İspanya Başbakanı Pedro Sanchez:
“İspanya'nın nükleer bombaları, uçak gemileri yok. İsrail saldırısını tek başımıza durduramayız. Ancak bu, mücadeleyi bırakacağımız anlamına gelmiyor. Çünkü tek başımıza kazanamasak bile uğruna savaşmaya değer davalar var.”
Tayt ile bisiklet süren Vali'ye CHP vekili İnan Akgün Alp, "Vatandaşın içerisinde taytla geziyor. Böyle vali olmaz" dedi.
Vali görevden alındı.
CHP yönetiminden kimse itiraz etmedi.
Demek her şeyin ölçüsü varmış.
Aynı tavrı "külotlu konser" verenlere de göstermenizi bekliyorum.
“Gönül sırdır” dermiş eskiler. Olur olmaz herkesle her şey paylaşılmaz. Çünkü insanoğlu ayıp arar, kusur arar. Senin üzüntün onun neşesi olur. Gönül ancak güzel görene, güzel konuşana, güzel saklayana açılır. Onlara da ehl-i muhabbet denir"
Bu iki yüzlülüğün hesabını veremeyeceksiniz!
Haluk Levent'in kurduğu Ahbap Yolunda A.Ş Diyanet'e bağlı bir kuruluş olsaydı, ışıklı tayfa şu an ortalığı yıkmıştı.
Ama söz konusu kemalist maskeli biri olunca üç maymunu oynuyor!
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 6 şubat depremleri döneminde yaptığı konuşma tekrar gündem oldu
• Çıkmış bir tanesi ‘Kızılay nerede?’ diyor.
• Be ahlaksız, be namussuz, adi, günde 2.5 milyon insana bu Kızılay yemeğini ulaştırıyor.
300 küsür İslâmî STK yardım dağıttı depremde, hiç birinde leke çıkmadı.
'1 tane' seküler dernek vardı, o da premium hırsız çıktı.
"Testi içindekini sızdırır."
Haluk Levent "Ahbap" Derneği
çatısı altında örgüt kurup kara para aklama, milyarlık bahis oynama iddialarıyla gözaltına alındı.
Meğer Kızılay'dan deprem çadırı alıp rulet masası kurmuş.
Tam bir boşgan çırağı performansı!
Gönderin Silivri'ye, içeride çift haneli batak dönerler.
Kızılay’ın çadır sattığını günlerce paylaşıp bugün Haluk Levent için tek bir kelime yazmayan; troller, kalemşörler, sanat-sepetin alayı…
OROSPU ÇOCUĞUDUR
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 6 şubat depremleri döneminde yaptığı konuşma akıllara geldi:
— “Çıkmış bir tanesi ‘Kızılay nerede?’ diyor.
— Be ahlaksız, be namussuz, adi, günde 2.5 milyon insana bu Kızılay yemeğini ulaştırıyor.”
B. Ergin Borobey ne güzel özetlemiş; "Sonra bir şeyler oldu, uzun uzun susmaya başladık. Söylenecek çok şey varken dilimizi göğe bıraktık. Sonra kulaklarımızı, sonra kalbimizi."
Prof. Dr. Sinan Canan'ın modern insanın yüzüne çarptığı o sarsıcı "konfor alanı" gerçeği:
🔶 Bugün hepimiz daha rahat bir hayatın, daha yumuşak koltukların ve hiç yorulmayacağımız işlerin peşinde koşuyoruz.
🔶 Ama size çok acı bir bilimsel gerçekten bahsedeyim: İnsan beyni konforu kesinlikle sevmez.
🔶 Siz her şeyi otomatiğe bağladığınızda, sürekli aynı şeyleri izleyip aynı insanlarla hep aynı muhabbetleri ettiğinizde beyniniz fiziksel olarak küçülmeye başlar.
🔶 Çünkü beyin, hayatta kalmak ve karmaşık problemleri çözmek üzere tasarlanmış kusursuz bir hayatta kalma makinesidir.
🔶 Eğer ona uğraşacak, yorulacak ve çözecek bir dert vermezseniz, bu makine paslanır ve kendi kendini yemeye başlar.
🔶 Emekli olup sakin bir sahil kasabasına yerleşen ve "artık kafa dinleyeceğim" diyen insanların çok kısa bir süre sonra alzheimer veya demans gibi nörolojik hastalıklara yakalanmasının en büyük alt metni budur.
🔶 Zihninizin canlı kalmasını istiyorsanız, onu her gün o sıcacık konfor alanından çıkarıp şaşırtmak ve zorlamak zorundasınız.
🔶 Çok iyi bildiğiniz bir şeyi yapmaya devam etmek sizi geliştirmez; rahatlık bizi sadece yavaş yavaş ve hiç fark ettirmeden çürütür.