CHP'nin rozet töreninde salonda bulunanların en az 200'ü sahte figüran CHP'li ile dolduruldu.
Kılıçdaroğlu'nun rozet töreni için 950 TL’ye cast ajanslarından tutulan figüranlar arasında Mısırlı, Özbekistanlı göçmenler, atanmayan öğretmenler, öğrenciler vardı.
Arka bahçelerde slogan provası yaptırıldı. 50 kişiye CHP Gençlik Kolları yeleği giydirildi.
Not: Haberi yalanlayan herkese alandan fotoğrafımı bırakmak istiyorum. Destekleyen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
MV REYHAN SARI gemisinde füzeler ile katledilen meslektaşımız SAVAŞ ÇAKIR'ın cenazesi gemiden indirildi.
UNUTMAK YOK, AFFETMEK YOK!
Bizi katledenleri, sessiz kalanları, bizi savaşa sürenleri affetmeyeceğiz!
#GemilerdeÖlmekİstemiyoruz
AKP, Akkuyu Nükleer Güç Santrali
İşi’nde; Cumhuriyet tarihinin en büyük peşkeşine imza attı.
AKP’nin bugüne kadar Akkuyu’da;
Rusya’ya verdiği teşviklerin, yaptığı vergi indirimlerinin dolar tutarı karşılığı;
9 Milyar 819 Milyon Dolar!
AKP, şimdi de Rusya’ya 2045 yılına kadar yeni imtiyazlar vermenin peşinde.
Mecliste görüşülen kanun teklifine göre⬇️
🔴Akkuyu’da damga vergisi kalkıyor
🔴İnşaat, malzeme, teçhizata KDV istisnası geliyor
🔴Rusya az sermaye koysun çok borçlanma yapsın diye, %25’lik bir avantaj mekanizması kuruluyor.
Peki bu teşviklerin Türkiye’ye faturası ne olacak?
Bizim hesaplamalarımıza göre:
Yaklaşık 5 Milyar Dolar!
Sonuç⬇️
Rusya 5 Milyar Dolar az para, az vergi ödesin diye;
AKP, vatandaşımızın sırtına ekstra 5 Milyar Dolar daha vergi yükü bindiriyor!
— İYİ Parti’den AKP’ye geçen milletvekili İsmail Ok, Adalet Bakan Yardımcısı’na mesaj atarak Baş Gardiyan T.Z.’nin Balıkesir’deki cezaevine atanmasını “rica” etti.
Akp’li İsmail Ok, “torpil talepli” mailini yanlışlıkla tüm 28. dönem milletvekillerine gönderdi.
(Mustafa Bildircin/BirGün)
AKP ve İsrail’in işbirliğini belgeledik!
Irak-Türkiye ham petrol boru hattında;
Irak Devletine ait petrolün izinsiz olarak taşınması ve Irak’ın belirlediği fiyatların altında satılmasıyla ilgili yasa dışı yoldan bir işbirliği kurulduğunu tespit ettik.
İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve birkaç ülkenin, ucuza satın aldığı bu kaçak ve kelepir petrol ticaretindeki AKP’nin rolü nedeniyle;
Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin Türkiye’ye verdiği cezayı Meclis’te açıkladık!
Ceza: 673 Milyon Dolar
Güncel Kurla 32 Milyar Lira!
Not: Söz konusu kelepir petrol satışına sebep olmaktan kaynaklanan bu ceza tutarı, Nihai Tahkim Kararı’nda belirtilen toplam 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık cezanın, 673 Milyon Dolarlık kısmını oluşturuyor.
Son Dakika | 🔥Muğla'nın Milas ilçesinde çıkan orman yangınının hızla ilerlediği bilgileri geliyor. Sahada olamadığımız için biz üzerimize düşeni yapıp herkesi haberdar edelim arkadaşlar 🙏 Teşekkürler
Atatürk'ün son sözü: “Aleykümesselam”
1⃣- Bir önceki su aldırma operasyonundan sonra komaya giren Atatürk’ün yorgun bünyesi tekrar (üçüncü kez) su alınmasını kaldırabilecek miydi? Doktorlar bu işin mümkün olduğunca geciktirilmesinden yanaydılar.
"İngilizler İstanbul'u neden terk etti?"
Murat Bardakçı: Çünkü Atatürk İngilizleri tehdit ediyor. İstanbul'a geliriz, İstanbul'u boşaltın diyor. Bunun üzerine İngilizler sömürgelerinden asker istiyor. Kanada Başbakanı vermiyoruz diyor. Avustralya ve Yeni Zelanda vermiyoruz diyor.Çünkü 100 senedir sizin için savaştık, bıktık diyorlar.
Bunun üzerine İngiltere de sert tartışmalar yaşandı ve azılı Türk düşmanı Lloyd George hükümeti 22 Ekim 1922 düşmüştür. Yerine gelen Muhafazakar Parti Başkanı Bonar Law da "Kemalcilere yenilip küçük düşmeyelim" diyor ve İstanbul'dan çekilme kararı alıyor.
İngiltere Kemal'in ordusundan korkmuş ve yılmıştır. Bunlar niye söylenmiyor?
