Biri yazmış twitter hâlâ çok önemli bırakılmaz diye, biz buraya gelmeden önce burası dutluktu sonuçta.
Bluesky'ı yeni twitter yapabiliriz.
Bulun beni.
https://t.co/t4CLAMeGKJ
Gündüz Apollon Gece Athena güzel film, öyle güzel akıyor ki. Keşke sinemada izleseymişim, bugün yarın gideyim derken film hemen vizyondan kalkmıştı.
Tavsiye ederim.
One Battle After Another'ı ilk gösterimde kaçırmıştım diye, çok uzun zaman sonra sinemaya gittim.
Filmde beğendim şeyler çok ama beğenmediğim şeyler de çok oldu.
Ama sinemaya gitmeyi özleşmişim.
#AyşeBarım'a 12 yıl 6 ay ceza hapis cezası verildi.
Savcının Ayşe Barım hakkında "Ağırlaştırılmış müebbet hapis" cezası istediği davanın karar duruşması Çağlayan Adliyesi 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
Bugün yaşananların tamamı bir mıntıka temizliğidir. İktidar, Batı’nın yaşadığı derin güvenlik krizini, kalıtsal otoriterliğe doğru giden bir rejim inşasının aracı hâline getirebileceği son derece geniş bir alan olarak kullanmaktadır. Bu süreci durdurabilecek yegâne güç, toplumsal dirençtir; ama ondan önce, bu gidişatın doğru okunması ve fark edilmesi gerekir.
Artık ne liderliğini Batı’nın yaptığı bütünlüklü bir “demokratik-liberal blok” vardır, ne Batı diye homojen bir siyasal-ekonomik yapıdan söz etmek mümkündür, ne de otoriterleşmenin önünde otomatik bir fren işlevi görecek olan “piyasa rasyonalitesi” diye bir mekanizma kalmıştır. Uzun yıllar boyunca piyasa rasyonalitesi denilen şey, otoriterleşmeyi sınırlayan bir dış çerçeve gibi işledi. Mülkiyet hakkının tanınması, hukukun asgari güvenceleri, öngörülebilirlik ve kurumsallık; sadece demokrasi adına değil, küresel kapitalist düzenin kendi işleyişi adına da zorunlu kabul edildi.
Bu düzenin mantığı şuydu: Batı, küresel üretim hiyerarşisinin tepesinde kalabilmek için nitelikli üretimi kendisine ayırır; çevre ülkelere ise daha düşük katma değerli roller biçer. Bu eşitsiz ama istikrarlı sistem, IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar aracılığıyla yatırım önceliklerinden kalkınma modellerine kadar yönlendirilir; yerel sermaye grupları da bu küresel yapının organik parçaları hâline getirilirdi. “Piyasa rasyonalitesi” tam olarak bu çerçevenin adıdır.
Ancak bugün bu çerçeve dağılmıştır. Küresel sistem artık bloklar hâlinde değil; parçalı, güvenlik merkezli ve ulusal çıkar öncelikli bir şekilde işlemektedir. Her aktör, kendi güvenlik ihtiyacını ve kısa vadeli çıkarını öncelemekte; bu da otoriter rejimlere geçmişte sahip olmadıkları ölçüde geniş bir manevra alanı sunmaktadır. Türkiye’deki iktidar tam olarak bu tarihsel boşluğa yerleşmiştir.
Batı’nın Türkiye’yi izole etmesi beklenirken, iktidar tersine bir hamleyle Türkiye’nin askerî kapasitesini Batı’nın güvenlik ihtiyaçlarına eklemleyerek bu baskıyı bertaraf etmektedir. Bu sayede, içeride rejimin finansmanını ve sürekliliğini sağlayacak adımlar sessizlik içinde atılabilmektedir. Sermayenin el değiştirmesi, mülkiyet ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi ve ekonomik alanın siyasal sadakat üzerinden yeniden dağıtılması bu sürecin en kritik boyutlarıdır. Geçmişte “piyasa rasyonalitesi”nin engellediği bu hamleler artık önünde bir bariyer olmadan ilerlemektedir.
Bu noktada sıkça dile getirilen “Türkiye Azerbaycan olamaz, çünkü doğal kaynağı yok” argümanı yanıltıcı bir konfor alanı yaratmaktadır. İktidarın yaptığı şey, klasik anlamda bir doğal kaynağa yaslanmak değil; ordu gücünü fiilî bir doğal kaynak gibi işlevselleştirmektir. Bu elbette sembolik bir anlatımdır, ancak gerçeği işaret eder: Rejim, askerî kapasitesini küresel güvenlik mimarisinin hizmetine sunarak dış baskıyı nötralize etmekte ve bu alanı içerde otoriter tahkimat için kullanmaktadır.
