Bu günlerde Nazım'dan okunacak çok şiir var.
Örneğin Kuvâyi Miliye destanından şu dizeler:
"Ateşi ve ihaneti gördük,
Dayandık,
dayandık her yanda"
vaya Provokatör şirinden şu dizeler:
"Bu adam
sattı arkadaşını;
sattı altın bir tepside arkadaşının
kanlı, kesik başını..."
Nazım okumak herkesin harcı değil.
Bu dizeler çarpar insanın suratına...
BEKİR COŞKUN
Bir gece yatıp kalktık…
Yargı yok…
Yargıyı bölüşmüşler, yarısı hocaya,
yarısı imama…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Cumhuriyetçi aydınlar yok…
Hücrelerdeler…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Medya yok…
Yarısını almışlar parayı bastırıp, kalan yarısının da gırtlağına bastırıp…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Ben yokum…
Muhterem karıma “Ben yok muydum
şu köşede yahu?” dedim…
“Yoksun, kovuldun” dedi…
Ağladı…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Laiklik yok…
Devlet tekbirle açılıyor…
*
Bir gece yatıp kalktık…
“Türk” yok
*
Bir gece yatıp kalktık…
Bayrak yok…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Yarısı gitmiş…
“Türkiye” de yok…
*
Bir gece yatıp kalktık, marşlar yok, andımız yok, bayramlar yok…
Bir gece yatıp kalktık, bu 4+4+4’tür dediler…
Çocuklar yok…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Cumhuriyet yok…😪😪😪
*
Ve bir gece yatıp kalktık ki..
Biz yokuz…
*
Yatma o zaman…
Kaldır başını artık…
Bir böcek gibi ezilip, bir dal gibi kırılıp, bir sürü gibi güdülüp, bir toz gibi üfürülüp, bir ot gibi sökülüp, bir kuş gibi vurulacağına…
Yatma…
(3 Ocak 2015)
Fikri hür olmayanın
iradesi hür olamaz.
Atatürk’ün Cumhuriyeti,
fikri hür insanların eseridir.
Biz o geleneğin içindeyiz.
Korkma, Eğitim-İş var.
#EgitimisSusmayacak
Ülkemizdeki milletvekillerini,
ardından Millî Eğitim Bakanlığı’nın ilgili birimlerini,
özellikle de Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında hazırlanan
9. ve 10. sınıf MEB ders kitaplarını
okumaya ve anlamaya davet ediyorum.
Zira burada artık “beğeni” meselesi değil,
pedagojik gerçeklik meselesi var.
Bu kitapların hitap ettiği yaş grubu
14–16 yaş arası öğrenciler.
Yani soyut düşünme becerisi yeni gelişen,
akademik metin okuma deneyimi sınırlı,
ülke genelinde yapılan ölçümlerde
okuduğunu anlama becerisi zaten alarm veren bir grup.
Buna rağmen önlerine konulan metinler:
– Yoğun kavramsal yük taşıyor
– Üst üste yığılmış akademik terminoloji içeriyor
– Açıklamaktan çok “tanımlıyor”
– Öğretmeyi değil, yüksek düzeyde yorumlamayı varsayıyor
Sormak gerekiyor:
Bu metinler yazılırken,
ülkedeki 9. ve 10. sınıf öğrencilerinin
ortalama okuma-anlama düzeyi
gerçekten dikkate alındı mı?
Yoksa idealize edilmiş,
kitapla büyümüş,
metabilişsel farkındalığı yüksek,
kelime hazinesi geniş
hayali bir öğrenci profili mi esas alındı?
İş daha da çarpıcı bir noktaya geliyor ölçme–değerlendirme kısmında.
Metni anlamakta zorlanan öğrenciden;
– çıkarım yapması
– kavramlar arası ilişki kurması
– çok katmanlı yorum üretmesi
– örtük anlamı yakalaması
– hatta bazen metni eleştirmesi bekleniyor.
Yani öğrenci,
henüz ne dendiğini çözmeye çalışırken,
ondan neden, nasıl ve ne olurdu sorularına
üst düzey akademik cevaplar vermesi isteniyor.
Bu bir ölçme değil;
bu, beklenti ile gerçeklik arasındaki kopuşun sınavı.
Ve kaçınılmaz sonuç:
Öğrenci “yetersiz”,
öğretmen “yetiştiremiyor”,
ama metin…
her zaman “çok nitelikli”.
Oysa eğitimde temel ilke nettir:
Metin öğrencinin seviyesine iner,
öğrenci metnin ağırlığı altında ezilmez.
Buradan tekrar soruyorum:
Akademik dilin yoğunluğu ile
hedef kitlenin bilişsel ve dilsel gelişimi arasında
sağlıklı bir korelasyon var mı?
Yoksa biz,
anlaşılmayan her şeyi
“derinlik” sanan bir eğitim kültürünün
ürünleri miyiz?
Bu bir itiraz değil;
bir uyarıdır.
Çünkü 9. ve 10. sınıf öğrencileri
akademik metin çözmek için değil,
öğrenmek için okulda.
Ve eğitim,
anlaşılmamak üzerine kurulamaz. #egitim #öğretmen #MaarifModeli
Atatürk'ün dediği gibi"Her ilerlemenin,kurtuluşun anası özgürlüktür.Basın milletin müşterek sesidir"
Halk Tv milletin sesidir, nefesidir. #HalkTVninYanındayım
Halk Tv kapatılır, ekranı karartılırsa on gün boyunca o karartılmış ekranı izlerim, bu da benim iradem!Haber alma hakkımız engellenemez! #HalkTVninYanındayım