Bunlar söylenmeyince, cahil avan ulema uyduruyor da uyduruyor!
Murat Bardakçı
İŞTE VAHDETTİN'İN KAÇIŞININ BELGESİ
İstanbul İşgal Kuvvetleri Başkomutanı İngiliz General Sir Charles Harington, Vahdettin’in kaçışını şöyle anlatıyor:
“15 Kasım Çarşamba günü yemekte iken sultanın yaveri geldi. Sultanın, cuma selamlığına çıktığında öldürüleceğini düşündüğünden hayatını kurtarmam için bana haber yolladığını bildirdi. Ben, sultanı kaçırmakla suçlanmamak için bu talebin yazılı olarak yapılmasını istedim.”
Bunun üzerine Vahdettin, 16 Kasım 1922’de İstanbul İşgal Kuvvetleri Başkomutanı Harington ’a şöyle bir kişisel mektupla başvurdu:
“Dersaadet (İstanbul) İşgal Orduları Başkomutanı General Harington Cenaplarına. İstanbul’da hayatımı tehlikede gördüğümden, İngiltere devleti fahimesine iltica ve bir an evvel İstanbul’dan mahall-i ahara naklimi (başka bir yere götürülmemi) talep ederim efendim. 16 Teşrin-i sani 1922. Müslümanların Halifesi Mehmet Vahideddin.” (Sir Charles Harington, Tim Harington Looks Back, John Murray, London, 1940, s. 125; Oral, s.474)
Harington, daha sonra yazdığı kitapta, Vahdettin'in bu sığınma belgesinin orjinalini çerçeveletip bir hatıra olarak evinin duvarına astığını da yazacaktı.
Vahdettin, 17 Kasım 1922’de oğlu Ertuğrul ve yanındakilerle birlikte İngiliz HMS Malaya zırhlısı ile Malta adasına kaçtı.
Vahdettin, 20 Kasım 1922’de İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı Harington’a, 25 Kasım 1922’de de Büyük Britanya Kralı ve Hindistan İmparatoru V. George’a, kendisine yardım etmelerinden dolayı bir teşekkür telgrafı gönderdi. Vahdettin, Britanya Karlı’na gönderdiği telgrafı şöyle bitiriyordu:
“Majestelerinize en derin minnetlerimi sunarım. Majestelerinizin ailesinin tüm mensuplarının sağlık ve refahı için Allah’a dua ederim.” (Oral, s. 474; Sonyel, s. 200)
Dikkat edilirse, Vahdettin, iltica mektubunu “Müslümanların Halifesi” sıfatıyla imzalamıştı. Çünkü İngilizler, Vahdettin’in halifelik sıfatı sayesinde sömürgelerindeki Müslümanları kontrol etmeyi planlıyordu. Ancak bu İngiliz oyununu da Mustafa Kemal (Atatürk) bozdu. TBMM, 18 Eylül 1922’de Vahdettin’in halifelik yetkilerini elinden aldı, Abdülmecit Efendi’yi “halife” seçti.
Ayrıntı için bkz.👇
https://t.co/uELkSWIPWl
Ne buldum ...
Sene 1922. İngiliz The Illustrated London News gazetesi, Vahdettin'in kaçışını manşete taşımış
"Sultan İngiliz himayesinde"
"İngiliz Malaya savaş gemisiyle İstanbul'dan kaçışı sonrası..."
📣 Tütüncübaşı Şükrü, Vahdettin’le Birlikte Nasıl Kaçtıklarını Anlatıyor:
1️⃣- Vahdettin’e kırk yıl boyunca aralıksız hizmet eden Tütüncübaşı, efendisiyle birlikte meçhule giden yolculuklarını en başından şöyle anlatıyor:
2️⃣- "Sultan Vahdettin’in yanında benim kadar uzun kalmış başka emektar bulunmadığı için, tamamıyla mahremi esrarı olmuştum. Bana uzun yılların tecrübesiyle, son derece itimat eder, benden hiçbir sırrını saklamazdı.
3️⃣- Gizlice kullandığı konyağını bile bana aldırır, aşklarını bana açar, politika işlerine beni vasıta kılar, hülasa bütün hususi işlerini bana gördürürdü. Onu her gece ben soyar, her sabah ben giydirirdim. Kahvesini ben pişirir, sigarasını ben hazırlardım.
4️⃣- Hele Anadolu’daki Milli kuvvetlerin zaferiyle, vaziyetin müşkülleştiği günlerde, yakınlığı bütün bütün artmıştı. O günlerde üstüne bir durgunluk çökmüştü. Düşüncelere dalmıştı.
5️⃣- İşte o sırada hiç unutmam 16 Teşrinisani (Kasım ) 1922 günü, sabah kahvesini götürdüğüm zaman tuhaf tuhaf yüzüme bakarak;
-Şaşkın şaşkın ne duruyorsun karşımda? Git, bana bir kahve daha yap, dedi.
