Timur Soykan:
“Bakın sol tarafta gördüğünüz Kılıçdaroğlu siyasi bir mevta öyle biri yok.
O bir zombi o bir zübük.
Yani o artık siyasi gücünü kaybetmiş, hiçbir tabanı olmayan, etrafında sadece ve sadece birkaç tane yandaş kalemşör olan.
Makam kaybetme kaygısı yaşayan bir daha aday gösterilmezsem ben ne yaparım? Milletvekili olmazsam bu makam aracı bu turuncu koltuklarda oturmazsam ben yaşayamayam diyen ve siyaseten yine ömrünü tamamlamış birkaç zübük.
Etrafında bir de mafyavari tipleri gördük işte…
50 kişi mi? 60 kişi mi? 100 kişi olsun ya hadi diyelim ki 150 kişi olsun o kadar gerçekten o kadar. “
5 Temmuz 2024'ten bu yana İngiltere Başbakanı olan Sir Keir Starmer'ın konvoyunu izliyoruz. Kendi ülkemizdeki tabloya dair yorumu tamamen sizlerin takdirine bırakıyorum.
Bu durumun hiçbir "Ama"sı, hukuki veya bürokratik bahanesi olamaz. Bugün kamunun gücünü arkasına alıp çakarlı araçlarla konvoylara eklemlenen unsur(dalkavuk)lar, yarın değişen ilk siyasi rüzgarda yeni aktörlerin arkasına dizilecektir. Devlet ciddiyeti, bu yapıları o konvoylara hiç sokmamayı gerektirir.
Devletin gücü ve itibarı; grup toplantılarında (sadece) dış dünyaya meydan okuyarak değil, yönetimdeki bu rasyonel mütevazılıkla inşa edilir.
Çok konuşan ve kalabalıklar arkasına saklanan mı güçlüdür, yoksa az konuşup sadeliğin gücüne inanan mı?
CAO Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, gıda güvenliğinin önemine dikkat çekti. Solakoğlu:
“Sopayla tarım yönetilmez. İhracat ürünlerinde üç tırda bir numune alınırken, yurt içinde tüketilen gıdalarda 500 tırda bir numune alınıyor. Ette antibiyotik, sebzede pestisit artıyor. Az kaldı; kaliteli ve güvenilir gıdaya nasıl ulaşılacağını en geç bir buçuk yıl sonra göreceksiniz.”
Sencer Solakoğlu:
- Her gelen bakana ineğin kaç memesi olduğunu baştan anlatıyoruz!
- ‘Kepek ekin’ diyen de oldu, ‘Zarar ediyorsanız niye ekiyorsunuz?’ diye çiftçiyi küçümseyen de…
- Devlet hem hiçbir şey yapmıyor hem de çiftçiyi hor görüyor.
- Ben bunu değiştireceğim!
"Âyinesi iştir kişinin lâfa bak��lmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde"
Çalıştık didindik, uykusuz kaldık sağlığınızdan feda ettik, aldığımız görevi, binlerce yıllık İstanbul’un emanetini hak ettiği güzelliğe getirdik.
Türkiye koruma ve restorasyon tarihinin en büyülü eserini İBB Miras olarak ortaya çıkardık; Yerebatan Sarnıcı’nı İstanbul’un şanına yakışır hale getirdik☀️
Biz şimdi gururla ve onurla bu güzel eserin karşısında söyleyecek tek sözümüz var;
İşimiz, emeğimiz, eserimiz sözümüz, mesleki rütbemiz Yerebatan Sarnıcı restorasyonudur.
Kendi emeğimizle var olmanın gururu ve onuru ile Yerebatan Sarnıcı’nın girişine yazdığım küratör metninden:
"Yerebatan yerin üstüne aittir.
O ölmemiş, bir ömrün sınırını çoktan aşıp 1500 yaşına dayanmıştır. Yerin altına inip oradan ölümsüzlüğü almış bir kahraman, ömrünü kendi zamanının ötesine taşımış bir efsanedir.
Yeraltına iniş kapımızdır Yerebatan"
#YerebatanSarnıcı
Gönlünde güzellik ve taşıyan tüm dostlara sevgi ve hürmetle…
Denizli’de zeytinliğine el konulup, ağaçlarının sökülmesine direnen
75 yaşında, 1.50 cm boyundaki 8 çocuk annesi Hatice Kocalar, kömür şirketi Avdan AŞ’nin 5 erkek görevlisini darp ettiği iddiasıyla yargılandığı davada para cezasına çarptırılmış.
