Sevgili komşularım,
Bu sabah yanınızda olamasam da her sabah olduğu gibi bugün de aklım ve kalbim Üsküdar’ın sokaklarında.
Tüm çalışma hayatımı gözden geçirdiğimde, olmayı hak ettiğim ve hayal ettiğim yer elbette nezarethane değildi. Ama sağlığım yerinde çok şükür. Sizlerin de vermiş olduğu destekleri avukat arkadaşlarımız bana ulaştırıyor, gerçekten çok mutlu oluyorum. Sizden haber almak, destek almak moral veriyor.
En yakın zamanda görüşmek ümidi ve sevgilerimle.
Avcılar Belediye Başkanı Sayın Utku Caner Çaykara’nın tahliye edilmesi hepimiz için sevinç kaynağı oldu. Başkanımıza ve kıymetli ailesine geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.
Tutuksuz yargılama hakkı ihlal edilen ve özgürlüğünden mahrum bırakılan herkesin en kısa sürede sevdiklerine kavuşmasını bekliyoruz.
Hukuka ve adalete olan inancımızı koruyarak mücadelemizi sürdüreceğiz.
Fatih Altaylı: (Cem Küçük hk.)
🗣️ “Hissettiğim şey düşmanlık değil farklı bir duyguydu. Belki iğrenme, belki tiksinme.”
“Ben gözaltına alındığım zaman 'Gazeteci müsveddesi gözaltına alındı' diye yazmış. Ben tutuklandığım zaman 'Müsvedde tutuklandı' demiş.
Emin olun, o gün de umursamamıştım, bugün de umurumda değil.
Ama şimdi okurlar diyor ki, 'Sen bir şey yazmayacak mısın, bir şey demeyecek misin?'
Demeyeceğim. Denmesi gerekeni, Bosna Savaşı sırasında Bosna’ya gittiğim zaman tanıştığım Aliya İzzetbegoviç yıllar önce söylemişti;
'Savaş ölünce değil, düşmanına benzeyince kaybedilir' yani ahlaki olarak onun gibi olunca.
Sakın yanlış anlamayın, ne Küçük’ü ne de onun gibi önce FETÖ’cülere sonra kimden nemalandılarsa onlara yalvar yakar olup beni ve benim gibi birkaç gazeteciyi içeri attırmak için uğraşan bir avuç zavallıyı düşmanım olarak gördüm.
Hissettiğim şey düşmanlık değil farklı bir duyguydu. Belki iğrenme, belki tiksinme. Evinizde çıkan hamamböceğine karşı duyduğunuz gibi bir his.
Siz bir hamamböceğine düşmanlık besler misiniz? Sadece olmaması gereken bir yerde olduğu için rahatsız olursunuz.
Onlar da olmamaları gereken bir yerdeydiler. Ortalıkta 'gazeteciyiz' diye dolaşıyorlardı ama gazeteci değildiler.
Her ne pahasına olursa olsun zengin olmak, özendikleri bir yaşama kavuşmak, kapısından bile geçemeyecekleri bir çevreye girebilmek için büründükleri kisve idi gazetecilik.
Bu amaçlarına ulaşmak için gazeteciliği kullanarak herkesle işbirliği yapar, her yana döner, her şeye razı gelebilirlerdi.
Tüm bunları da yaptılar zaten.
Bizler zaten duyuyor, biliyorduk ama artık sizler de biliyorsunuz, pislik ortalığa döküldü. O kadar pespayeleşmişler ki, mobilyacıya borcunu ödememek için kendi halinde bir esnafı köşelerinden FETÖ’cülükle suçlamaya bile tenezzül etmişler.
Bunu yapanların geçmişte FETÖ borsası kurmadıklarına kim inanır, kurmalarına kim şaşırır?
Tehditle, şantajla, henüz ortalığa çıkmayan ve inşallah çıkacak olan, kim bilir neler yapmışlardır. Ben bunları mı muhatap alıp 'Asıl gazeteci müsveddesi bunlar' diyerek kendilerini onurlandırayım.
Gazeteci değiller ki, müsveddesi olsunlar.
Ahmet Hakan Coşkun da bir yazı yazmış ve Küçük’ü bir zincirin son halkası ilan etmiş. Veyis Ateş, Mehmet Akif Ersoy, ROK zincirinin son halkası. Hiç zannetmiyorum.
İktidar medyasında da sadece ideolojisinden, inandığı değerlerden dolayı orada olan, yazan çizen, edepli, namuslu insanlar da az değil, tahmin ediyor hatta biliyoruz.
Ama zinciri dört halka ile sınırlamak biraz safdillik ya da zinciri az zarar vereceği bir yerden koparmak anlamına geliyor ki, durum hiç öyle değil.
Bu tutuklamalar ve yargılamalar için pek çok kişi 'İktidar içindeki güç odaklarının hesaplaşması' diyor.
Olabilir, muhtemelen öyledir de. Hep öyle olmamış mıdır zaten? Gazeteciler onca belgeye bilgiye nasıl ulaşır ki?
Hep bir iç çekişmenin sonucu değil midir rezaletlerin ortaya çıkması? Yıllardır her skandal böyle patlamamış mıdır?
Ama sonuç iyidir. Memnuniyet vericidir. Temizlik temizliktir. Yapanın da eline sağlık denir.
Biz gazetecilere düşen ise onlar gibi olmamaktır. Bir gün Timur Soykan bana 'gazeteci müsveddesi' derse gerçekten üzülürüm.
