Anayasa Mahkemesi önünde hakkını ararken canına kıyan emekli polis memurumuz Ali Şekeroğlu’na Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm emeklilerimize başsağlığı diliyorum.
Uzun süredir söylüyoruz; emeklilerimizin yaşadığı geçim s��kıntısı artık bir sorun olmaktan çıkmış, çaresizliğin ve isyanın eşiğine gelmiştir.
Başbakanlığın önüne bir yazarkasa atılması yıllarca konuşuldu, bugün bir emekli Anayasa Mahkemesi önünde canına kıyıyor.
Ama iktidar medyası haberi bile görmüyor.
Ya bir an önce sandığı getirsinler, emekliler bu iktidardan kurtulsun. Ya da emeklileri bu sefaletten kurtarsınlar.
Yıllarca devlete hizmet etmiş, canımızı emanet ettiğimiz emekli polis memuru Ali Şekeroğlu, sırtında Türk bayrağıyla geldiği Anayasa Mahkemesi önünde hayatına son verdi.
Elinde tek bir feryat vardı: "Para için değil, onurumuz için…"
İki evlat babası bir insan; ailesini geçindiremediğini, geçinemediğini haykırarak gözlerimizin önünde canından vazgeçti. Görevdeyken canımızı koruyan bir kamu görevlisini, emekli olduğunda onuruyla yaşatamayan bir düzenle karşı karşıyayız.
Bu bir tesadüf değildir. Emeği ve insan hayatını kuru birer istatistiğe indirgeyen, birileri servetini katlarken emekliyi açlığa ve çaresizliğe mahkûm eden çarpık anlayışın sonucudur. İlacını, kirasını kara kara düşünen milyonların olduğu yerde kimse bize "başarı hikâyesi" anlatamaz.
Çok üzgünüz, çok öfkeliyiz.
Ama yalnızca üzülmek yetmez.
Bir ömrünü bu ülkeye vermiş vatandaşını açlığa terk etmek değil; ona onurlu ve güvenceli bir yaşam sağlamak sosyal devletin en temel görevidir. Yurttaşını adaletsizliğin kıyısında yapayalnız bırakan bu anlayışı kabul etmiyoruz. İnsanımızın haysiyetini, emeklimizin onurlu yaşam hakkını sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz.
Ali Şekeroğlu’na Allah’tan rahmet; acılı ailesine, evlatlarına ve tüm emeklilerimize başsağlığı diliyorum. Başımız sağ olsun.
İçimiz acıyor, nefesimiz kesiliyor. Bir yavru kedinin dört cani tarafından akıl almaz işkencelerle katledilip denize atıldığı, henüz birkaç gün önce bir kaplumbağanın acımasızca ezildiği görüntüler yalnızca birer “hayvana şiddet” vakası değildir; göz göre göre sergilenen safi kötülük, sapkın bir sadizm ve topyekûn ahlaki çürümedir!
Savunmasız bir canlının çığlığına sağır olan, "Alt tarafı bir hayvan" diyerek bu vahşeti küçümseyen, görmezden gelen herkes bu suça ortaktır. Bu canilerle, bu merhametsiz yaratıklarla aynı havayı solumaktan, aynı sokaklarda yürümekten tiksiniyorum.
Emniyet güçlerimize ve adli makamlara açık çağrımdır: Bu insanlık dışı yaratıklar derhal tespit edilmeli, yakalanmalı ve ibretlik en ağır cezaya çarptırılmalıdır! Cezasızlık cesaret verir; bu vahşete sessiz kalmayacak, o masum canların hakkını arayan öfkemizi asla dindirmeyeceğiz!
@adalet_bakanlik@EmniyetGM@SiberayEGM
Kıymetli Yurttaşlarım,
Değerli Yol Arkadaşlarım,
17 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ediyorum.
Bu karar, ülkemizin geleceğine dair inandığım değerlere ve milletimize karşı taşıdığım sorumluluğun bir sonucudur.
Bugüne kadar birlikte emek verdiğimiz, omuz omuza yürüdüğümüz tüm yol arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Bugün Türkiye’nin daha güçlü, daha demokratik ve daha umut dolu yarınlarını birlikte inşa etmek için YENİ bir yol açıyoruz.
Sizleri bu yürüyüşün bir parçası olmaya, umudu birlikte büyütmeye ve geleceği birlikte kurmaya davet ediyorum.
Üye olmak için:
https://t.co/s02Cp84FYw
Destek olmak için:
https://t.co/suli2khbrr
Bu yol milletin yoludur. Hep birlikte başaracağız.
#Yenibaşlangıç
Her özür pişmanlıktan gelmez. Bazıları sadece yaptıklarının öğrenilmesinden ve bunun ortaya çıkardığı sonuçlardan rahatsız oldukları için özür diler.
Gerçek pişmanlık, verdiği zararı görebilmektir. Manipülatif özür ise sadece yakalanmanın ve kaybetmenin rahatsızlığıyla gelir.
Özellikle yaz aylarıyla birlikte yaşanan orman yangınlarına karşı doğamızı, ormanlarımızı ve tüm canlılarımızı korumak için hepimizin duyarlı davranması büyük önem taşımaktadır.
Gencecik bir komedyen Deniz Göktaş…
Kimseyi öldürmedi, saldırmadı, hırsızlık yapmadı, milletin hakkını yemedi.
Ak Parti’nin kara düzeninde bir gösteri yaptı diye hakkında soruşturma açıldı. Ama kaçmayıp ülkesine dönen Deniz, bugün “kaçma şüphesiyle” tutuklandı.
Karşımızda, kendinden olmayana nefretle muamele eden bir rejim var. Halkın rızasından vazgeçmişler, dünyadaki tüm otoriterlerin yaptığı gibi zorbalıkla milleti sindirmeye çalışıyorlar.
Millette huzur da refah da bırakmadılar.
Deniz, bu kara düzenin mağdurlarından sadece biridir.
Ama artık bir dönüm noktasındayız.
Ya bu kara düzene kul olacağız ya da hep beraber Atatürk’ten miras Cumhuriyetimizin kazanımlarını savunacağız.
“Neşemizi çalamayacaklar” Deniz…
Ya otokrasi ya demokrasi!
BİLGİLENDİRME
Cumhuriyet Halk Partisi’nde “mutlak butlan” kararıyla göreve döndürülen Parti Meclisi’nin 57 üyesinden 28’i istifa etti. Böylece, Parti Tüzüğünün 24/3 maddesi uyarınca hem Parti Meclisi hem de onun içinden seçilen Merkez Yönetim Kurulu resmen düşmüş oldu. Parti Tüzüğüne göre, Parti Meclisi üye sayısının, üye tam sayısının 3’te 2’sinin (40’ın) altına düşmesi durumunda 45 gün içinde kurultaya gidilmesi zorunludur.
*CHP Tüzüğü - Madde 24/3:*
“Parti Meclisinde boşalan üyelikler, sırasıyla yedek üyelerle doldurulur. Parti Meclisine bütün yedek üyeler çağrıldıktan sonra, üye sayısı, üye tam sayısının üçte ikisinin (2/3) altına düştüğünde Parti Meclisi için seçim yapılmak üzere Genel Başkan kırk beş (45) gün içinde kurultayı toplantıya çağırır.”
Bazı yoklukların yerine hiçbir şey konmuyor.
Yük ağırlaştığında,
omuz verecek bir dost aradığında,
dönüp bakınca eksikliğini hissettiğinde…
Birlikte yürüdüğümüz yollar burada. O yollardan çok daha fazlasını yine seni yanımızda hissederek aşacağız.
Hatıran da hayallerin de bize emanet…