Hayatımda ilk kez kalbimin ait olduğu yeri bulduğunu hissettim .
Seninle olmak, bir duygunun peşinden gitmek değil , kendime giden yolu bulmak gibiydi.
Aşkın kelime anlamını unuttum; çünkü benim için artık aşk demek, bir kavram değil, doğrudan senin adın demek ❤️
Farkhunda, 27 yaşında bir Afgan kadınıydı.
İlahiyat Fakultesi mezunuydu..Öğretmen olmaya hazırlanıyordu..
19 Mart 2015 tarihinde bir caminin önünde muska satan bir molla ile tartışmasının bedelini bir grup öfkeli erkek tarafından linç edilerek ödedi.
Taşlar ve sopalarla feci şekilde dövüldü, yerlerde sürüklendi, bir çatıdan aşağı atıldı, arabayla çiğnendi ve benzinle yakılarak can verdi!
Üstelik o insansıların arasında bütün bu vahşetin her saniyesini videoya çekenler vardı, ibreti âlem için bütün dünya görsün ve korksun diye.
İslam’a yönelik her eleştirinin yakıp kavurucu bir öfke ile karşılık bulacağını, buna cüret edenlerin sonunun ne olacağını herkes bilsin diye…
Yüreği yetenler internette bulup izleyebilir.. Peki, ne yapmıştı Farkhunda?
O, bir molladan kötülükleri kovmak için muska satın alan kadınları bunlara para vermeyin, bunların İslam’da yeri yoktur diye uyarmıştı sadece.
Çocuğu olmayan, hastalıklarından kurtulmak isteyen zavallı insanların kâğıt parçalarından medet ummasını doğru bulmuyordu. Bunu gidip o caminin önünde o din satıcısıyla tartışma cesaretini göstermişti Farkhunda.
Bedelini canıyla ödeyeceği o karşı duruşu sergilemişti.
Kesesini doldurmak için küçük kâğıt parçalarına dua yazıp insanlara hap gibi din satan o mollanın bir kadının cüreti karşısında afallayıp “Kuran yaktı bu kadın” iftirasıyla ortalığı velveleye vereceğini ve bunun sonucunda oraya toplanan bir grup hayvansı tarafından vahşice linç edileceğini bilebilir miydi?
“Ben bir Müslüman’ım ve Müslümanlar Kuran yakmaz” diye feryat etti ama dinletemedi. Vahşeti durdurmak için çevredeki polislerden yardım isteyen birkaç doğru düzgün insanın aldığı cevap ise, boş verin bu da İslam düşmanlarında ibret olsun şeklindeydi.
O öldürülürken, bedeni paramparça edilirken öylece bekledi polisler.
Sonra babasını aradılar. Gel, kızın bir ‘günah’ işledi al götür dediler. Öyle ya, bir din satıcısın sahtekârlığını yüzüne vurmaktan daha büyük bir ‘günah’ olabilir miydi?
Hakkında bir sürü palavra uydurdular. Akli dengesi bozuk bir kadın Kuran yaktı dediler.
Alttaki görüntüler beynime kazıldı ve çıkmıyor.
"Sadi Şirazi'den bir nasihat:
Sana verilmeyeni sana lazım olmayan bil. Başkasında imrendiğin, sen de olmayanı; olsaydı felaket bil. Ne ki eksiğin, olsaydı; fazlalığın olurdu: Allah herkese layık olduğu cevheri verdi. Kedinin kanadı olsaydı, serçenin nesli tükenirdi... 🕊️"