her şeyin bir tecrübe olduğunu düşünsen de, bu kaçınılmaz “pişmanlık” duygusu insanın varoluşunu sikip atıyor. 20 olsam 14 olmak isterim. üniversiteyi bitirirsin, lisede olmak istersin. 30 olursun, 20 olmak istersin. bu kabullenişi reddedemiyorsun. hayat işte.
Yaşlandıkça hayatın bir pişmanlık yönetimi olduğunu düşünür duruma geldim. Pişmanlık kaçınılmaz; ama elinde ne kadar pişman olacağını ayarlayabilmek gibi sınırlı ama muazzam bir güç var.
yine de gençliğin o büyüleyici hazzıyla yaşamak hayatın en büyük rolü. sevelim sevilelim, sevişelim, özleyelim, ağlayalım... günün sonunda yatağımızda tek başımıza kalıp duygularımızı yaşamamak için telefon denen sikik cihazla kendimizi avutalım. olsun, her kaçış da hayatın özü.
en çok arzu edilen hayatlarımızı yaşamak için içinde eridiğimiz bu ütopya, bu gerçeklik yanılsaması, içinde yaşadığımız gerçek tarafından tuzağa düşürülüyor, yok ediliyor. tek bildiğim sevginin bulduğum tek yuva olduğu. sadece sevdiğim kadının göğsüne yatıp uyuduğumda mutluyum.
koca bir nesli evlere tiktiniz. hayatinin baharinda olan insanlar disariya adim attigi an en az 1k harcamasi gerekiyor kimsenin birbirine tahammulu kalmadi. gundemi universitesi gelecegi olmasi gereken insanlari yapay bi sag sol kurt turk escinsel hetero kavgalari icine tiktiniz. kimsenin gelecegi icin umudu yok. ebeveynler hala senelerce 3 cocuk naralari atan biri yuzunden allah rizkini verir diyerek sokaga yuzlerce cocugu saliyor. egitim hakkinda tek gozetilen sey herkes yeterince yandas ideolojileri benimsiyor mu benimsemiyor mu? bizi manda olmaktan kurtardi dediginiz iktidar turkiyeyi kucuk bir amerika haline getirdi, dis dunyadan gerceklerden kopuk bir genclik yetisiyor, bir edit izleyerek ideolojisi dunya gorusu degisecek kadae donanimsiz insanlarla dolu cevremiz. turkiye yuzyilini hedefleyenler ve onlara alkis tutanlar gurur duysun bu tabloyla.