6️⃣- Onu ilk defa bu kadar sinirli ve bitkin görüyordum. Geceyi uykusuz geçirdiği belliydi.Sesi bile sönükleşmişti. İkinci kahveyi götürdüm. Her zamanki gibi bir kenarda durdum. Yaklaşmamı işaret etti.
7️⃣- Niçin gittiğimiz malum... Fakat nereye gidiyorduk, akşama kadar bunu düşüne düşüne üzüntü içinde kıvrandım. İstanbul’dan hiç ayrılmamıştım. Hatta fırsat bulup, Kayseri’ye sılaya bile gidememiştim. Şimdi kim bilir hangi uzun, sonu gelmez yollara düşecektik.
8️⃣- Hava kararırken, “Efendimiz seni istiyor” dediler. Yanına vardığım zaman, yine aynı halde, sinirli görünüyordu.
-Yarın sabah, şafak sökerken, saraydan çıkacağız. Bu gece, buradan bir yere ayrılma. Ailene bile veda etmeyeceksin.
9️⃣- Yalnız şunu al, bir bahaneyle evine bırak. Eşyanı hazırla...
-Hazır efendimiz.
Saraydakilerin büyük bir kısmı Milli kuvvetlere taraftardı. Bir kısmı da ne olacağız? diye düşünmekten kime taraftar olacağını şaşırmıştı.
🔟- Gece gözüme uyku girmedi. Düşüne düşüne sabahı ettim. Ortalık ağrırken, biraz dalmışım. Haremağalarından Hayrettin Ağa uyandırdı. Hayrettin ağa ile birlikte; hareme giden kapıdan girdik ve arka kapıdan, yani Şişli’ye giden yola açılan kapıdan çıktık.
1️⃣1️⃣- Bir de baktım ki; Başmabeyinci Yaver paşa; Mızıka-yı Hümayun Kumandanı Zeki Bey, Doktor Reşat Paşa, Seccadeci İbrahim, Esvapçıbaşı İbrahim; Berberbaşı Mahmud ve Haremağalarından Mazhar da bavulları ellerinde; oradalar. Kafile büyümüş diye içime bir ferahlık geldi.
1️⃣2️⃣- Sultan Vahdettin, oğlu Ertuğrul’ la beraber yanımıza geldi. O sırada, İngiliz kumandanı General Harrington da göründü. Hepimiz dilsiz gibiydik. Ses seda yok. Kapalı otomobiller önümüzde sıralandı. Çantaları, bavulları yerleştirdik. Padişah, oğlu ve General Harrington’ la öndeki arabaya bindi.
1️⃣3️⃣- Arkadakilere de biz girdik. O kadar erkendi ki, yollarda, fasılalarla dizilmiş silahlı İngiliz askerlerinden başka kimse yoktu. Doğru Tophane ‘ye gittik. Rıhtımda bekleyen İngiliz istimbotuna geçtik
1️⃣4️⃣- Mukadderat, diye mırıldandı, mukadderat Şükrü... Malta’ya gidiyoruz. Öyle icap etti. Oradan sonra, bakalım kısmet nereye ise. Sen şimdi çantaları aç, gecelikleri filan çıkar.
1️⃣5️⃣- Sonra geminin mutfağını bul. Kahvemle yine sen meşgul ol…
Dediğini yaptım. O gün altmıştan fazla sigara, sekiz fincan kahve içti. Mukadderattan başka laf etmedi.
1️⃣6️⃣- İstanbul’dan hareketimizin dördüncü günü sabahı Malta’ya vardık. Padişah bu yolculuğu rahat geçirmişti. Yalnız üçüncü günü İstanbul hasreti duymaya başlamıştı. Bilhassa, sarayda kalan üç zevcesinden Nimet Kadınefendi’yi özlemişti.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, Sultan Vahdettin için Nutuk'ta söyledikleri:
''Ancak aciz, adi, his ve idrakten mahrum bir mahluk, herhangi bir ecnebinin himayesine girebilir.
Devlet Başkanlığı makamını kirletmekte olan hain Vahdettin!"
Vahdettin yaverini İstanbul'daki İşgal Orduları Başkomutanı İngiliz General Harington'a gönderip ülkeden kaçmak için yardım istedi. Harington "Onu zorla kaçırdığımın sanılmaması için talebini yazıyla bildirsin" diye cevapladı. Bunun üzerine Vahdettin'in Harington'a yazdığı mektup
This morning at 08:10, in my prison cell, I was notified of the court’s arbitrary decision: I am barred from attending my own trial.
The indictment bears my name. The case was built around me. Yet the court blocks me and restricts the defense of those facing the gravest charges, and their lawyers.
This is not a trial. It is a severe violation of the most basic right of defense, the pinnacle of what jurists call “enemy criminal law.”
A panel redesigned after the case was filed, in open defiance of the principle of the natural judge, can claim neither independence nor impartiality. As of today, it has abandoned even the appearance of judicial process. The “lawlessness of the century” has collapsed into a pile of extrajudicial execution.
And all this happens while Türkiye hosts the leaders of the democratic world in Ankara. The elected Mayor of Istanbul and the Presidential candidate of the democratic opposition is silenced in a courtroom he is not allowed to enter.
I am exposing this lawlessness.