Trajikomik işleri olağanlaştırdılar.
HaticeKocalar anamızı dinleyin…👇👇👇
#ZeytinimeDokunma
⚠️ ÇOK ÖNEMLİ - LÜTFEN OKUYUN VE PAYLAŞIN! ⚠️
Arkadaşlar, günlerdir televizyonlarda "hobi bahçeleri yasak, tarım alanlarını mahvettiler" diye haberler dönüyor. Evet, tarım alanları önemli ama asıl büyük soygunu kimse konuşmuyor!
TEMA Vakfı raporu açıkladı: Kaz Dağları'nın tam %79'u şu an maden ruhsatlı! Tam 12.9 Milyon dönüm araziden bahsediyoruz. Bizim üç beş meyve ağacı diktiğimiz yerlerin toplamından 650 kat daha büyük bir alan maden şirketlerine peşkeş çekilmiş durumda. 🌲🔥
Hobi bahçesine "dur" diyenler, Kaz Dağları'nda milyonlarca ağacın kesilmesine, toprağın siyanürle zehirlenmesine neden sessiz?
Vatanını seven bu gerçeği paylaşsın. Çocuklarımıza bırakacak bir karış yeşilimiz kalsın! 🙏🇹🇷
#hobibahçemedokunma #HobiBahçesi
AKP Gençlik Kolları yöneticisi Halil Efe Tunç'un devletin en çok et ithalatı yaptığı şirketin ortağı olduğu haberine,"MİLLİ GÜVENLİK VE KAMU DÜZENİNİ KORUMA"k için ERİŞİM ENGELİ geldi.
Kopyalayıp paylaşın ki kimse bu bilgiyi paylaşıp Türkiye'nin milli güvenliğini tehdit etmesin
Bu pazar, saat 2'de Mehmet Bahariye ile Moda'nın kesiştiği Mehmet Ayvalıtaş Parkı'nda İsmail Arı için, Alican Uludağ için, Merdan Yanardağ için #GazetecilereÖzgürlük için ve aslında gazetecilik için buluşuyoruz.
TAKİP VE PAYLAŞIM KIYMETLİ
İBB Davası'ın 10. günü için yine sabah 6'da kalkıp yola koyulduk. Her gün git gel 3 saat yol çekiyoruz. Ve akşam geç saatlere kadar adliye koridorlarındayız. Her şey yaşananlar duyulsun diye. Bu kadar emeğin karşılığı olarak yazdıklarımız, söylediklerimiz daha fazla kişiye ulaşırsa iyi hissederiz. O yüzden sadece beğenip geçmeyin takip ve paylaşımlarınızla daha fazla kişiye ulaşalım 🙏
GEÇ OLMADAN YANLIŞTAN DÖNÜN!
Ayaklar altına aldığınız Zeytin Yasası bizim arkamızdadır. Uydurma ve hukuksuz kararlarınızdan korkmuyoruz.
Tapulu arazimize girmeye kalkarsanız o kepçelerin önünde bedeli ne olursa olsun bizi bulacaksınız.
Köylüyü karşınıza almaktan vazgeçin!
Bu gönderiyi olabildiğince geniş alana duyurmakta bana destek verebilirseniz, Türkiye'de tabiatı koruma yönündeki hukuk mücadelesine önemli destek vermiş olursunuz. Minnettar olurum.
Hem X hem Instagram hesaplarımdan, Milas Akbük mevkiindeki tabiatı katleden madenlerle hukuk mücadelesi başlattığımı ve kendi adıma dava açtığımı 11 Ağustos 2025 tarihinde duyurmuştum.
Gururla ve mutlulukla bildirmek isterim ki, ÇED raporu olmadan madenlere izin veren Aydın Valiliği’nin işlemi, kendi adıma bizzat açtığım dava sonucunda iptal edilmiştir.
