İşte nihayettir !
Bir yolun sonudur bu benim için, nice yolların da başı olduğunu hissettiğimdir.
Şiirdir esasım, ebediyetimdir. Elimin, eteğimin gezindiği; iş ve gücümün dayanağıdır.
Ve bir dizi izimin işlendiği şiirlerim, bir kitap içinde yer edinerek okurlarıyla buluşuyor.
Bir şiiri yazarken, nerede son bulması gerektiğine nasıl karar verilir ?
Şiir her kime ve neye ise, sana bu kadardır sözüm, diye diye kestirip de atabiliyorum ben bazen.
İşte nihayettir !
Bir yolun sonudur bu benim için, nice yolların da başı olduğunu hissettiğimdir.
Şiirdir esasım, ebediyetimdir. Elimin, eteğimin gezindiği; iş ve gücümün dayanağıdır.
Ve bir dizi izimin işlendiği şiirlerim, bir kitap içinde yer edinerek okurlarıyla buluşuyor.
Hepimizin hiç geçmeyecek, geçse de izi kalacak bir hastalığa yakalanması gibi bir olay bu. Her ne kadar birbirimizin yarasını sarmak için elimizden gelen her yardımı yapsak da, esas tedavimizin birbirimizin hakkını aramak olduğunu unutmayalım olur mu ?
Bu defa sanmıyorum ki “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyebilsin biri. Bu kez herkesin ya eşi, dostu, çocuğu, akrabası, ya komşusu ya da tanıdığını yitirdiği bir felaketti bu.
Sebepleri, suçlu isimleri, ihmalleri tek tek sıralanabilen bir felaket. Haksızlık.
Aklımdan çıkaramıyorum son uykusuna dalanı, son kez çocuğuna sarılanı, son kez annesini öpeni, son kez babasına sevdiğini söyleyeni, son kez çocuğunu özene bezene giydireni, uyutanı, son yemeğini yapanı, son suyunu içeni, son duasını edenlerin sebebi olanların;
riske atabiliyorlar?Biz nasıl bir dönemi temsil ediyoruz ki yapılarımız tek hamlede toz duman olarak nice yaşamları yutabilecek kadar zayıf temellere dayandırılabiliyor, izin veriyorlar, susuyorlar, gizliyorlar. Suç ortağı olabiliyorlar.