❓ Gazeteci Taha Hüseyin Karagöz'den AHBAP'a '7 milyar lira' sorusu:
- Efendim memlekette sadece AHBAP var. Ne yapıyormuş bu AHBAP? Çadır alıyormuş, ev yapıyormuş gibi çok büyük bir sosyal medya algısı oluşturuldu.
- AHBAP 7 milyar liralık para topladı. Deprem bölgesine git, TOKİ'yi, Emlak Konut'u, Baykar konutlarını görürsün.
- Gittiniz parayı devlet kurumlarının yerine AHBAP'a verdiniz, şimdi adam 'Bitcoin'de battım' diyor.
2 milyar dolarlık anlaşma resmen yürürlüğe girdi!
Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Anlaşma Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Sivas ve Karaman'da toplam 2 bin megavat kapasiteli güneş enerjisi santrali kurulacak.
Proje tamamlandığında yaklaşık 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacı karşılanacak.
Dışişleri Bakanı Fidan Kanadalı mevkidaşı Anand ile ortak basın toplantısında konuştu:
— (NATO Zirvesi) Bu tarihi bir zirve olacak. NATO üyesi ülkelerin alacağı kararlar bu dönemde daha belirleyici olacak
— Önümüzdeki ay Ankara'da yapılacak zirvede savunma sanayisiyle ilgili özel bir gündem olacak
— ABD ile İran arasındaki mutabakat zaptının imzalanmasından büyük bir memnuniyet duyduk. Bu ateşkesin Lübnan’ı kapsayacak şekilde genişletilmiş olmasını da olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz
— Türkiye ve Kanada ilişkilerini stratejik bir seviyeye taşıma kararı aldık ve bu çalışmalarımızı yürütüyoruz
— Venezuela’da depremde hayatını kaybedenler için üzüntülerimi ifade etmek istiyorum. Türkiye bu trajik zamanda Venezuelalıların yanındadır
Kanada Dışişleri Bakanı Anand:
— (Ankara'da yapılacak NATO zirvesi) Bu zirve gerçekten son derece beklentinin yüksek olduğu zirve olacak, çünkü savunma sanayisine odaklanılacak
Volkswagen Neden Bu Hale Geldi:
Sendikalarla 2024 sonunda yapılan anlaşmaya göre VW'de 2030'a, Audi'de 2033'e kadar zorunlu işten çıkarmalar ve fabrika kapatmaları masada yoktu.
Şimdi yönetim bu masaya yeni bir "çıkış yolu" planı atıyor:
Yaklaşık 100 bin kişiyi işten çıkarma.
Dört tesisi kapama.
Plana bakınız !
Üç kuruşluk Türkiye yatırımını yapmaktan imtina etmek yerine kendi büyük problemleri ile ilgilenseler böyle olmazdı belki.
Hatalar aslında on yıllık bir birikime dayanıyor.
VW'nin hataları.
Çin'i bir kale sandılar, oysa eğitim sahasıydı.
VW yıllarca kârının büyük kısmını Çin'den çıkardı ve oraya benzin motoruyla satış yaptı. Çinli üreticiler bu kâr akışını izlerken elektrikli araçta sessizce ustalaştı. En büyük nakit kaynağı, aynı zamanda en büyük rakibini besledi.
Elektrikli araç geçişini geç ve pahalı yaptılar. EV'ye dönüş hem maliyetliydi hem de marjları ezdi. Yazılım tarafı tam bir fiyaskoydu; yıllarca milyarlar yakıldı, araç lansmanları gecikti.
Maliyet yapısı şişti. CFO'nun kendi itirafı çarpıcıydı: şimdiye kadar atılan adımlar yetersizdi ve "geleceğimizi riske atıyoruz" diye uyardı. Yönetim, Alman fabrikalarının ücret yapısının rakiplerle yarışamayacak kadar yüksek olduğunu savundu.
Sahip oldukları zamanı israf ettiler. 2025'te Alman tesislerinde fabrika maliyetlerini yüzde 20'den fazla kıstılar, yaklaşık 1 milyar euroluk kalıcı tasarruf sağladılar. Ama bu bile yetmedi, çünkü problem yıllar önce çözülmeliydi.
Almanya'nın yapısal hatalarının katkısı:
Enerji modeli kırıldı. Ucuz Rus gazına bağlı kurulan sanayi modeli, gaz kesilince çöktü. Yüksek enerji maliyeti tüm sanayinin sırtında bir yük.