Orman alanlarında çevre etki değerlendirmesi yapılmadan madencilik işlemleri yürütülemez. Devlet buna himaye veremez. Hukuk, kamu menfaatini dengeleyen ve gözeten tedbirlerin alınmasını emreder. Gerekirse, bir avukat kendi kendisini ağaçlarla ve toprakla beraber müvekkil yapar; mahkemeye emanet eder.
Aydın Valiliği’nin "ÇED Gerekli Değildir" kararını iptal eden Aydın 2. İdare Mahkemesi'ne selam olsun.
Ben konuyu hukuk yoluna götürdüğümde "memlekette hukuk mu var hocam?" diyerek yılgınlık gösterenlere selam olsun. Yollar yürümekle aşınmaz. Hukukçunun elinde bir tek hukuk vardır. Ona asla sırt dönmez.
Aydın 2. İdare Mahkemesinin verdiği bu kararın, Türkiye’nin farklı illerindeki farklı valiliklerin verdiği veya verecekleri “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı iptal davalarında emsal niteliğinde kullanılabileceğini de memnuniyetle belirtmek isterim.
Bu türden durumlar karşısında dava açmak isteyen ve dayanak noktası arayanların ilgisine, detaylar aşağıdadır:
1- Akbük’te yer alan saha için yapılması planlanan “kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi projesi” kapsamında Aydın Valiliği 23.07.2025 tarihinde ÇED Gerekli Değildir kararı vermişti. Proje sahasının ormanın, tarım alanlarının ve yerleşim yerlerinin yakınında bulunduğu, proje kapsamında hukuki gereklerin usulüne uygun şekilde yerine getirilmediği, jeolojik, sismik ve halk üzerindeki etkilerinin yeterince analiz edilmediği ve özetle Valiliğin işleminde kamu yararı olmadığından bahisle bu kararı yargı yoluna taşımıştım.
2- Valilik ve projenin verildiği şirket savunmalarında projenin ÇED Yönetmeliğine uygun olduğunu, gerekli kurumlardan görüş alındığını ve projenin çevreye zarar vermeyecek şekilde yapılacağını öne sürmüşlerdi. Akabinde Mahkeme dosyanın esaslı incelenmesi amacıyla bir bilirkişi heyeti atamaya karar verdi. Bilirkişi heyetindeki uzmanlar ÇED gerekli değildir kararını çevre mühendisliği, biyoloji bilimi ve orman mühendisliği yönlerinden hukuka uygun bulurken maden ve jeoloji mühendisliği bakımından hukuka aykırı bulmuştu. Ayrıca bir bilirkişi “sahanın olduğu gibi korunmasında parayla ifade edilemeyen üstün kamu yararı” olduğunu vurgulamıştı.
3- Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkeme; (i) proje tanıtım dosyasındaki jeolojik ve sismik analizlerin yetersizliğini ve bölgedeki su sorununu, (ii) orman, zeytinlik, yerleşim yeri ve turizm bölgelerine olan yakınlığı dolayısıyla flora/fauna üzerindeki riskleri ve (iii) bilirkişi raporuna ilişkin beyanlarımı değerlendirmiş ve bilirkişi raporu doğrultusunda, proje kapsamında yürütülecek madencilik faaliyetlerinin mevsimsel dereleri ve yeraltı sularını kirletme riski, dere yataklarının yönünü değiştirme ihtimali ve kalker tozlarının deniz turizmine vereceği zararları dikkate alarak, ÇED raporu hazırlanması gerektiğine karar vermiştir.
4- Ayrıca Mahkeme, projenin sadece kazı alanı değil, pasa stok, cevher stok ve tesis alanlarının toplamı üzerinden hesaplanması gerektiğini ve bu durumda 25 hektar sınırının geçildiğini ve kırma eleme tesisi için planlanan yıllık 1.200.000 tonluk üretimin, yönetmelikteki 400.000 tonluk eşik değerin çok üzerinde olduğunu tespit etmiştir.
Sonuç olarak Mahkeme, yukarıda özetlediğim gerekçelerle, oybirliğiyle, “ÇED Gerekli Değildir” kararının eksik incelemeye dayandığını belirterek Aydın Valiliği’nin davaya konu işlemini iptal etmiştir.
Yurdumuza, Aydın'a, Bozbük'e hayırlı olmasını dilerim.
Mahkemenin gerekçeli kararının tamamı şurada:
https://t.co/Lihe5N3zM1