Cem Küçük veya benzerleri demiş, umurumda olmaz.
Bilmem anlatabildim mi?”
@orhancerkeztr bari yorumları açacak kadar cesaretiniz olsaydı😂 düşünsenize Atatürk, Vahdettin’den korksaydı şimdi ne sen olurdun ne Çekmeköy! Artık siz de fotoğrafını indirdiğin selefin gibi aşkla baktığın bir kareyi asarsın belediye binasına!
Vira Bismillah…
40 yıl boyunca devletime ve milletime hizmet etmiş biri olarak; Bugün de tek gayem; seçim öncesinde Çekmeköylü hemşehrilerimize verdiğimiz sözleri yerine getirmek, ilçemize daha güçlü projeler kazandırmak ve kalıcı eserler bırakmaktır. Yaptığım değerlendirmeler sonucunda AK Parti saflarına katılma kararı aldım. Bu süreçte bizlere yakın ilgi ve destek gösteren Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, İl Başkanımız Sayın Abdullah Özdemir’e ve İlçe Başkanımız Sayın Fatih Sırmacı’ya gönülden teşekkür ediyorum.
Çekmeköy’ümüz için bekleyen projeleri birer birer hayata geçireceğiz. Bunun ilk adımı da Çekmeköy ilçemizde trafik ve ulaşım sorununu büyük ölçüde hafifletecek “Yeşil Yol Projesi “ olacak.
Projemizin ilçemize hayırlı olmasını diliyor, bugüne kadar desteğini esirgemeyen tüm komşularımıza teşekkür ediyorum.
Cesur kadınlara selam olsun!
“AKP’ye geçeceğime paşa paşa yatarım”
Fatma Hürriyet Kaplan
“Bize esaret yakışmaz. Bize umutsuzluk yakışmaz. Bize vazgeçmek de yakışmaz.”
Sinem Dedetaş
@fatmakaplan@sdedetas
@orhancerkeztr oyumla seçilmiş size kazanıyorum bile!.. korkmak insani bir duygu! Bu kadar tepkisiz bir halk için özgürlüğünden olmak mantıklı da gelmiyor! Sizden de RTE’ye aşkla baktığınız bit fotoğrafı belediye binasına asmanızı bekliyoruz! Çok yakışır
Kamuoyuna,
Bugün muhabirimiz Ebru Çelik’in imzasıyla yayımladığımız “Kılıçdaroğlu’nun rozet töreninde skandal: Yüzlerce figüran parayla törene taşındı” başlıklı haberimizin sonuna kadar arkasındayız. Muhabirimizin katılımcı gözlemle yaptığı haber, somut bilgilere dayanmaktadır ve bütünüyle gerçektir.
Haberimizin ardından istinaftan çıkan “mutlak butlan” kararıyla CHP’nin başına getirilen yönetimin gazetemize yönelik kullandığı ifadeler kabul edilemezdir. BirGün, basının yüz akı kurumlarından biridir ve halka hiçbir zaman yalan söylememiştir. Patronsuz bir gazete olarak 22 yıldır bağımsız şekilde ayakta kalabilmesinin yegâne nedeni de yarattığı sarsılmaz güvendir.
BirGün’ü hedef alan iftiralarla ilgili yargı yoluna başvuracağımızı kamuoyuna duyururuz. Hak etmedikleri koltuklarda oturanlar alın teriyle, emekle ve fedakârlıkla büyütülen değerlere dil uzatamazlar.
Yıllardır olduğu gibi bu pervasız saldırılar karşısında dik durmaya devam edecek ve taşıdığımız sorumluluk gereği Türkiye’nin aydınlık yarınları için gerçekleri yazmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Sevgi ve dayanışmayla…
BirGün
Not: Muhabirimiz Ebru Çelik, CHP etkinliğinde figüranlara dağıtılan 950 TL’yi almamıştır. BirGün çalışanları hakkı olmayana göz dikmez.
18 yaşındaki bir genç kız dün akşam baygınlık geçirince annesi hastaneye götürdü. Saçları avuç avuç dökülüyor. Bakımsızlık ve yetersiz beslenme artık bedenine yansımış durumda. Doktor "İyi koşullarda bakılması gerekiyor, durumu kötü" diyor, yapılan testlerin sonuçları 15 gün sonra çıkacak. Verem olma ihtimali yüksekmiş.
Yaşadıkları ev farelerin cirit attığı, bir ailenin yaşamaması gereken bir yer. Başka bir eve taşınma ihtimalleri yok, günlük işlerle geçiniyorlar ve bu evin kirasını da güçlükle ödeyebiliyorlar. Ev sahibinin aileyi çıkarmasını şimdilik durdurabildik. Günlerdir buraya yazmamak için bu durumu ilgili devlet ve yerel kamu kurumlarına anlattım. Şimdi gerçekten bu evin önüne gidip çığlık atmadan önce, evin çatısını onarın, etrafını temizleyin. Fare deliklerini kapatın. Bu genç kızın ve bu evde yaşayan ailenin insan onuruna yakışır koşullarda yaşamasını sağlayın @Cekmekoybeltr@tcailesosyal #YoksullukİnsanHaklarıİhlalidir
@gelibolubel Bolayır açık hava çöplüğü gibi… sinekten nefes alınmıyor! İki gün kaldık, iki saat uyuyamadık! Size bağlı imiş, hatırlatmak istedim, çünkü unutmuş, sahipsiz bir köy gibi @SoyuakAli