Sağlık Bilimleri Lisansiyerleri olarak “mesai kaydırma” adı altında hafta sonu çalışmayı reddediyoruz.
Toplum Sağlığı ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde açıkça görüldüğü üzere;
diyetisyen, psikolog, fizyoterapist, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci gibi sağlık bilimleri lisansiyerleri, mesai kaydırılarak cumartesi günleri hizmet vermeye zorlanmaktadır. Bahsi geçen durum hiçbir meslek grubunda mevcut değilken sadece sağlık lisansiyerlerine yüklenilmesi açık açık mobbing niteliği taşımaktadır.
Aile yılı kapsamında aileyi birleştiren günlerde bu şekilde bir uygulama zaten tehlike altında olan aile kurumunu zedeleyecektir.
Bununla birlikte birçok yerde personel açığı varken böyle bir uygulama sorunu çözmek yerine derinleştirecektir.
Tasarruf tedbirleri kapsamında kısıtlı personel alınmasına karşın böyle bir uygulama yalnızca elektrik, su ve diğer kaynaklarda kamu zararından başka bir şey oluşturmayacaktır.
Bir diğer vahim gerçek ise ek ödeme (taban ve teşvik) oranlarıdır.
Artan iş yüküne ve genişleyen sorumluluklara rağmen;
Sağlık Bilimleri Lisansiyerleri ya hiç ek ödeme alamamakta,
ya da verilen ek ödemeler emeğin karşılığı olmaktan çok uzaktır.
Bu oranlar motivasyon sağlamayan, adalet duygusunu rencide eden düzeydedir.
Emeği “esnek”, bütçeyi “sabit” gören bu anlayışı kabul etmiyoruz.
#HaftaSonuDayatması
#SağlıkLisansiyeriYalnızDeğil
@drmemisoglu@halksagligigm@yhgmsb@sbkhgm@sbsggm@dryasinerkoc@memindemirkoltr@lisansiyer_sen
Bu akşam yükselen ses,
sağlık lisansiyerlerinin sahadaki ortak itirazıdır.
Haklı taleplerimizin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Bugün birlikteliğin gücünü gösterdik. 💪🏻
#HaftaSonuDayatması#SağlıkLisansiyeriYalnızDeğil
Sağlık Bilimleri Lisansiyerlerinin kamu hastaneleri ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde “mesai kaydırma” adı altında hafta sonu çalıştırılmasına yönelik uygulamalar,
çalışma barışı, emeğin karşılığı ve kamuda eşitlik ilkesi açısından değerlendirilmesi gereken hususlar barındırmaktadır.
Bu tür uygulamaların, nitelikli ve sürdürülebilir istihdam anlayışı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği
ve kadrolu, planlı personel ihtiyacının göz ardı edilmesine yol açabileceği değerlendirilmektedir.
Çalışma süreleri ve istihdam politikalarının; mevzuata, hakkaniyet ilkesine ve kamu yararına uygun şekilde yeniden ele alınmasının sağlık hizmetlerinin etkinliği açısından önemli olduğu düşünülmektedir.
Sağlık bilimleri lisansiyerleri yalnız değildir.
#HaftaSonuDayatması
#SağlıkLisansiyeriYalnızDeğil
@drmemisoglu@suayipbirinci@memindemirkoltr@ifarukaksu@profdrorhanates@drummugulsen@aefakibaba@aylinyaman_@mehmedmus@oerdem42@resulkurt34@sbsggm@vedatbilgn@kamusaglis@lisansiyer_sen@SaglikMP@saglikbakanligi@halksagligigm
Sağlık Lisansiyerlerinin kamu hastanelerinde saati komik tutarlarla sınırlı kalan ek mesailerini vermemek,
yoğun bakım ve diğer artırımlı ek ödemeleri ödememek için;
kurum yöneticileri meslektaşlarımızın alın teriyle oynuyor.
Yetmiyor, bir de mesai kaydırma dayatılıyor.
Madem sahada bu kadar ihtiyaç var;
yüksek puanlarla atama ve istihdam bekleyen binlerce sağlık lisansiyeri varken,
o zaman neden bu kadar az kadro açıldı?
Emeği kısmak çözüm değil.
