Freud'a göre insan ailesini aşıp onlardan daha mutlu, daha üretken, daha başarılı vs olduğunda bilinç dışında suçluluk duyar ve bu yüzden kendini baltalarmış.
Şimdi yine oyle valili falan üst düzey bir calistaydayim. Konusmalar, ikramlar falan her şey süper. Kağıt üzerinde yapilacaklara, projelere baktığında da vay be diyorsun neler yapıyoruz biz nasıl da superiz ama kafanı kaldırdıginda onlardan eser yok, puf.
Acaba Türkiye de yapıldığı kadar başka ülkelerde de bu kadar çok toplantı, çalıştay yapılıyor mu çok merak ediyorum. Sürekli protokol toplanıyor valisi, kaymakamı, rektörü, toplantılar, çalıştaylar, seminerler, şunu yapacagız diye birileri konuşuyor falan sonra dağılıyoruz.
Son zamanlarda dinlediğim en iyi şarkıyı çevirmeden edemedim. Şarkının adı "La symphonie des éclairs" (Şimşeklerin Senfonisi).
Şarkıyı seslendiren Zaho de Sagazan genç bir Fransız yetenek. Kendini "aşırı hassas" biri olarak tanımlıyor. Öyle ki videoda izlediğimiz üzere şarkıya kapılıp göz yaşı dökebiliyor.
Sagazan adını önümüzdeki dönemlerde de sıklıkla duyacağız gibi görünüyor. İyi dinlemeler.
Real Madrid'in stadı için "150 bin kişilik uyku tulumu" diyen Franco'nun uykularıni kaçiran da bir futbol kulübü olan Barcelona'ydı. Futbol egemenin elinde kitleleri uyuşturan bir araç da olabilir, egemene karşı direnişin aracı da. Bu kitlenin politik düzeyiyle alakalıdır...
1 Mayıs olmasaydı hala şu insider şirketinde olduğu gibi 18 saat çalışıyor olacaktınız
Patronlarınızda stüdyo makyajlı suratlarıyla iktidar parti zirvelerinde sizi ne güzel 18 saat çalıştırdığını anlatacaktı
Selam olsun 140 yıl önce idam pahasına 8 saatlik iş gününü savunanlara
Masumiyet Muzesi'ni izleyen herkesin hastalık diye tanımladığı takıntınin adı zaten aşk.Varlığınızda taşıdığınız tüm karanlığın ihtiras içinde nasıl ortaya çıktığını görmek,arzunun en saf halini yaşamak ve hatta deliliğinin sınırlarına gelmek. +
“Hiç kimsenin senin yüksek ahlakî değerlerine erişemeyeceğine o kadar eminsin ki herkesi bağışlıyorsun.
Bundan daha kibir dolu bir davranış olamaz!”
Dogville(2003), Lars von Trier