belki de ortada başka erkek kalmamış gibi sabahtan beri akıldan mantıktan yoksun tweet attığınız için tercih edilmiyorsunuzdur, bunu bi düşünün bence. kafanızı tanımadığınız muhafazakar erkeklerin hayatlarından kaldırırsanız gerçek sorunun kendinizde olduğunu görebilirsiniz belki
sabahtan beri "muhafazakar erkekler tesettürlüyüz diye bizi beğenmiyor açık kızlara yöneliyor" diye ağlayıp insanların mutlu günleri üzerinden analiz kasıp tepiniyorlar. bu eksik akıllıların beklentilerine göre eş seçmek zorundalar çünkü, Allah akıl fikir versin
Kuran yazıyorum çocuk açık bi kızla nişanlanmış arkadaşlar size diyoruuuum bu dindar erkeklere bişi oldu hiçbiri tesettürlü kızla evlenmiyo anlamadım tebliğ vazifesi falan mı çevremde ne kadar namazlı niyazlı erkek varsa tesettürlü kız gösteriyoz beğenmiyolar nesiniz olum siz
kardesim. ben istemedigim surece bana akıl verme olur mu. bi daha yapma bunu bak. evine kıtalar arası balistik fuze fırlatasım geliyor. seker kardesim benim
Çöp poşetine koyulan şey protez bacak değil vatan ve millet için sönen ocakların,ana babaların ahı ve dökülen kanların kendisidir. Yani devlet diyor ki benim için bunlar çöptür, kıymeti yoktur benim için dağdaki terörist orospu çocukları daha değerlidir, onlara şaklaban olacağım.
Anahtar Parti Lideri Yavuz Ağıralioğlu’ndan çerçeve yasa üzerinden CHP ve Yeni Parti’ye tepki:
“CHP, Yeni Parti ve hükümet arasında bu kadar niza var. Kavga, niza kırılıyor, ortalık…
Nasıl oluyor da çocuklarımızın katillerini affederken aynı hizada bulunuyorsunuz siz?”
🚨Anahtar Parti Lideri Yavuz Ağıralioğlu Rize’den hükümete seslendi:
“Öcalan’ı, Selahattin’i çıkaracaklar bölücüler memleketin başına bela olacaklar. Böyle seçildiniz şimdi yetkiniz boşa düştü. Gelip milletten yeniden yetki alacaksınız.”
Ya Referandum Ya Erken Seçim.
Ya referandum ya erken seçim!
İki senedir konuştuğumuz her kürsüde, milletimizle temas ettiğimiz her mecrada aynı şeyi tekrarladık:
Terörsüz Türkiye’ye evet; teröristle, katille yol yürümeye hayır.
Terörü bitirmek devletin vazifesidir. Ama terörü bitireceğiz diye teröristi muhatap almak, devlete irtifa kaybettirir.
Bu tutumun milletimizin birliğine ve beraberliğine hiçbir faydası olmayacağı gibi, devlete kaybettirdiğiniz her irtifa terör örgütüne kazandırdığınız mesafeye dönüşür.
Bugün çözüm diye tarif ettiğiniz bu yolun, yarın Türkiye için yeni ve daha ağır bir beka meselesine dönüşmesi kaçınılmazdır.
Biz bunu en başından beri söyledik, bugün de aynı yerde duruyoruz.
Siz milletimizden yönetme yetkisini isterken, seçim propagandanızın merkezine terörle mücadeleyi koydunuz. Muhalefeti terör örgütleriyle yan yana olmakla suçladınız. “Bize yetki vermezseniz teröristleri serbest bırakacaklar.” dediniz.
Milletimizin teröre karşı hassasiyetini, şehitlerimizin hatırasını, analarımızın acısını seçim meydanlarında bir irade talebine dönüştürdünüz.
Milletimiz ekonomik sıkıntısına, geçim derdine, yaşadığı bütün zorluklara rağmen terörle mücadelede ortaya koyduğunuzu söylediğiniz bu iradeye itimat etti. “Devletim terör karşısında taviz vermesin.” dedi ve size bir kez daha yönetme yetkisi verdi.
Şimdi ise milletimizden aldığınız bu yetkinin tam aksi istikametinde bir irade ortaya koyuyorsunuz.
Dün meydanlarda karşısında durduğunuz terör örgütünün elebaşını bugün cezaevinden çıkarmanın; terör örgütü mensuplarını hangi düzenlemelerle affedebileceğinizin, nasıl cezasız bırakabileceğinizin yollarını arıyorsunuz.
Yaptığınızı doğru bulabilirsiniz. Bunun devlet için gerekli olduğunu da sanabilirsiniz. Ancak değiştiremeyeceğiniz bir hakikat vardır:
Milletimiz size bu yetkiyi, bugün yaptıklarınızı yapmanız için vermedi. Seçim sırasında teröre karşı söylemleriniz ve taahhütleriniz için verdi.
Terörle mücadele konusunda ortaya koyduğunuz bu köklü tavır değişikliği, milletin iradesine yeniden müracaat etmeyi zorunlu hâle getirmiştir.
Ya erken seçime gider, “Biz iki yıl önce sizden bu iradeyle yetki aldık ama şimdi politikamızı değiştirdik.” der ve yetkinizi yenilersiniz;
Ya da hazırladığınız düzenlemeyi referandumla milletimizin önüne koyar, milletimizin onayını alırsınız.
Ama milletimize sormadan, milletimizden aldığınız yetkinin tam tersini yapamazsınız.
açık iletişim aptallığıyla gencecik insanları zehirliyorlar böyle bir iletişim biçimi ne romantik ilişkiler bağlamında ne de diplomatik dil olarak dünyanın hiçbir yerinde yok kullanılmıyor artık son örneği ahmet davutoğluydu o da esad düşmeyince bıraktı 2014de