Resesyon kronikleşti. Almanya, savaş sonrası dönemde görülmemiş şekilde üst üste üçüncü resesyon yılına giriyor; imalat üretimi sert düştü, büyüme negatife döndü.
Otomobil sanayine aşırı bağımlılık. Ekonominin belkemiği tek sektöre yaslanınca, o sektör sarsıldığında devlet de çaresiz kalıyor.
Dış darbe:
Çinli markaların hücumu ana tetikleyici. Buna ABD tarifeleri ekleniyor; tarifeler, özellikle Avrupa ihracatı ve Meksika ürünleri üzerinden yılda yaklaşık 5 milyar euroluk negatif etki yaratıyor.
Yanlış anlaşılmasın grup hâlâ dev. Ama çok ağır yaralı.
VW'nin hikayesi şu: Bir nakit makinesinin (Çin artı dizel) sonsuza dek çalışacağına inanıp dönüşümü erteleyen bir devin, makine durduğu anda kendini hazırlıksız bulması.
İşin ilginç yanı da bu olayın dışardan yıllardır açık şekilde görülmesine rağmen şirketin ağır ve hareketsiz duruşu.
Tıpkı bir Almanya özeti gibi.
CHP'nin en büyük skandallarından biridir bu anlatacağım olay!
Hani şu “Seyfi Dede” diye bilinen, mezhepçi Seyfi Oktay var ya… Onun 5000 hâkim-savcı ataması bile bunun yanında hafif kalır. Bu var ya, ondan da beter bir kadrolaşma hikâyesi!
Sene 1978… Başbakan Ecevit sahnede! “Muhteşem” bir hamle yapıyor sözde… İdeolojik kadro kuracağız diye tam 76 bin lise mezununu alıp, sadece 45 günde “eğittik” deyip öğretmen yapıyorlar. İyi de kardeşim, ne eğitimi? Milletin çoğu o 45 günü bile doğru düzgün görmemiş. Sınava başkasını sokup geçen var! O dönemi yaşayan biri anlatıyor, “felaketti” diyor… Adam haklı!
Bak şimdi iyi dinle… Bu 76 bin kişi var ya, az buz değil. O zamanın öğretmen sayısının üçte birinden fazlası! Bunların yetiştirdiği öğrencileri düşün… Resmen tarlayı sürmüşler! 1978’de giren 2010’a kadar sistemde kalmış. Yetiştirdikleri kim olmuş? Öğretmen, doktor, asker, polis… Yani olay tek seferlik değil, nesilden nesile giden zincir!
Hatta Süleyman Demirel bile dayanamamış, patlatmış lafı: “45 günde hıyar bile yetişmez!” diye. Vallahi cuk oturmuş!
İşte sana eğitimde “hızlı yetiştirme” mucizesi!
CHP varsa her şey mümkün kardeşim! Ne diyelim… İroninin böylesi!
Venezuela’nın yaralarını sarmak için Türkiye’nin yardım eli yola çıktı. 🇹🇷🇻🇪
Venezuela’da meydana gelen şiddetli depremlerin ardından, arama kurtarma ve insani yardım ekiplerimizi bölgeye uğurladık.
Genelkurmay Başkanlığımız ve Milli Savunma Bakanlığımızdan tahsis edilen iki adet A-400M askerî nakliye uçağımızla;
🔹 İstanbul, İzmir ve Denizli’den 38 kişilik AFAD Arama-Kurtarma ve insani yardım ekibi,
🔹 Sağlık Bakanlığı’ndan 5 kişilik UMKE ekibi,
🔹 Türk Kızılay’dan 2 kişilik insani yardım ekibi,
🔹 Millî Savunma Bakanlığımızın İnsani Yardım Tugayından 22 kişilik ekip,
🔹 2 arama köpeği ve 3 donanımlı arama kurtarma aracı Venezuela’ya hareket etti.
Devletimizin tüm kurumlarıyla dost ve kardeş Venezuela halkının yanındayız.
Rabbim ekiplerimizin yolunu açık, görevlerini muvaffak eylesin.
Depremden etkilenen Venezuela halkına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
ASELSAN’ın ürettiği Türkiye’nin ilk yerli Kalp Akciğer Makinesi LIFELINE HLM ile ilk başarılı kalp ameliyatı gerçekleştirildi.
