Bazı okullar��n 23 Nisan etkinlikleri için öğrencilere özel kıyafet giyilmesini zorunlu tuttuğunu belirten anne, parası olmayan ailelerin kıyafeti alamadığını belirtti.
Kıyafeti olmayanların törenlere de alınmadığını belirten anne, yaşananlara tepki gösterdi:
“Çocuk boynu bükük kenarda bekliyor.”
Çocukları çok seven bir ülke burası, öyle ya baksanıza bayramı bile var.
Mutlu, başarılı, ağzı laf yapan, “normal” çocuklarını seven ama engelli çocuklarını sevmeyen bir ülke.
Türkiye’de engelli çocukların % 70’i ilkokuldan sonra okulu bırakıyor. Gerisi de sırasıyla sonraki aşamalarda eğitimden ve sosyal hayattan kopuyor. AB ülkeleri içinde bu oranının en yüksek olduğu ülkedir burası.
Kaldı ki ilkokulda okuma yazma dahi öğrenemeden bırakanların oranı daha da yüksek.
Bakanlar, belediye başkanları, genel müdürler... 23 Nisan dönemlerinde makam koltuklarına engelli çocukları oturtmadıkları müddetçe, toplumda engelli farkındalığının istenilen seviyeye ulaştığına ikna olmayacağım.
Bugün heyet raporu almak üzere bir devlet hastanesine gittim. Heyet nedeniyle 7 poliklinik gezdim. Hiçbirinde doktor olduğumu belirtmedim.
Cidden bir tane doktorun işini geçiştirdiğini ya da kimseye kötü davrandığını görmedim.
Gözüme çarpan en önemli şey havalandırmanın çok iyi olması gereken hastanelerin aşırı havasız, boğucu ve gergin olması . Bunun yanında hastane ve koridorlarının aşırı kalabalık ve basık olması ile bekleme, sıra, belirsizlik ve işlemeyen sistemi diğer önemli sorunlar olarak gördüm.
Bununla beraber kimsenin bu konularla ilgili bir şikayette bulunduğunu duymadım. Ancak ne hikmetse herkesin kapıda beklerken sürekli olarak kendileri de bu tüm olumsuzlukların kurbanı olan doktorlarla sağlık çalışanlarını suçlayıp durduğuna hatta birbirini bu konuda gaza getirdiğine şahit oldum. Birkaç defa doktor napsın diyerek müdahale ettim. Her seferinde herkes bir süre sustu ama 5 dakika sonra aynı şekilde devam etti.
Sanırım İnsanlarımız doktorların artık hiçbir yetkisi olmayan birer pasif çalışandan farksız olduğunun farkında değil. Ve doktorların eskisi gibi hastanenin patronu olduğunu ve temizlik, düzen, sıra, koridorların genişliği, muayene süresi, hasta sayısı vs gibi her şeyin onlardan sorumlu olduğunu sanıyor.
İnsanlarımıza bunun böyle olmadığını ve bu tür haklarını nerede alacaklarına dair farkındalık kazandırmamız gerektiğini düşünüyorum.
Belki o zaman öfkeleri yıkıcı şekilde bu durumun asıl kurbanı olan sağlık çalışanlarına değil asıl sorumlulara yönelerek yapıcı adımların atılmasını sağlar.
Mansur Yavaş Erdoğan'a cevap verdi...
"Mübarek günde çıkıp '11 belediye başkanınız nerede' diyor. Artık gözler kör olmuş, diyecek bir şey yok."
"Cuma çıkışı hakaret yemek istemiyoruz. Kimse gibi düşünmek zorunda değiliz. Kimse de bizim gibi düşünmek zorunda değil."
Her birey gibi çalışma hayatına katılmak biz engellilerinde hakkı bunun için kamuda engelli personel kotası %6 olmalı ve son yıllarda yapılan düşük atamalar göz önünde bulundurarak 20 bin atama yapılmalıdır
#AtanamayanEngelliyeMüjde