Değerli takipçilerim ve okurlarım,
Üç gündür Dersim’de bağımsız gazetecilik yaparak sahadan gelişmeleri sizlere aktardım. Aynı zamanda Halk TV için de yayınlar gerçekleştirdim. Meslek büyüğüm Suat abimin katkılarını yadsıyamam; kendisine hepinizin huzurunda teşekkür ederim.
Son gelişmeleri videoda detaylı şekilde anlattım. Ancak bir kez daha yinelemek istiyorum: Çalışmalarımı yalnızca okurlarımın katkılarıyla sürdürüyorum. Bu çağrıyı tekrarlamamın nedeni ise her yeni çağrının yeni bir okuyucuya ve aynı zamanda yeni bir desteğe ulaşma imkânı sağlamasıdır. Amacım, gazeteciliğe katkı sunmak isteyen daha fazla kişiye ulaşabilmek.
Ümraniye Belediyespor, dün Amedspor’u evinde ağırladı.
Stada 16 Türk devletinin bayrakları asıldı.
Maçtan önce mehter marşı çalındı.
Sanırsın, düşman takımı…
Bu arada, maçı 4-3 Amedspor kazandı.
"ıslık çalan zamanlardan gelmiştim
bilirim bulutları eskitmenin güzelliğini
zaman, o zaman değil şimdi
güneş yine doğar bu kente"
Uğurlar olsun yol arkadaşımız, anılarımız da yaşatacağız. Tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
https://t.co/zSv0uFgreJ
Soruda Türkçe kullanılmış, bu yüzden Türkçe cevap veriyorum.
Osmanlı’da 40 bin Alevi’nin öldürülmesi, Selim I döneminde (1514) Safevi tehdidi ve dini farklılıklar nedeniyle gerçekleşti. Aleviler, Safevi yanlısı ve "sapkın" görülerek hedef alındı.
Dersim Katliamı (1937-38) ise isyan bahanesiyle yapıldı, ancak Alevilere yönelik aşırı şiddet içeriyordu (13-70 bin ölüm).
Farklı etiketleme, Osmanlı’daki olayın dini baskı, Dersim’in ise güvenlik operasyonu olarak çerçevelenmesinden kaynaklanıyor. Her ikisi de büyük vahşet; isimlendirme tarihsel anlatılara bağlı.
Özet: Selim I Alevileri Safevi tehdidi ve dini nedenlerle öldürdü. Dersim, isyan bahanesiyle aynı şiddeti gördü. Etiket farkı, anlatıdan gelir; ikisi de vahşettir.
Muhteşem Yüzyıl dizisiyle bu toplum övündüğü ama bilmediği tarihi hakkında bir dizi rahatsız edici şey öğrendi ama sustu. Üzerinde düşünseydi belki ugün yaşanan olaylara uygun yorumlar yapabilirdi:
1- Her şeye (mülke-hayata- ünvana-güce-geleceğe ilişkin kararlara-servete-özgürlüğe) sahip BİR TEK AİLE VAR: OSMANOĞLU... Diğer herkes KUL, yani köle statüsünde. Gerisi, hükümdarın bir sözüyle yaşar, vezir olur; bir sözüyle servetine, mevkiine el konur, başı vurulur. Devletin bekası için insan sadece araçtır. Kolayca harcanır.
2- Padişahlar oğullarını ve iktidarlarını tehdit eden herkesi acımasızca öldürürler. Çocuklara, gençlere acımazlar.
3- Vezir-i Azam bile bir köledir. Sahip olduğu herşey (canı bile) verildiği gibi alınır.
Bu kadar otoriter, hiterarşik bir yapıdan özgürlük çıkmaz. Islahat sınırlı olur. Böylesi toptancı yapılar, çeşitliliği bir arada yaşatmak ve sürdürmekte başarılı olamaz.
İsyanlar olabilir ama merkezî gücü paylaşacak ve sistemi dönüştürecek bir sosyal sınıf çıkmadığı için, kısa süreli olur, sistem yozlaşarak sürer, varlığını sürdüremeyecek kadarnzayıfkayınca çöker. Çökmüştür.
Evren Devrim Zelyut hayata veda etmiş.
Bilenler vardır mutlaka bilmeyenler için yazayım.
12 Eylül döneminde Toptaşı Cezaevi'nde annesiyle görüş sırasındadır. Annesi bir subay tarafından itilir ve yere düşer. Gülten Akın bunun üzerine şiir yazar.
İstanbul’da kitleye karşı yaptığı konuşma esnasında “Dün Doğu'da bir yerde bana göre paçavra olan bayraklar sallanırken, o mitinge gidenlere polisler pamuk şeker verirken, buradaki gençlere de pamuk şeker ikram etmelerini bekliyoruz." beyanı ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik eden, toplumda ayrışmaya sebebiyet veren Mansur Yavaş’ın açıklamaları hakkında, baromuz tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulacaktır. Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.