Aselsan, bir kaç yıl önce sağlık sektörüne yönelik projeler açıklamıştı.
ASELSAN LIFELINE HLM bu vizyonun ilk ürünlerinden.
Sağlık sektörü cihazları tüm dünyada yoğun talep görüyor. Türkiye de önemli bir pazar…
Aselsan için oyun değiştirici, çarpanlı büyüme imkanı sağlayacak bir vizyon…
Avrupa’da bugünlerde hava çok sıcak. Klima işleri de zor olduğu için (belediyeden dışarıya ünite koymak için izin gerekiyor vs) insanlar pişiyor. Ayrıca Avrupalı hükümetler klimaya zaten karşı.
Bu yüzden Amerikalı adam garajındaki klimayı paylaşıp ve Avrupalılar ile dalga geçiyor.
Avrupalılar da Amerikalı’ların sağlık sistemi ile dalga geçip beyin tümörü olduklarında ödeyemeyeceklerini söylüyor.
Bilin bakalım; hem rahatça klima sahibi olup, hem de devlet imkanı ile en iyi sağlık hizmetinin alınabildiği ülke neresi..
Ülkede, normal işletmeler, fabrikalar, telefon uygulama sahipleri finansal sebeplerden hapse giriyor...
Kimin eli, kimin cebinde belli değil ama siz,
Finansal krizlerle dolu geçmişinize bakmadan yardım derneği kuracaksınız ve Deprem hassasiyetinden devlet kurumlarına kafa tutan bir imaj ile muhalifleri tabiri caizse koparacaksınız...
Büyük kumar.
Sonu ömür boyu hapis.
Belli ki hükümet, popülerliğin geçmesini beklemiş.
Şimdi hesap sormaya başlayacak.
Parayı toplamadan önce Haluk Levent: Her şeyin belgesini tek tek yayınlayacağım
Milyarları topladıktan sonra Haluk Levent: KVKK'ya göre hiçbir belge yayınlamıyorum.
"70 milyonluk karşılıksız çek" verdiği için ceza alan Haluk'a güvenenler online mı?
Haram paraya çöken çok olur.. Hırsızın parası başka hırsızların ağzını sulandırır..
İBB Kültür A.Ş Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Ekreme ait olduğu iddia edilen 500 kilo altının yerini öğrenmek için kaçırıldığı ortaya çıktı. Polis, Karaal'ı kaçırma talimatının yurtdışından geldiğini tespit etmiş.
Bu olay bize şubat ayında yaşanan başka bir olayı hatırlattı!
Mahkeme kararıyla iptal edilen Chpnin hileli kongresinde Ekonun delegelere dağıttığı dolarların dağıtımını yaptığı iddia edilen Taç Dövizin sahibine ait 2 araçtaki toplam 30 milyon euro para otoparkta yapılan profesyonelce bir hırsızlık operasyonu ile çalınmıştı. Daha sonra bu Döviz büfesine ait yan binadaki bir depoda 100 milyon dolar değerinde Döviz (Dolar ve Euro), 44 kilo da altın bulunmuştu.
Bu olayların üstüne şimdi de bu 500 kilo altının yerini öğrenmek için yapılan adam kaçırma olayı meydana gelince insan ne diyeceğini bilemiyor.. Bunlar birbirinden bağımsız olaylar olamaz.
Artık, paranın kokusunu alan mafyanın işi mi, yoksa Fetönün bir finansman yöntemi mi bilemeyeceğim ama neticede ünlü hırsızlara birileri musallat olmuş!
Nerdeyse her gün yeni bir tanesi patlayan bu rezilliklerin her birinden Oscar'lık bir sinema filmi çıkar. Al sana hazır yüzlerce film senaryosu!
Eskiden Chplilere doktorların konusu diyorduk, şimdi komedi sektörünün konusu olmaya doğru koşar adım gidiyorlar.
Daha önce yazmıştım gıllıgışlı işler neden hep CHP’lileri buluyor diye.
Al işte bir tane daha.
İBB Kültür A.Ş. Müdür yardımcısı kaçırılmış.
Kaçıranlar fidye istemiş.
Daha sonra yakalandılar ve ‘müdür bey’ kurtarıldı.
Kaçıranlar iki müteahhit çıktı.
Ne var bunda diyeceksiniz?
Müteahhit adam neden insan kaçırsın?
Kaçırırsa da bunu fidye istemek için mi yapar? Şirketi mi batmış?
