👉 Diyelim ki sabah saat 10:30'da bir hisse senedi fonu alış emri verdiniz.
👉 Saat 13:30'da emriniz kesinleşti ve paranız bloke oldu.
👉 Fakat öğleden sonra saat 15:00'da fonu almaktan vazgeçtiniz.
👉 Daha paranız karşı tarafa geçmedi.
👉 Gidin bankaya nakit karşı tarafa geçmediği için yani takas daha gerçekleşmediğinden dolayı paranızı isteyin. Bankaya SPK'nın duyurusunu gösterin. Banka size parayı vermek zorunda.
👉 SPK'nın son duyurusu buna izin veriyor. Çünkü para karşı tarafa geçmediği için takas tamamlanmamıştır.
SPK’nın “Takas Kesinliği ve PBLK Hususlarına İlişkin Basın Duyurusu” başlıklı 22 Ekim 2026 tarihli paylaşımı incelendiğinde özetle;
“Takas kesinliği ve rehin hakkı” başlıklı SPK m.79/1’in; TEFAS’a verilen her talimatı kapsamayacağı, kapsama girilebilmesi için satış emri neticesinde nihayeten nakdin yatırımcının hesabına geçirilmesi gerektiği, aksi halde takasın tamamlanmamış kabul edileceği şeklinde yorumlanması gerektiği sonucuna varıldığı,
Ancak bu duyurunun; SPK m.79’un lafzına, ruhuna, piyasa güvenine ve Anayasa m.35 ile İHAS 1. Ek Protokol m.1 tarafından teminat altına alınan mülkiyet hakkına aykırı olduğu,
SPK’nın bu basın duyurusunda belirttiği şekilde; takas işlemi nakdin yatırımcıya aktarılması ile tamamlansa idi zaten ortada bugünkü gibi bir fon krizi olmayacağından, yatırımcıların haklı ve meşru beklentisi ile SPK m.79’un emredici hükümlerinin gözardı edilemeyeceği, konunun normlar hiyerarşisinde “üst norm” niteliği taşıyan Anayasa ve İHAS çerçevesinde ele alınmasının gerektiği, bu normlara aykırı düzenlemelerden hareketle SPK m.79’un ve mülkiyet hakkının ihlal edilemeyeceği,
Gözönünde bulundurulmalı ve “hukuk devleti” ilkesi esas alınmalıdır.
📌 SPK Bülteninde çok ilginç bir şey daha var.
👉 "Takas işlemi alınan talimattan sonra nakdin yatırımcı hesabına geçirilmesi ile ve fon katılma payı sahipliğinin kaldırılması ile tamamlanmaktadır." demişler.
👉 Para hesap geçtikten sonra "Takasın Kesinliği İlkesine" gerek yok ki ? SPK 79. Maddesine gerek yok ki?
📌 Yalnız şu unutulmamalı: Finans piyasalarında takasın kesinliği, finansal istikrarın omurgası ve temel direğidir.
10 yıllık birikimim, emeğim gitti. Ben bu riski almadım!
7/7 risk, dolandırılma riski değildir.
ANAPARA + TÜFE hakkımızdır!
#KirmiziCizgimizAnaParaTUFE
Aslında bu Fon Kanunun iptali için ilk olarak SPK'nın dava açması gerekir.
👉 17 Eylül 2026 tarihinde yayınladığınız 2026/61 sayılı bültende "SPK 79. Maddesini uyguladınız ve tasfiyeden önce emir verenler fondan öncelikli alacaklıdır" dediniz.
👉 Şimdi bu madde dün gece iptal edildi.
👉 Siz şimdi bültende yazdığınız bu maddeyi savunmayacak mısınız?
Bugüne kadar sustum ama;
Kanuni hakkımızı savunduk, Hakkımızdan neden vazgeçelim dedik diye
Olağanüstü gibi kanuni olmayan bahanelerle -kanunun hiçe sayılmasını- normal görenleri uyardık diye
*KİMSENİN ZARARINI İSTEMİYORUZ SADECE KENDİ HAKLI PARAMIZI İSTİYORUZ DİYE
++Devamı👇
BU BÜTÇE GÖRÜŞÜLMEMELİDİR!
Meclise getirilen 2027 bütçesi tamamen fon skandalından önce yayımlanan OVP’nin varsayımlarına göre hazırlanmıştır.
Ekonominin, finansın göbeğinde bu büyüklükte bir skandal olacak ve o sizin büyümenizi, talebinizi, kamu dengelerinizi, faizinizi ve enflasyonunuzu etkilemeyecek öyle mi?
Soygunu "sınırlı alanda" deyip ciddiye almayanların, bütçeyi de Meclisi de ciddiye almadığı ortada.
Millete bu hayali rakamların bedelini ödetmeye hakkınız yok arkadaşlar.
Bu harika bir kanıt! 👏
Uzman olmayan herkes bunu felaket diye yorumlamış ama değil! Burada öyle ifadeler kanuna dayanak sunulmuş ki, hem ilgili mevzuata hem de finans ve yönetim ilkelerine aykırılıklar yargıda adli bilirkişi raporumu asla reddedilemeyecek şekilde güçlendirdi.
