsan, içinde bulunduğu dünya aracılığıyla kendi ruhsal yolculuğunu tamamlayacak seçimler yapmak zorundadır. Bu da aslında insanın ilahi bir varlık olarak özgürlüğünü ve sorumluluğunu ortaya koyan bir hakikattir.
"İnsan insandan vazgeçmez azizim..
İnsan insana yüklediği mânâdan vazgeçer..
-Farkın yokmuş kimseden..
Ben farklı bakmışım bilmeden...!der..
Ve gider...
İnsan insandan gider..!"
Venüs Retro başladı ve eski sevgililer mezarlarından kalkıp ‘Nasılsın?’ diye mesaj atıyor. Ama hatırlarını sormaya değil, hatalarını tekrarlatmaya geliyorlar!
İşte onlara göndereceğiniz klip:)))😂💛