Zülfü Livaneli’nin yaptığı tespiti alkışlıyorum.👏👏
"Sorun, onun gitmesiyle bitmeyecektir. Sorun onu iktidara getiren, üst üste dokuz seçim kazandıran, bir sürü yolsuzluk ve yönetim skandallarına rağmen körü körüne peşinden giden halktır. Daha doğrusu halkın bir bölümüdür.”
İYİ parti ve DEM'in kazanamayacağını bile bile aday çıkartmaları halinde Türkiye siyasetinin dizayn edilebilen bir siyaset olduğuna iyice ikna olacağım. Genel seçimlerde milletvekili sayısını arttırmak, kendini test etmek isteyebilir her bir parti. Ama yerel seçimler genellikle uzlaşma seçimleridir. Çünkü bölgesel güçler ve dengeler üzerine ittifaklar kurulur. Hatta bir ilde AKP ile ittifak yapan İyi parti , bir başka ilde CHP ile de ittifak yapabilir. Siyasi partiler böyle davranmıyorlar artık. Herkes rolünün hakkını veriyor. Kimin kazanacağı önemli olmuyor bu yüzden. Çünkü kaybeden hep bizler oluyoruz.
🟥 9'uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel: "Silah satan barış ister mi?
💊 İlaç satan sağlık ister mi? Din satan ilim ister mi?
🕵️♂️ Hırsız olan hukuk ister mi ? Bütün mesele bu."
Babamla görüşmeyeli 2 yıl oldu. Bir arkadaşım üzüldüğünü söyledi. İnsanlar ailemizle sürekli iyi anlaşırsak mutlu olacağımıza nereden inandılar bilmiyorum ama ebeveynimiz bize zarar veriyorsa onlarla uzak olmak değil, yakın olmak bize zarar veriyor. Bunu topluma anlatmak şart.
Biz bu fotoğraflara baktığımızda Türkiye'nin gurur duyduğu iki kadın sporcu görüyoruz. İki güçlü, başarılı, ilham veren kadın. İstediğiniz kadar ayrıştırmaya, nefret üzerinden bir anlatı geliştirmeye çalışın. Bizim gibi düşünenlerin sayısı nefret edenlerden çok.
"Sorunumuz anlaşamamak değil. Konuşsak, anlaşırız. Dinlesek, çözeriz. Ama anlamaya, dinlemeye, sorunları çözmeye gerek duymuyoruz. Bütün ilişkileri mücadele haline getirip, haklı olmayı, mutlu olmaya tercih ediyoruz. Yani anlamaktan kaçıyoruz. Anlamak eylem gerektiriyor çünkü."
Neye üzüleceğime şaşırdım!
ATA İttifakı’na Cumhurbaşkanı adayı yaptığımız, kalıbına inanıp ardından yürüdüğümüz ve şimdilerde IKBY Başkanı Neçirvan Barzani ile poz veren Sinan efendiye mi üzüleyim..
Seçimin meşruiyetini tartışmak yerine sineye çekip her şey demokratikmiş gibi kabineyi tartışan muhalif basına mı üzüleyim..
Seçimin hemen ardından kendi yolunda yürümeyi tercih eden muhalif millet ittifakı bileşenlerinin sessizliğe bürünmesine ve her şeyi sineye çekmesine mi üzüleyim..
Umudunu yitirip ülkesini terk etmek için çare arayan iş insanlarına ve Türk gençliğine mi üzüleyim..
Seçimi kazandık diye zafer çığlıkları atan lakin geleceğini kaybettiğinin farkında dahi olmayan aymaz güruhun evlatlarına mı üzüleyim..
Vatandaşlık verilen sayısı belirsiz yabancının artık bu ülkenin kaderinin tek belirleyicisi olduğuna mı üzüleyim..
Kendi enkazını devralıp bu kez de ülkenin dibini sıyıracak olan miras yedilerin vereceği yeni zararlara ve onarılması mümkün olmayacak derin tahribata mı üzüleyim..
Bir müdafaa-i hukuk ruhuyla mücadeleye başladığımız milli davada Atatürk milliyetçisi ve müttefik olarak kabul ettiğimiz partilerin ve siyasilerin bizleri yalnız bırakmış olmasına mı üzüleyim..
Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Kocatepe’de, Conkbayırı’nda, Anafartalar’da, Gelibolu’da boynu bükük yatan şühedanın kemiklerinin sızladığına mı üzüleyim..
Bu süreç ve üzüntüler bana ders oldu değerli dostlar!
Tek tesellim her şeye rağmen yılmayan ve şahsıma yazdıkları mesajlarla ülkenin geleceğine sahip çıkmakta kararlı olduklarını belli eden kardeşlerimdir.. var olsunlar sağolsunlar.. biz bize yeteriz.. bir avuç vatan evladı olarak tüm oyunları bozarız..
Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve Yavaş sokağa inmiş;
çadır mahkemelerini CHP'nin kurmadığını,
Osman Öcalan'ı TRT'ye CHP'nin çıkartmadığını, Öcalan'ın mektubunu CHP'nin okutmadığını,
Suriyelileri ülkeye CHP'nin sokmadığını,
ekonominin sorumlusunun CHP olmadığını
Deprem çadırlarını parayla CHP'nin satmadığını anlatmaya çalışıyor.
Bunun adı cehalet, algı yönetimi falan değil. Hepsi büyülenmiş gibi iktidarın yaptığını hep bir ağızdan muhalefete yükleyip doğrusunu duymayı asla kabul etmiyorlar.
Ben bu seçim de en cok depremde ölenlerin veballeri ve depremzedelerin haklarinin teslimiyeti icin, kadinlarin geleceği icin, adalet sisteminin askeri sistemin ele gecirilmesinden, almaya calisip alamadığımiz sogandan endiseliydim ama halkim hic endiselenmemis.. koca bir vaah...
HÜDAPAR’ı meclise sokmuş bir Türkiye’ye uyanmak… Annemi bu sabah ülkesi için ilk kez ağlarken gördüm. Kadınlar korkuyorlar artık. Bu seçimi en çok kadınlar kaybetti. Kadın hakları pazarlıklarla çiğnendi. Hakkım birilerinde varsa asla helal etmiyorum.
Antakya’da muhalif birçok insanımızı kaybettik biz.Öldüler çok kişi öldü! O yüzden seçmen sayımız az ama hayatta kalanların oy kullanmak için girdiği seferberliğe haksızlık etmeyin.Tek kızdığım nokta Hatay’da depremden etkilenmeyen yerlerin bizim yanımızda durmaması!
Gerçekten kalbimin acidigini hissediyorum depremde ölen arkadaslarim komsularim ve akrabalarimin kemikleri sızlıyor onlardan özür dilerim gerçekten bizim millete herşey mustehak!!