Bula bula kaçıracak insan olarak bir belediye memurunu mu buldu?
Belediye memurunda verecek fidye ne arasın?
Tabi bu müdür yardımcısının ‘İmamoğlu suç örgütü’ davasında tutuksuz yargılanmakta olduğunu ekleyeyim.
Şimdi gelelim asıl konuya;
Acaba bu arkadaş bu müteahhitlerden ‘işlerini görmek üzere’ para aldı da sözünü yerine mi getirmedi? Ya da davalar başlayınca getiremedi.
Acaba hangi CHP’den diyeceğim ama yargılanmakta olduğuna göre ‘arınmacı’ değil.
Ya da dava mava umurunda değil de bu müteahhitlerin Kültür A.Ş.den alacağı varken avantasını vermediler diye sallıyor mu? Malum CHP’li belediyelerin gözünü hiçbir şey korkutamıyor. Ortalık toz duman ama her gün bir başka belediye patlıyor.
BEN, TEK SİZ
“HEPİNİZ”!..
“100 MİLYON DOLAR” HABERİMDEN
SONRA HALK TV-SÖZCÜ PATRONLARI
BANA, YANCILARI İSE DON KİŞOT GİBİ
DEĞİRMENLERE SALDIRMAYA BAŞLADI!
ABDULLAH AĞA’NIZ NEREDE?
Kendilerini gariban babası gibi gösteren malum kanallar meğer para basıyormuş da, bizim haberimiz yokmuş!.. 30-40 milyon dolar yatırım yapmışlar kanala ha!..
Ah, seni gidi botokslu genel müdür ah… İşte birine 60 milyon dolar, birine 40 milyon dolar verirsen, 30-40 milyon doları leblebi, çekirdek gibi konuşurlar!.. Duydunuz mu, emekli vatandalar… Hani bunlar hep sizi sömürmeye çalışıyor ya!..
Ben, botokslu genel müdürün bankasını söylüyorum, bunlar cevap verirken, “Biz devlet bankasından böyle bir kredi almadık” diyorlar!.. Yahu devlet bankası diyen kim?.. Kendileri yazıp, kendileri oynuyorlar!..
Ayrıca kaçak-firari durumundaki bir insan nasıl olur da bu ülkede medya mecrası sahibi olabilir?.. Bir de üstüne üstlük yeni bir gazete daha çıkarıyorlarmış?.. Bunlara kim para veriyor, kim izin veriyor, gazetelerini kim dağıtıyor, hala cevap yok?..
Tamam, bunların Cumhurbaşkanı olacak hayali kurdukları bir Abdullah Ağababaları(Abdullah Gül) var ama para trafikleri oradan görünmüyor.
Şu 100 milyonluk haberi yapan benim, bunlar gücü yettiklerine, yani CNN’e, TGRT’ye saldırıyor. Aslanım, bu haberi yapan benim ve daha çooook devamı gelecek, bugün sadece sorular sorucağım size, ama bırakın yumuşak karınlı gördüklerinizi, size ateş eden benim… Yani ne yaptığını, ne ettiğinizi ortaya çıkaran benim, ama siz yine iktidar yanlısı diye gördüğünüz ki artık sapla saman birbirine karıştı, onları niye hedef aldınız?.. Ben burdayım Fetöcü koçlar…
Onlar bakımından rahat olun ama benim tarafımdan kurtuluşunuz yok. Gücünüzün yettiğine mi saldırıyorsunuz?.. Ben sert kaya çıktım di mi?… Tabi, bende hiçbir şey bulamadınız, kendinizi aklamak için konuyu bunlara çevirdiniz. Siz korkak, onlar da öyle… Uzun zamandır, zaten karşılıklı el bebek gül bebek yalandan birbirinize “al sana düşman” yapıyordunuz. Ama Tamar çıktı di mi ortaya, bu medya ortamını erler meydanına çevirmeye kararlı… Hepsi birbirinden korkuyor ama işte gazetecilik, altı ıslak olmayanların işi, maalesef benim birkaç yıldır gaza basmam düzeni bozdu. Hem de maalesef ikili oynayanlar için de tehlike çanları çalmaya başladı.
Bugün sadece soru soruyorum, ona göre, devamı gelecek ama hala doğru şekilde cevap verme hakkınız var.