Türkiye hâlâ muhalif partilerden muhalif yurttaşlara kadar geniş bir kesim tarafından eski dünya ezberleriyle okunuyor. “Piyasa bir yerde dur der”, “Batı buna izin vermez”, “ekonomi buna dayanmaz” gibi varsayımlar, artık gerçekliğini yitirmiştir. Böyle bir duvar yok. Böyle bir çarpma noktası da garanti değil.
Türkiye “Azerbaycan olmaz” rahatlığından çıkmadıkça, değişen dünya düzenini doğru okumadıkça ve buna uygun bir siyasal pozisyon üretmedikçe şunu kabul etmek zorundayız: Türkiye her yer olabilir. Türkiye’de her şey olabilir. Tıpkı yıllarca “o kadarı da olmaz” denilen her şeyin, adım adım ve itirazsız biçimde olmuş olması gibi.
Donald Trump alleges Rob Reiner died "due to the anger he caused others" from having "Trump derangement syndrome."
"A very sad thing happened last night in Hollywood. Rob Reiner, a tortured and struggling, but once very talented movie director and comedy star, has passed away, together with his wife, Michele, reportedly due to the anger he caused others through his massive, unyielding, and incurable affliction with a mind crippling disease known as TRUMP DERANGEMENT SYNDROME, sometimes referred to as TDS. He was known to have driven people CRAZY by his raging obsession of President Donald J. Trump, with his obvious paranoia reaching new heights as the Trump Administration surpassed all goals and expectations of greatness, and with the Golden Age of America upon us, perhaps like never before. May Rob and Michele rest in peace!"
Read more here: https://t.co/X7WPUrFsfh
Netflix is officially buying Warner Bros. and HBO Max in an $82.7 billion deal.
“Our mission has always been to entertain the world,” said Netflix co-CEO Ted Sarandos. “By combining Warner Bros.’ incredible library of shows and movies—from timeless classics like 'Casablanca' and 'Citizen Kane' to modern favorites like 'Harry Potter' and 'Friends'—with our culture-defining titles like 'Stranger Things,' 'KPop Demon Hunters' and' Squid Game,' we’ll be able to do that even better. Together, we can give audiences more of what they love and help define the next century of storytelling.”
“Today’s announcement combines two of the greatest storytelling companies in the world to bring to even more people the entertainment they love to watch the most,” said WBD CEO David Zaslav. “For more than a century, Warner Bros. has thrilled audiences, captured the world’s attention, and shaped our culture. By coming together with Netflix, we will ensure people everywhere will continue to enjoy the world’s most resonant stories for generations to come.”
Read more here: https://t.co/7LX0GD3DPX
tuzbiber’de sahne alan bütün kadınlara bir ithamdır bu. çok aşağılıkça çok çiğ.
şakan varsa her pazartesi/salı açık mikrofon var aylak’ta gidip sahneye çıkabilirsin kimseyle yatmadan. her kadın meselesinin bir yerlerinde varsın. insan bir kere kendine “susayım” demez mi ya?
Ünlü olmaya aç, tamamen saçmalıklarla dikkat çekmeye çalışan bu şeyin kendine bir yerlerde yer bulması, hele ki pandemideki performansından sonra- midemi bulandırıyor.
arkadaşlar merhaba bu tweetimi yaymanızı rica edeceğim şiddet mağduru iki çocuğuyla beraber evinden kaçmak zorunda kalmış bir anne ve iki kız çocuğuna yeni bir yaşam kurmaya çalışıyoruz ev kiralandı ama eşyalar ve eksikler özellikle kış ihtiyaçları için ciddi bir maddi
BAYRAMPAŞA BELEDİYESİ’NDE YÖNETİM AKP’YE GEÇTİ
2. kez tekrarlanan Bayrampaşa Belediye Başkan vekilliği seçimi tamamlandı.
4. Tur sonunda Akp’nin adayı İbrahim Akın 19 oyla Başkan vekili seçildi. CHP’nin adayı Recep Öztürk 18 oyda kaldı.
31 Mart yerel seçimlerinde CHP’nin adayı Hasan Mutlu seçimden galip ayrılmış 31 yıl sonra Bayrampaşa Belediyesi’nde yönetim CHP’ye geçmişti.
Hasan Mutlu’nun tutuklanmasının ardından yapılan Başkan vekilliği seçiminde oylamadaki eşitlik nedeniyle kura çekilmiş CHP kuradan da kazanan taraf olarak çıkmıştı. Devamında Akp’nin itirazı üzerine Başkan Vekilliği seçiminin yenilenmesine karar verilmişti.