Araçla tarih sohbetleri …
Fransa’nın kuzey sahil toprakları olan Normandiya’dan geçerken anımsattıkları.
İngiltere’nin son Fatih’i viking kökenli Normandiyalılar ve fatih kral … Wilhem.
Fransızca’dan İngilizceye geçen 10 binden fazla kelime.
Selahaddin Eyyubi ile Filistin’de defalarca savaşan ingiliz kral Arslan Yürekli Richard ile Fransız Kral Philips Auguste sonrasında Normandiyada kapıştılar..
Sohbetin tamamı:
https://t.co/RNTy9sOvzL
Araçla tarih sohbetleri …
Fransa’nın kuzey sahil toprakları olan Normandiya’dan geçerken anımsattıkları.
İngiltere’nin son Fatih’i viking kökenli Normandiyalılar ve fatih kral … Wilhem.
Fransızca’dan İngilizceye geçen 10 binden fazla kelime.
Selahaddin Eyyubi ile Filistin’de defalarca savaşan ingiliz kral Arslan Yürekli Richard ile Fransız Kral Philips Auguste sonrasında Normandiyada kapıştılar..
Sohbetin tamamı:
https://t.co/RNTy9sOvzL
Hakikat hakkında böylesi Yalanlar şüphe uyandırıyor işte… defalarca Selahattin eyyubi’nin türbesi içerisindeki ahşap ve mermer çift kabrini ziyaret ettim, hakkında neredeyse A’dan Z’ye bütün rivayetleri duymuşumdur ama hiçbirinde böyle bir rivayet duymadım… üreme devam ediyor anlaşıldı
Gazze olayları tüm dünyada İslam’ın lehinde bir moral değere döndü.
Buna karşılık bir küresel kolektif akım karşı atağa geçti, bu çok belirgin oldu son zamanlarda.
Fransa’da gençlik eylemi ki Fransız devriminden beri ki Paris’in bir eylemler şehri geleneğine sahip, Fransa’da yaşadığım müddetce o kadar çok patırtılı gürültülü, yakmalı yıkmalı eyleme şahit oldum ki sıradanlaşmış bu eylemlerden bu sonuncusu ise gençler tarafından Gazze olayları da protesto edildiği için adeta İslami direniş olarak gösterilmeye çalışılıyor.
Elbet küresel aktörler çok zorlama yorumlara giriyorlar, fransız solcular ve liberallerin yorumlarına baktığınız zaman ise bıyık altı gülmekteler .
Ama belli ki Mel Gibson da burada bir rol üstlenmiş.
Fransa’da gençler sokaklarda organizeli eylem yapıyorlar. Tüm Fransız medyasında birinci haber gençler…
Yalnız bu videonun sonunda sizleri bir sürpriz sesler bekliyor.. 🙂
🔴 قبل أسبوع، أقامت قرية #الكوثر الأندلسية (Cútar)، الواقعة شمال مدينة مالقة الإسبانية، نصبا تذكاريا للف��يه المسلم #محمد_النيار، الذي خط القرآن الكريم بيده، ثم أخفاه داخل جدار منزله، حفاظا عليه من أعين رجال الدين الكاثوليك، في زمن كانت فيه مظاهر الوجود الإسلامي في الأندلس تتعرض للملاحقة والتضي��ق.
وبعد نحو خمسة قرون، عثر على هذا المصحف خلال أعمال ترميم المنزل، في اكتشاف أعاد إلى الذاكرة فصلا من فصول التاريخ الإسلامي في الأندلس، وشاهدا على ما بذله المسلمون من جهود للحفاظ على كتاب الله، رغم قسوة الظروف وخطورة إظهاره.
حاليا القرآن الكريم محفوظ بمتحف القرية الذي يتحدث كله عن الفقيه والمخطوطة.
https://t.co/ZEwEGKLnGU
Mustafa Kemal ile Erdoğan’ın en tipik ve en tehlikeli benzerliği, iktidarları için icabında gözlerini kırpmadan geniş kitlelere eziyet etmekten çekinmemeleridir.
Bunu ne Abdülhamid Han’da, ne Menderes’te, ne de Turgut Özal’da göremezsiniz. Onlar hakkında oturup idarelerinden özel hayatlarına kadar bir yığın eleştiri yapacak konu bulabiliriz; ama şu türden bir yaklaşımı asla bulamazsınız:
“Çocuk, kadın ayırt etmeksizin cezalandırın teröristleri; yakın, yıkın şehirleri.”
