@selinklu Aslında temelde ideolojiyi bir hedefe (devrim) yol almaktan çok bir kimlik olarak tanımlamaktan kaynaklanıyor. Sonuçta mesele hiçbir zaman bizi neyin daha aydınlık ve şahane birisi yaptığıyla alakalı değil aslında. Bireysel ego tatmini bağımlılığı tr solunun en habis hastalığı.
Dünden bugüne kalan en güzel haber bu.
TİP’in desteklediği Die Linke adayı Betül Havva Yılmaz Berlin Eyalet Parlamentosuna milletvekili olarak seçildi. Eyalet parlamentosunda Türkiyeli bir sosyalist var.
Size yazmak için bahane üretiyor gibi olacak ama son tweetten sonra 2 kere daha tutuklandım. Bazen hücrede zimmetli çakmağı kaybedince ya da kütüphaneden aldığım kitaba bir şey olunca dışarıdaki refleksimle çok geriliyorum ama sonra “napacaklar bir daha hapse atamazlar ya” diye kendimi rahatlatıyordum. Atabiliyorlarmış.
Neyse, Moby Dick bitti. İddianame hazır.
Duruşma tarihi 28 Eylül.
Görüşmek üzere.
“şöyle bi yerden söylüyorum. x bi yerden konuşuyorum.”
her ne cehennemden söylüyorsan oradan söyle ama şerefinle bağlam oluştur be kardeşim. nereden söylediğini bize söyleme, kavrat. sezdir. hissettir. bizi oralarda gezdir. bir tur attırıp geri olduğumuz yere bırak.
Kendinize salak muamelesi yaptırmak hoşunuza mı gidiyor? Payına düşenle doymadıysan, fazlası için yemeği planlayan kişiye bir danışmak kadar basit bir nezaket davranışını gösteremeyeceksen git mağarada yaşa. Restoran değil orası, ev, bir düzeni var.
Bu tivite kadınlar niye bu kadar kuruldu anlamadım. Erkekler fazla yiyormuş. Hatta doysalar bile ikinci üçüncü güne yemek kalmasın diye yiyorlarmış. Sanki kötülük yapmak için.. Böyle düşünmeniz normal değil. Sizlerin sofrasındakilere sabırlar diliyorum.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.
Bu aralar biraz buralarda takılasım var, burada özlediklerim var ama bulamıyorum algoritmanın içinde. Neyse biraz duvarlarda seslenirim belki açılır. Merabaaaaa!
Okudugu kitap turunu bile bilmedigin insanla evlenmemelisin mesela. Erkekler kafalarinda gelecege gidip asagilayabilecekleri hayali eşler yaratıp onlara gıcık oluyo hobi olarak sjdjdjd hoslanmadigin, kendine uygun bulmadiginla evlenmezsin zaten. Hani amac hayattan beraber keyif almak ya.
Başarı, kendini ikide bir başkalarının eylediklerine, söylediklerine referans vererek tanımlamamaktır. Popülizm size göre değilse, eleştiri marifetiyle bile olsa dahil olmaya tenezzül etmeyiniz, daha tutarlı olur.
Ahmet Telli’nin şiiri, yenilgiden sonra ne yapılacağını anlatan bir kılavuz değildi. Hazır cevaplar sunmadı. İnsanlara yeniden kazanacaklarının güvencesini vermedi. Daha zor bir şey yaptı: Kaybetmiş bir insanın neye dönüşmemesi gerektiğini gösterdi.
İnsan alaycılığa teslim olmamalıydı. Geçmişinden utanmamalı, kaybettiği arkadaşları bir yük gibi taşımamalıydı. Acısını başkalarına karşı bir duvara çevirmemeliydi. Dünyanın adaletsizliğini gördüğü için sevgiden vazgeçmemeliydi.
Ahmet Telli, zaferin yakında olduğuna inananların şairi olmaktan çok, zafer uzakta kaldığında birbirlerini kaybetmemeye çalışanların şairiydi. Bu nedenle şiiri politik yenilgiler yaşamış kuşaklara seslendi. Fakat yalnızca onlara ait kalmadı. Kendi hayatında bir şeyleri kaybetmiş herkes, onun dizelerinde tanıdık bir ses bulabildi.
Şimdi o ses, şairinden bağımsız biçimde yoluna devam edecek.
"Sıyrılıp Gelen"in yazarıydı Ahmet Telli.
Bir insanın kaleminden çıkabilecek en kusursuz dizeler yine aynı kusursuzlukta bestelenip şarkı haline getirilince ortaya böyle ölümsüz bir şaheser çıkmıştı.
https://t.co/RDFEH17beN