12 EYLÜL’Ü NE UNUTUR NE AFFEDERİZ!
“12 Eylül, bir sınıfın diğer sınıf üzerindeki tahakkümüdür.”
UĞUR MUMCU
Ben; 12 Eylül de 26 yaşında DİSK örgütlenme daire başkanıydım 4 yılı aşkın süre tutuklu kaldım idam ile yargılandım daha sonra askeri yargıtay kararı ile hepimiz beraat ettik.
46 yıl önce bugün, sabaha karşı saat 04.00 sularında ülkenin yönetimine el koyan darbeciler; demokrasiyi, özgürlükleri, eme��i, örgütlü mücadeleyi ve adaleti hedef aldı.
12 Eylül yalnızca bir askeri darbe değildi.
İşçi sınıfına, emekçilere, gençlere, aydınlara, devrimcilere ve halkın iradesine karşı kurulmuş bir baskı düzeniydi.
Binlerce insan gözaltına alındı, işkencelerden geçirildi, tutuklandı. Sendikalar susturuldu, örgütlü mücadele ezilmeye çalışıldı. Gençlerimizin hayatları karartıldı.
Ve bugün dönüp baktığımızda görüyoruz ki 12 Eylül’ün yarattığı düzenin bütün sonuçlarıyla hâlâ hesaplaşılmış değil.
23 yıllık AKP iktidarında yoksul daha da yoksullaştı, zengin daha da zenginleşti. İşsizlik, yoksulluk, eşitsizlik, yolsuzluk ve hukuksuzluk toplumun üzerine ağır bir yük olarak çöktü.
Ama bütün bu sorunların ötesinde bugün Türkiye’nin en büyük sorunu hukuksuzluk ve adaletsizliktir.
Dün olduğu gibi bugün de gençlerimizin, çocuklarımızın hayatları karartılıyor.
Dün olduğu gibi bugün de özgürlükler baskı altına alınıyor.
Dün olduğu gibi bugün de halkın iradesine, emeğine ve geleceğine müdahale ediliyor.
12 Eylül’ün ruhu, AKP iktidarının otoriter uygulamalarında yaşamaya devam ediyor.
Ama biz unutmadık!
12 Eylül’ü de, işkenceleri de, zindanları da, kaybettiklerimizi de, darbecilerin yarattığı karanlık düzeni de unutmadık.
Ne unutacağız, ne affedeceğiz, ne de teslim olacağız!
Özgürlük için, eşitlik için, adalet için, laik ve demokratik bir Türkiye için; emeğin ve halkın iktidarı için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Çünkü biliyoruz:
Darbelerle hesaplaşmadan demokrasi kurulamaz.
Hukuksuzlukla mücadele etmeden adalet sağlanamaz.
Örgütlü mücadele olmadan özgürlük kazanılamaz.
12 Eylül’ü ne unutur ne affederiz!
Darbelerin, baskının ve hukuksuzluğun karşısında teslim olmayacağız!
Yaşasın özgürlük!
Yaşasın eşitlik!
Yaşasın demokrasi!
Yaşasın örgütlü mücadele!
48 ülkenin katıldığı turrnuvaya gitti diye sizinle gurur falan duymuyorum valla ben asıl gururu sahada yarısı sakat haldeyken oynayıp bacağını,dizini sahada bırakıp gözyaşlarıyla formanın ağırlığı için kazanan filenin sultanlarıyla duyuyorum
Son bir saat itibariyle:
Kemal Kılıçdaroğlu CHP'si partinin çalışanlarını "kod 48" ile (mazeretsiz işe gelmemek gerekçesiyle 'haklı fesih' ile, kıdem ve ihbar tazminatı gibi haklarını vermeksizin) işten çıkarıyor.
Üstelik, tamamen haksız biçimde ve bunu da bilerek yapıyorlar bunu.
Ücretli çalışanına bunu yapabilecek kadar kötüleşmiş -ve sözüm ona rövanşist- bir yönetimin CHP'ye ve CHP'li siyaset kadrolarına neler yapmaya çalışacağını tahmin etmek zor değil. Bütün bunların sonucunda da memlekete neler yapabileceğini.