Peki, M.Kemal ile Erdoğan’ın ortak motivasyonları neler?
Aslında mesele yalnızca bu ikisinin benzerliği de değil. Özellikle 20. yüzyılda Avrupa’dan Uzak Doğu’ya, oradan Latin Amerika ülkelerine kadar yaygın bir tipolojiyle karşı karşıyayız.
Her biri fakirlikten gelmiş tek adamlardır; bir şekilde ulaştıkları iktidarı ve elde ettikleri zenginliği kaybetme endişesini her zaman bir numaralı davaları hâline getirmişlerdir. Sonradan zenginleşenlerde daha küçük boyutlarda gördüğümüz “sonradan görmelik” hâli, bunlarda çok daha ağır biçimlerde ortaya çıkıyor. Bu sonradan görmelerin hepsinde eski fakir sefil hayatları travmalarıdır.
Hepsi illegaliteye meyilli, cüretkâr; risk almaktan çekinmez ve megalomandırlar.
Hiç şüphesiz “Yaşasın kötülük!” diye sivillere zarar vermiyorlar; devlet gücüyle, “vatan haini” veya “terörist” suçlamalarıyla sarmallayarak yapıyorlar. Devletin bekası da cabası.
Hepsi de bu cürümlerini, devlet imkânlarını dağıtarak kurdukları güç ittifakına sırtlarını dayayarak yapıyorlar.
Eğer Erdoğan’ın yolsuzluklarını Millî Görüşçüler ifşa edip bürokratik kadrolarıyla var güçleriyle bu kamu hırsızlıklarının üzerine gitselerdi, biz bugün “Millî Görüşçüyüm” diyen insanların kadın, çoluk çocuk nasıl terörist gösterildiğini izler olurduk.
Yani bu tipolojilerin fikrî bir davaları yoktur; en büyük davaları, bahsettiğim üzere, kişiseldir.
Bir zamanlar partisini kapatmaya çalışanlarla, kapatılmalı diyenlerle, hatta kendisine suikast düzenleyenlerle bile ittifak kurabilirler.
M Kemal’in Doğu’da Kürtlere karşı yaptırdıkları ki -aslında kısa süre önce Meclis’te İstiklâl Harbi’nin diğer öncü komutanları muhalif bir parti kurmuş ve M. Kemal, Başbakan İsmet’ten hemen sıkıyönetim ilan etmesini istemiş, ama o bunu doğru bulmayıp istifa etmişti-yani Kürt isyanının arka planında yine tek adamın iç iktidar mücadelesi var. Nitekim bu isyan bahanesiyle asıl hedef, bu muhalif parti kapatılmış; hatta İstanbul’da hâlen yaşamakta olan son muhalif basın susturulmuştur. Düşünün, o günden bugüne doğudan batıdan on binlerce genç, bir adamın siyasi iktidar hırsı yüzünden yaktığı ateş yüzünden ölmüştür.
1929 Serbest Fırka deneyimi sonrası toplumun iktidara, özellikle Büyük İzmir mitingindeki nefretinin görüldüğü ve bundan ders çıkarmak yerine halkı cezalandırdı. Gerekli kurgu hemen akabinde Menemende icra edildi ve “Yakıp yıkın tüm şehri!” şeklindeki yaklaşımı ve Mustafa Kemal’in uzun süren yurt gezisi sonrası toplum mühendisliğine girişildi, hatta dinin dönüştürülmesine kadar teşebbüsleri getirdi. Ülkede CHP dışındaki tek özerk yapı Türk Ocaklarının ekseriyeti CHP’nin Halkevlerine devredildi.
Elbet bunların hepsi, kıymet bilmeyen halkın(!) cezalandırılmasıydı.
1934 Trakya Yahudilerine karşı devlet provokasyonu vs… O kadar çok kitle eziyeti var ki…
Hele Kemal’in ömrünün son döneminde Dersim’de çocuklara ve kadınlara karşı yaptığı kıyımlar, megalomanik çılgınlığın kemâlidir.