İstihdam yaratmak zorundasınız.
#HaftaSonuDayatması #SağlıkLisansiyeriYalnızDeğil
@drmemisoglu@sbsggm@saglikbakanligi@sbkhgm@halksagligigm@memindemirkoltr@yhgmsb@dryasinerkoc@lisansiyer_sen@kamusaglis
Sağlık Bilimleri Lisansiyerleri, WHO meslek sınıflandırmaları ve uluslararası meslek tanımları kapsamında, tüm dünyada nitelikli ve gözde meslekler arasında yer almaktadır.
Hasta bakımı yapan ve alt tahsil grubu mesleklerden farkının, ülkemizde de açık biçimde tanınması;
pozitif bilimin, akademinin ve çağdaş kamu yönetiminin bir gereğidir.
Buna rağmen sağlık lisansiyerleri yıllardır mağdur edilmekte,
hiçbir başlıkta gerçek bir iyileştirme yapılmamakta ve bu durum adeta ısrarla sürdürülmektedir.
Artık sesimizin ne kadar gür çıktığı görülmüştür.
Gerektiğinde;
sendikal haklarımızı,
uluslararası sözleşmeleri,
Anayasa’dan doğan tüm hukuki yolları
ve demokratik mücadele yöntemlerini kullanmaktan asla çekinmeyiz.
Ancak tercihimiz çatışma değil, çözümdür.
Gelin birlikte masaya oturalım, sorunları akıl ve bilimle çözelim.
#SağlıkLisansiyeriYalnızDeğil #HaftaSonuDayatması
@drmemisoglu@sbsggm@saglikbakanligi@sbkhgm@halksagligigm@memindemirkoltr@yhgmsb@dryasinerkoc@lisansiyer_sen@kamusaglis
Türkiye’de 15 yaş üstü nüfusun %56’sının obez ve obez öncesi durumda olması, ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Sağlık Bakanlığı’nın bugüne kadar yürüttüğü politikalar, obezitenin biyolojik, psikolojik ve sosyolojik yönünü göz ardı etmekte, diyetisyen, fizyoterapist, uzman hemşire, psikolog, çocuk gelişimci ve sosyal hizmet uzmanı gibi sağlık meslek gruplarına gereken yatırım yapılmamaktadır.
Konuyla ilgili soru önergesi vererek, Sağlık Bakanı Sn @drmemisoglu ‘na sordum👇
@TDD_Dyt_Der@DiyetisyenlerP@thd_genelmerkez@Fizyoterapist12@TPDBilgi@SHUdernegiGM
Sn Bakanım, @drmemisoglu
Bu video, son dönemde toplum sağlığını tehdit eden obezite ve ikincil sorunları açısından son derece talihsiz bir yaklaşımdır.
Şu anda 15 yaş üstü nüfusun yaklaşık %56’sı obez ve obez öncesi durumda iken, bu konuda çok daha bilimsel bir yaklaşımla acil bir eylem planı ortaya koymanız beklenirken, bu yaklaşımınız, konuyu hafife almakta, sadece biraz daha az yiyerek ve hareket ederek, çözüm üretebilme algısı yaratmaktadır.
Oysa obezite, biyolojik, sosyolojik ve psikolojik yönüyle çok daha kompleks bir durumdur ve ciddiyetle ele alınmalıdır.
Bu rahat yaklaşımınızı, konuyla ilgili insan kaynağı grubu olan diyetisyen, fizyoterapist, uzman hemşire, psikolog, sosyal hizmet uzmanı , çocuk gelişimci gibi özelleşmiş meslek gruplarının atamalarını yapmamanızdan; ya da sokakta boy-kilo ölçümü yaparak konuyu pratik çözümlere indirgemenizden de anlayabiliyoruz.
Ayrıca video’da geçen, mide kelepçesi-el kelepçesi benzetmesi de, tıbbi işlemlerin ve sağlık çalışanlarının değersizleştirilmesine bir örnek teşkil ediyor.
Hayata espri katmaya ve gülümsemeye hiç itirazım yok, fakat konu toplum sağlığını etkileyen bir konu ise, biraz daha ciddiyet gerekiyor.