CHP'nin butlan yönetiminden hesap sorulacaklar ve hesap soracaklar artıyor.
School shooting sonrası yapılan en büyük hatalardan biri failin görsellerini, manifesto metinlerini dolaşıma sokmak; psikolojisini didik didik etmek; en ufak beden hareketine bile devasa anlamlar yüklemek. Columbine'de olduğu gibi bu tip mizantrop saldırıların temelinde "hiç olarak yaşadım ama efsane olarak öleceğim" düşüncesi var. Dolayısıyla bu konuları faili poster çocuğu yapmadan tartışmak önemli bence, bu da tarihten silmeye tekabül ediyor. Psikoloji direkt bireyin yaşamı didik didik edilerek değil akran zorbalığı gibi başlıklarla daha geniş bir çerçevede tartışılabilir. Medya buna dikkat etse saldırganı estetize etmekten başka bir işe yaramayan detaylar en azından internetin dehlizlerinde kalır ama maalesef bayılıyoruz analiz etmeye.
İnanılmaz bir konuşma.
Konuşan Bayrampaşa’da halkın seçtiği belediye başkanı tutuklandıktan sonra yapılan seçimlerde kurayı CHP kazanınca konuyu mahkemeye taşıyıp, kurayı iptal ettirip, bugün tekrar belediye meclisinde “seçim” yapıp, kazanamayınca tekrar yaptırıp, tekrar yaptırıp sonra tekrar yaptırmak suretiyle büyük bir zafer(!) kazanan AKP’nin çiçeği burnunda belediye başkanı.
Sahi siz hangi “emaneti” devraldınız şu an tam olarak?
Halkın egemenliği halkta emanetti şimdi saraya geri mi aldınız mesela?
Tartıya çıkacak yüreğiniz olsa “milletvekilleriyle, il başkanlarıyla” bir ilçe belediyesinin kurasıyla cebelleşeceğiniz yerde sandığı koyardınız halkın önüne, ama yok.
Belirsizlik, güvensizlik ve keder… Özellikle böyle hissedelim isteniyor. Sevgi ve neşe dolu duygularımızın serbestçe akmasına izin verilmiyor; sessiz kalmamız için baskı bu. Sabah uyandığımızda hangi sözümüzün, hangi bakışımızın, hangi paylaşımımızın yanlış anlaşılacağını bilemez halde olmamız için özellikle uygulanan bir duygu rejimi. Hem bıktık hem de yorulduk. Ancak bu duygu rejimine karşı direneceğiz, duygularımızı sahiplenip, paylaşacağız. Unutturulmak istenen ve yasaklanmaya çalışılan sevgiyi, neşeyi inadına hatırlatacağız...
Bu onurlu duruşun 1200 güne yaklaşan fotoğrafı her önüme geldiğinde, aralarında olmadığıma hayıflanıyorsam da kendimi onurlu nöbette sayıyorum ve önlerinde saygıyla eğilme duygusuyla RT ediyorum
Siz de edin
Tarihe geçecek çok büyük bir saygıyı hak ediyorlar BÜ nün büyük hocaları
gürsel tekin, kayyum rolünden vazgeçmeyerek kendi parti binasının ablukaya, gencecik parti üyelerinin de gözaltına alınmasına yol açıyor. benzersiz bir rezalet bu.
Olağanüstü hal mı ilan edildi? Yollar neden kapatılıyor? CHP İstanbul İl Başkanlığı'nın önünde neden abluka var? Bu işin lamı cimi yok, bu düzenin dostu olan halkın düşmandır.
🇹🇷TBMM'de Tarihe geçecek konușma olmuş!
🗣 "AK Parti sıralarındaki arkadaşlar, tarihe yüz karası olarak geçecek bugünü şimdiden ajandalarına not etsinler. Gün gelir torunlarına anlatacakları 'ibretlik' bir hikâyeleri olur."
Necmettin Çalışkan | Saadet Partisi Hatay Milletvekili
Yoğun bakımda bebek öldürüyorlar, Afgan işçiyi sahipsiz diye yakıyorlar, holding kapısında döverek işçi öldürüyorlar.
Marx bunları kan emici vampirlere benzetirken bizim gördüklerimizi görüyordu.
Metafor olsun diye yazmadı.