TAMAR TANRIYAR
https://t.co/Cyxp3qR69i
Filistin davasında durmadan kalem oynatan ve eylemleriyle insanlığa umut olan Kıymetli Ümit Gülbüz Hanımefendiyi takip ederek desteklerseniz çok memnun oluruz
28 Şubat postmodern darbesi CHP eliyle yapılan ve millete maddi-manevi çok ağır sonuçları olan bir darbe idi.
Eski Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanı Güneş Taner'in ifadesiyle ülkeye sadece maddi boyuttaki zararı 390 milyar dolardır.
Peki bu darbenin arkasındaki asıl güç kimdi, kim için yapıldı.
Yusuf Alabarda'dan dinleyelim:
"Türkiye'deki darbeler tarihiyle ilgili akademik anlamda çalışmalar yapmış birisi olarak açıkça söylüyorum ki 28 Şubat, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde İsrail'in mekansal düzenleme yapmış olduğu postmodern bir darbedir. Bununla ilgili kanıtımı duymak isteyenler Middle East Quarterly dergisinin 2002 Fall sayısında Martin Sherman ile Çevik Bir'in birlikte kaleme aldıkları 'İstikrarın Formülü: Türkiye Artı İsrail' isimli yazısına baksınlar. Google'a bile sorduklarında yazı çıkıyor.
Necmettin Erbakan'a nasıl saldırdıklarını, Türkiye'de radikal İslamcı bir hükümetin varlığı asla kabul edilemez diye İsrail'den yapılmış açıklamaların o yazıda nasıl ete kemiğe büründüğünü orada çok rahatlıkla görebilirsiniz. Ne oldu sonra? 28 Şubat süreci ve sonrasındaki dönemde İsrail'e ait hava kuvvetleri Konya'da stratejik derinlikte tatbikat yapabilir hale geldiler. F-4 uçaklarını modernize etme yetkisi ve görevi yağlı ballı ihalelerle İsrail'e verildi. M60 tankları gibi 60 yılından kalma tanklara 'modernizasyon yapıyoruz' adı altında —açık kaynak bilgi olduğu için paylaşıyorum— 865 milyon dolar para verip 150-160 tane tankı Kayseri'deki fabrikada İsrailliler gelip, ofis açıp bizzat modernize ettiler.
Siz hiç medyada 'Katar'a satıldı' diye Arifiye yalanını atanların, Kayseri'deki İsraillilerle alakalı tek kelime ettiğini duydunuz mu? Duyamazsınız. İşte 28 Şubat süreci tamamen İsrail tarafından Türkiye'de organize edilmiş bir süreçtir. İstiyorlar ki 'eski güzel günler' geri gelsin. Bu millet karar verecek; İsrail'e hizmetkâr mı olacağız, goyim mi olacağız, yoksa alnı açık, dik yürüyen, diklenmeyen, uluslararası toplumla barışık, rızaya dayalı devlet modelini her geçen gün tahkim eden bir devlete mi dönüşeceğiz..."
Antalya’nın surları nerede? 🏛️
İki bin yıl ayakta kaldılar… ve bir nesil, onları durduramadan izledi.
Helenistik’ten Osmanlı’ya her dönemin elinin değdiği surlar, 80 burcuyla bütün Kaleiçi’ni sarıyordu. 1930’larda “Kaleiçi rüzgâr almıyor, çok sıcak” gerekçesiyle yıkıma başlandı; geriye kalan büyük bölüm 1937’de dönemin Belediye Reisi Hüsnü Karakaş tarafından yıktırıldı. Oysa daha 1930’da arkeolog Aziz Ogan yıkımı durdurmak için rapor yazmış, “bu surlar çok mühim, Selçuklu kitabeleri taşıyor” demişti. Dinlenmedi. 🕊️
Bugün geriye birkaç şahit kaldı: Üçkapılar, Hıdırlık Kulesi ve Saat Kulesi. En çarpıcısı şu — Saat Kulesi aslında o surun bir burcuydu; yalnızca “saat kulesi” olduğu için yıkılmaktan kurtuldu. 90 yıl önce fırtınada kaybettiği kubbesine bile yeniden kavuştu. Şehrin sembolü, yok ettiği surun ayakta kalan son parçası. ⏳
Sence bu surlar yıkılmasaydı bugün Antalya nasıl bir şehir olurdu? 👇
kaynak: @antalyaexperiencescom
#sdusanattarihi #arthistory #arkeoloji #antalya