9 mayis 2026’da dikili lodospor sezonu şampiyonlukla bitirince bu videoyu atıyor. Video voleybol dünyasında viral oluyorz 26 temmuz 2026’da a mili takım şanpiyon oluyor ve kızlar taklit ediyor.
ÖZÜR DİLİYORUM
Üç çocuğum var. Eşimle ben doktoruz. İkimiz de çalışıyoruz; didiniyoruz, eksiliyoruz, destek arıyoruz ve ancak öyle çocuklarımızı özel okulda okutabiliyoruz. Bunu bir ayrıcalık gibi taşıdığımı sanmayın. Tam tersine, bu memlekette eğitimde fırsat eşitliğinin nasıl çöktüğünü her gün içimde bir utanç ve acıyla yaşıyorum.
Mesele artık sadece eğitim de değil. Güvenlik duygusu da çöktü. İnsan, çocuğunu hangi okula verdiğini değil; o çocuğun nasıl bir ülkede büyümeye çalıştığını düşünmekten yoruluyor. Orta sınıfın, beyaz yakalının, yıllarca okuyup emek vermiş insanların geldiği yer burası: Daha iyi bir hayat kurmak değil, sadece evladını biraz daha az riskin içine bırakabilmek için çırpınmak.
Ben bu düzenin kazananı değilim. Ben de mağduruyum. Sadece çöküşün biraz daha geç vurduğu kesimlerden biriyim. Bu yüzden, benimle aynı şartlara sahip olmayan; çocuğunu devlet okuluna mecburen gönderen, servis parasını, beslenme çantasını, güvenliği, geleceği dert eden bütün vatandaşlarımdan içim ezilerek özür diliyorum. Aramızdaki fark bir başarı farkı değil; bu bozuk düzenin insanları eşitsizliğe zorlamasının sonucudur.
İnanın, bunun böyle olmaması gerektiğine bütün kalbimle inanıyorum. Bir çocuğun kaderi, anne babasının geliriyle; bir ailenin huzuru, cebindeki son parayla; bir toplumun geleceği, çaresizce yapılan bireysel kaçış planlarıyla belirlenmemeliydi.
Sağlıkta da tablo farklı değil. Orada da eşitlik masaldır artık. Parası, bağlantısı, erişimi olanla olmayan arasında bazen teşhis kadar, bazen tedavi kadar, bazen de hayat kadar fark var.
Bir ülke, kendi çocukları arasında bu kadar derin bir kader uçurumu oluşturuyorsa, orada sadece ekonomi değil vicdan da çökmüş demektir.
Suriye savaşının sonunda kazanan tek bir ülke oldu: İsrail.
Golan Tepeleri’ni aldı ve bölgeyi kendi istediği gibi yeniden şekillendirdi. İsrail ve ABD, ülkenin başına eli kanlı bir katili getirdiler.
Kaybeden ise Suriye halkı oldu. Ne yazık ki Türkiye de bu sürecin ağır bedelini ödedi.
Şimdi benzer bir senaryo İran için kuruluyor. Aynı oyun. Aynı algı. İran’a saldırmamız için ülkemizi kullanmak isteyecekler. Dindar görünümlü, İsrail ve Amerika’ya çalışan birilerini konuşturup, sünnileri kışkırtacaklar. Mezhepçilik yapıp kardeşi kardeşe kırdıracaklar. Olmadı Nato kartını ortaya koyacaklar.
Bu kirli savaşta İsrail ve ABD’nin taşeronu olmamalıyız.
Irak’ta, Libya’da ve Gazze’de yüz binlerce çocuk öldürdüler.
İnsanları aç bıraktılar, şehirleri ve hastaneleri bombaladılar.
Unutmayın; bu savaşın sonunda yine kazanan İsrailli ve Amerikalı silah, ilaç ve petrol şirketleri olacak..
Katillerde merhamet ve vicdan olmaz.
Savaşın bedelini siyasetçiler ödemez.
O bedeli anneler, babalar, çocuklar ve halklar öder.
Ülkemin özellikle İsrail ve Amerika’dan gelebilecek her türlü oyuna, baskı ve şantaja asla boyun eğmemesini istiyorum.
Yaşasın barış…