@TDD_Dyt_Der@DiyetisyenlerP@thd_genelmerkez@Fizyoterapist12@TPDBilgi@SHUdernegiGM
Sayın Bakan, Obezite mücadelesi multidisipliner yaklaşımla ve her bir parametresi ihmal edilmeden yapılırsa sonuç verir.
Ve #Obezite kronik bir hastalıktır ve hastaların ensesine yapışarak hastalığı önleyemezsiniz. Eksiklikleriniz olduğunu kabul ederek, hızla bilimsel metodlarla ele almalıyız bu hastalıkla mücadeleyi. Çünkü Obezitede Avrupa 1. olduk ve bu son yıllarda oldu.
Size hekim olarak önerilerim;
Acil olarak;
-Gıda güvenliğinin sağlanması ve sağlıklı gıdaya halkımızın ulaşması konusunda bakanlığın önlem alması
-Çocukluk obezitesinin önlenmesi için sağlıklı beslenme ve hareketin eğitim müfredatlarına alınması konusunda bakanlığın harekete geçmesi
-Diyabet ve obezitede kullanılan ve etkisi kanıtlanmış yeni ilaçların geri ödeme kapsamına alınması konusunu bakanlığın ele alması
-Ayrıca obezitenin bir parçası olan diyabette kullanılan glukoz ölçüm sensörlerinin geri ödeme kapsamına alınması konusunda bakanlığın harekete geçmesi
-Obezite ile ilgili derneklerle de işbirliği içinde kalarak, bilimsel çalışmaların bakanlıkça desteklenmesi, kaynak yaratılması,
-Hala atanamamış ve senelerdir bekleyen diyetisyenlerin atanması,
fizyoterapistlerin atanması, hemşirelerin atanması gibi somut görevler, bakanlığınız tarafından ele alınmalıdır.
Not: Videoda belirtilen “bunlar” kelimesi, stigma(damgalama) ile eşdeğerdir ve obezite mücadelesinde damgalama yapılmaması da ilk kuraldır. Videoyu hazırlayanların sağlık sektöründen olmadıklarını düşündürdü.
#CBdenSağlığaYeniAtama @DiyetisyenlerP@thd_genelmerkez@Fizyoterapist12@temdorgtr@DiyabetCemiyeti@TURKDIAB@DiyabetDernegi
Sayın Bakanım @drmemisoglu,
Kilo vermek yalnızca ‘hareket etmek ve mideyi doldurmamak’tan ibaret olsaydı bugün obezite küresel bir sağlık krizi hâline gelmezdi. Obezite biyolojik, psikolojik, sosyolojik ve çevresel birçok faktörün bir araya geldiği karmaşık bir süreçtir.
Diyetisyenler ve fizyoterapistler olarak bizlerin mesleği basit önerilere indirgenemez. Halkımıza bilimsel bilgi ve profesyonel destek sunarak sürdürülebilir çözümler üretmek için çalışıyoruz. Obeziteyle mücadele ancak uzmanların katkısı ve bilimsel yaklaşımlarla mümkündür.
Bu nedenle, koruyucu sağlığın temel taşları olan diyetisyen ve fizyoterapistlerin istihdamının artırılması hayati önem taşımaktadır. Sizlerden, 2024 yılı puanlamasıyla dört haneli diyetisyen ve dört haneli fizyoterapist atama yapılmasını talep ediyoruz. Toplum sağlığını güçlendirmek ve obeziteyle etkin şekilde mücadele etmek için bu kadro ihtiyacı ertelenemez bir zorunluluktur.
@saglikbakanligi
🖇️ Diyetisyenler olarak artık duyulmak ve hakkımız olan kontenjanı almak istiyoruz.
Sağlık Bakanlığı’nın 37 bin kişilik alımında yalnızca 190 diyetisyen kadrosu ayrılmış; bu kadro 91.55 taban puanda kalmış ve 90+ puanla hâlâ atama bekleyen yüzlerce meslektaşımız mağdur olmuştur.
Bu tabloyu kabul etmiyoruz.
Yıllarını eğitimine ve halk sağlığının güçlendirilmesine adamış biz diyetisyenlerin talebi nettir:
📢 2024 KPSS puanıyla DÖRT HANELİ DİYETİSYEN ATAMASI istiyoruz.