“..bir cânî yüzünden yüz köyü harâb eder, bir âsî yüzünden binler mâsûmu mahveder.’ dediği fıkra için Said’in mahkûmiyetine pek musırrâne çalışıp demiş ki: ‘Atatürk’ü tahkir edip, inkılâblar aleyhindedir.’
Cevap: Yine o cevabı veren Nur Şakirdlerinden Abdürrezzak nâmında birisi diyor ki:
‘İşte o davânın doğruluğuna delâlet eden yüzer emâreden tek bir emâresi: 1938’deki Dersim fâciâsında binler mâsumları, ihtiyar kadınları hem öldürtüp hem ateşlere atmak ve bir isyan tevehhümü ve ihtimâli yüzünden yaktırması; bu Beşinci Şuâ’ın o hükmünü kat’î hakikat olarak gözlerine sokuyor.’”
(14. Şuâ Risalesi’nden)
Çünkü vicdan bu gerektiriyor.
Erdoğan ile alakalı eleştirilen her şey Mustafa Kemal için de geçerli.
Doğuda, Dersimde ,Menemende, Trakya’da Sivil çoluk çocuk ayırt etmeksizin toplu kıyım ve eziyetler,
Ülkenin herkesiminr yaşattıkları zulümler:
Kurtuluş için yola çıktığı diğer istiklal harbinin önderlerini cezalandırması, nazım hikmet dahil solcuları defalarca zindanlara atması,
Kişisel iktidarı için Kürt-Türk kavgası çıkartıp bu sorunu kongrene çevirmesi,
Kurtuluş savaşının gerçek kahramanınılan tüzel kişilik ilk meclisi feshedip liyakatsiz dalkavuklarla oluşturduğu 2. Meclis,
Cumhurbaşkanı olamayacağı korkusuyla meclis tatilde iken alel acele meclisin yarısını toparlayıp cumhurbaşkanı yetkileri bile belli olmadan yanağından mal kaçırırcasına cumhuriyetin ilanı
Dipsiz yolsuzluklar, iki liderin de ülkenin neredeyse en zengini halini aldığı payları,
Kurduğu iş bankası üzerinden bir çok uluslararası firmanın Türkiye’de iş yapması zorunluluğundan dolayı bankadaki hisselerinden dolayı ülkenin en zengini olması, kurduğu silahlı çete ile rakiplerini tasfiye etmesi, o silahşörlerin her birine işbankasında hisseler vermesi,
Yandaşlarını ülkenin en sirküle ürünlerinin tekeli yapma,
Yolsuzlukların üzerine hükümetin gitmesini engelleme (öldükten sonra ancak açılabildi yolsuzluk davaları, bir çok zengin Atatürk ölünce yurt dışına kaçtı)
Sayısız cinayet işlemiş derin devlet komitelerinin meşruluk kaynağı…
Ve daha nicesizzx
Devletin, rejimin AHaberi gibi resmi bilgileri dışına çıkmanız lazım artık..
Adına Norveç 🇳🇴 Oslo’da Nobel Barış ödülleri verilen Alfred Nobel’in aslında kitlesel ölümlere neden olan bombaların mucidi olduğunu biliyor muydunuz?
Bombalardan kazandığı paralarla kurduğu vakıf, her yıl dünya Barış ödülü vermektedir
Bugün barış ödülleri onun ölüm yıl dönümünde verilmektedir.
Çekim için @osmangozagac ‘a tşk ederim.
Videonun tamamı:
https://t.co/L3yKg1rdKx
@Murat_Temur_80 Bu tarz absurt haksizlkiklari neredeyse tum liderler icin ornekler verebiliriz, ama benim burada kastettigim cok net.. evhamlariyle ayirtetmeksizin coluk cocuk kiyimindan, hapishanelerden gecirilmek Mustafa Kemal ile Erdogan'a has Cumhuriyet tarihinde...
Güzel bir sorgulama. Ben de araştırdım meğerse bu mektubun sahteiği tartışmaları bayağı uzayıp gitmiş. Cemse kamyon meselesi de.
Şöyle bir cevap verilmiş.
Mektubun yazı dili ise dönemine göre çok sade.
Sanırım 2. Dünya savaşı sırasında yaşanan Holokost olaylarından çok sonra ortaya çıkan sahte hikâyeler ve kahramanlar gibi bir şey olabilir.