“Temerrüt ve/veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedeniyle” denilerek, zamanında ve usule uygun verilmiş talimatın gereğinin yerine getirilmemesi ile talimatı kayda girip TEFAS’da eşleşen ve PBLK kodunu alanlara ödeme yapılmaması haklı görülemez. O zaman “talimat” ve “takas kesinliği” kavramlarının ne anlamı ve önemi kalır? Sisteme güven sorgulanır. Bu nedenle, SPK m.79/1’e göre hareket edilmesi gerekir.
Fona ilişkin müşteri talimatının gereğinin bu gerekçeyle yerine getirilmemesi, başta “hukuk devleti” ilkesinin bir yansıması olan hukuk güvenliği hakkına, mülkiyet hakkının özüne ve sözleşme hürriyetine aykırı olur.
Piyasanın olağan şartlarında kazanan kazanır, kaybeden kaybeder, bundan kimsenin şikayeti olmaz. İçinde bulunulan durumun, piyasanın olağan şartlarıyla açıklanamayacağı izahtan varestedir. Ciddi hatalar zinciri olmuş gözüküyor. Bunun külfeti, sisteme güvenen yatırımcı üzerine bırakılmamalı.
Nasıl mide bulandırıcı bir manzara…
Okullarında sabun, tuvalet kağıdı bulunmayan ülkenin Milli Eğitim Bakanı 20 milyon liralık arabadan iniyor, Butlan Yardımcısı Türkiye’nin en karanlık Milli Eğitim Bakanı’nı sarmaş dolaş karşılıyor.
Vıcık vıcık bir temas.
Erkan Baş: Hırsız var diye bağırıyorum‼️
Sevgili vatandaşlar, şu son olayları görünce çıkıp Taksim'e HIRSIZ VAR diye bağırasım geliyor
85 milyonun gözünün önünde hem halkın parasını, hem de çocuklarımızın geleceğini çalıyorlar
Ortada bir hırsızlık var, hırsızlığı yazanlar pat polis, savcı, hakim, pat cezaevi!
Çalmış kardeşim, konuşmayalım mı ? Fatma Hanım elini kolunu sallayarak geziyor
Bağırıyorum, hırsız var hırsız. Bu sadece biri, Saray'da daha kaç tane Fatma Betül var, kaç milletvekili, kaç bakan var, kaç genel başkan yardımcısı var
Bunları sormayacak mıyız ? Akp bunların hesabını vermeden bu ülkeyi yönetebileceğine inanıyor mu ?
YENİ Parti olarak TBMM kürsüsünden fon mağdurlarımızın sesi olmaya, haklarını aramaya devam ediyoruz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz..
Konuşmamdan bir kesit 👇
Fon Mağdurları için getirilen bu kanun teklifi tam bir fiyaskodur! Dağ fare doğurmuştur!
Ekonomiye güven kazandırmak yerine, suçluları koruyan bir anlayışla hareket edilmiştir.
AKP’nin kurumlarla ilişkileri arapsaçına dönmüştür ve acilen Meclis Araştırma Komisyonu kurulmalıdır.
Hukuku arkadan getirenler, güveni de ekonomiyi de bitirmiştir!
Güven olmadan ekonomi olmaz, sıcak para gelmez. Bu mesele şeffaflıkla aydınlatılmak zorundadır!
Maalesef “Tasfiye Kanunu’nun” Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi ile birlikte “PBLK’lılara” öncelikli ödeme yapılmayacağı netleşmiştir. Bununla birlikte kendi “PBLK alacağıma” ilişkin başlatmaya karar verdiğim hukuki süreç de ekibim ve kıymetli meslektaşım Adnan Bey (@av_adnan78) ile yaptığım istişareler neticesinde belirginleşmiştir. Toplumsal bir sorumlulukla, kendi adıma başlatmaya karar verdiğim hukuki süreci paylaşmayı gerekli görüyorum.
“Kanun” ile birlikte SPK’nın “PBLK alacaklarına” ilişkin hukuki sorumluluğu daha geri planda kalmıştır. Nitekim artık “PBLK ödemelerinin” yapılmamasının ana gerekçesi SPK’nın “işlemleri” değil söz konusu Kanun’dur. Bunun da ötesinde SPK, “PBLK ödemeleri” hususunda, yatırımcılar hakkında bireysel işlem tesis etme makamı da değildir. Bu sebeple, idari yargıda işletilecek sürecin “PBLK alacaklarının” tahsili bakımından -en iyimser tabirle- yeterli olmayacağı kanaatimi paylaşmak isterim. Zira ilgili mevzuat ve 2026/61 sayılı SPK Bülteni (A/1) maddesi uyarınca “PBLK alacaklarını” ödeme hususunda asıl yükümlünün “tasfiye süreçlerinin yürütülmesinde yetkilendirilmiş İlgili Banka” olduğu görülmektedir.
Bu kapsamda, adli yargıda “tasfiye süreçlerinin yürütülmesinde yetkilendirilmiş İlgili Banka’ya” ve -tedbiren- idari yargıda SPK’ya karşı hukuki süreç işletmeye karar verdim.
Evrensel hukuk kurallarıyla güvence altına alınan hukuki güvenlik ve belirlilik, kazanılmış haklara saygı, kanunların geriye yürümezliği ve eşitlik ilkeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’yla korunan Mülkiyet Hakkı’nın sonradan çıkarılan “Kanun’la” dahi ihlal edilemeyeceğini yüce Türk Yargısı önünde hukuki dayanaklarıyla ortaya koyacağımıza inanıyorum.
Takdir yüce mahkemenindir.