Bu sadece bir meslek talebi değil; hakkaniyetin, liyakatin ve kamu sağlığının gereğidir.
@RTErdogan@tcbestepe@drmemisoglu@aylinyaman_@vedatbilgn
#CBdenSağlığaYeniAtama
Defalarca maillerine CV gönderdiğim ve İK ile görüşmeye çalıştığım, biz kpss’siz, işkur ilansız diyetisyen almıyoruz diyen belediyeye bugün bir dyt işe başlamış. Linkedin üzerinden tebrik ediyorlar bir de. Kapıdan alınmamıştım,CV bırakmama izin vermemişlerdi… (ilan yayınlanmadı)
On binlerce istihdam bekleyen Sağlık Bilimleri Lisansiyeri meslektaşımız, bugün X ve diğer platformlarda bakanlıkların paylaşımlarının altında tabiri caizse adeta kadro dilenmek zorunda bırakılıyor.
Bu gençlerimiz ve aileleri yıllarca emek verdi, okudu, çoğu ailesinden uzakta kaldı. Ancak kendi hizmet alanı olan Sağlık Bakanlığı’nda ve ilgili kurumlarda istihdam edilmedikleri için, GSB veya Adalet Bakanlığı’nda mesleklerinden apayrı görevlerde çalışmak zorunda bırakılıyorlar.
Oysa bu insanlar, toplum hastalanmasın diye önleyici sağlık hizmeti sunmak için okudu. Halk hastalandığında, aldığı bilimsel yetkileri kullanarak nitelikli sağlık hizmeti vermek için yetişti. Aileleri onları ne umutlarla okuttu?
Arkadaşlarımız hayatlarının koskoca 4 yılını bu mesleğin bilimini okumaya verdi, birçoğu bu sürenin belki iki katını kamuda atanma umuduyla bekleyerek harcadı. Yazık değil mi?
YÖK bu bölümleri kapatsın, mantıklı, vicdani ve bilim anlayışıma uygun temelde düzenlemeler yapsın. Mezun olan on binlerce gencimizin istihdamını sağlayalım. Gelin, bu sorunu Lisansiyer-Sen ile birlikte çözelim. Biz hazırız!
@drmemisoglu@saglikbakanligi@halksagligigm@sagliklicozum
#SBdenLisansaAdilKadro
Sağlık bilimleri lisansiyerleri; diyetisyenler, fizyoterapistler, psikologlar, ergoterapistler, odyologlar ve biyologlardan oluşan, halk sağlığının korunması ve geliştirilmesinde etkin rol üstlenen nitelikli insan kaynağıdır.
Bu meslek grupları, yalnızca teorik bilgiyle değil; saha uygulamaları, staj deneyimleri ve bilimsel projelerle desteklenmiş akademik donanımlarıyla sağlık sisteminin ayrılmaz bir parçası niteliğindedir.
Halk sağlığının güçlendirilmesi, obezite ve diyabet başta olmak üzere kronik hastalıklarla etkin mücadele, ruh sağlığı sorunlarının önlenmesi ve koruyucu sağlık politikalarının sürdürülebilirliği için, sağlık bilimleri lisansiyerlerinin erken dönemde, yeterli kadro desteğiyle ve etkin süreç yönetimiyle sisteme dâhil edilmesi zorunludur.
Bu çerçevede;
Daha fazla kadro imkânının sağlanması,
Adil ve şeffaf atama süreçlerinin tesis edilmesi,
Özlük haklarının iyileştirilmesi ve
Etkili, sürdürülebilir bir sürecin inşası,
bilimsel gereklilik ve toplumsal ihtiyaç olarak görülmektedir.
Sağlık bilimleri lisansiyerlerine verilecek bu destek, yalnızca meslek gruplarının haklarının teslimi değil; aynı zamanda toplum sağlığına yapılan stratejik bir yatırım olacaktır.
@drmemisoglu@suayipbirinci@saglikbakanligi@halksagligigm@vedatbilgn #SBdenLisansaAdilKadro
Sevgili Meslektaşlarımız,
Mesleğimiz adına Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nde önemli bir görüşme gerçekleştirdik. Gerekli raporları ilgili birimlere ilettik.
1️⃣⬇️