Sahil işgalleriyle ilgili; Çeşme belediyesi, İzmir Belediyesi, Çevre Bakanlığı, Turizm Bakanlığı bir açıklama yapmadı.
Beni bu konuyla ilgili arayan tek yer İzmir Belediye başkanının basın danışmanı oldu.
Onun derdi de kendisini Çeşme Belediyesi basın danışmanı olarak karıştırılmasına üzülmesiydi. Terk derdi buydu.
Bunun dışında yapılan hiçbir şey olmadı. Her konuda birbiriyle kavga eden siyasiler konu sahiller olunca tek kelime etmiyorlar.
Çeşme Belediyesi Basın Danışmanı Seher Deniz'in İzmir, Çeşme'de bulunan firmalara gönderdiği fiyat tekliflerine ulaştım.
Belediye çalışanının aynı zamanda reklam ajansı var. Bu şahıs bu tür kaçak yapılardan para alıyor ve gazetelerde haberini yapıyor.
Uma isimli mekan sahili kapatacak şekilde binalaşmış. Buralar kanuna aykırı kaça yapı.
Bu şahsın yaptığı para istediğine dair görüntüler de var. Bu soruları dün ilettim ancak hiçbir belediye yetkilisi dönmedi.
BU HABER İÇİN 45+KDV PARASI ALDIĞINIZ DOĞRU MU? BU HABERDEN ÇALIŞTIĞINIZ GAZETENİN HABERİ VAR MI?
Bugün içerisinde dönmezseniz konuşmaları kamuyararı adına paylaşacağım.
Bu iş inanılmaz... Bir şahıs hem basın danışmanı hem de bölgedeki mekanların reklamını yapıp para kazanıyor. Bölgede ruhsatlı işletmelerin çoğu bu kadını ihbar ediyorlar. Eğer bunlar yalansa açıklama yapın.
Bu konunun partisi yok. Her partiden vatandaş buna tepki göstermeli. Bu sizin hakkınız.
Aynı şekilde bu kaçak yapıların yıkımı için ise Çevre bakanlığı yetkililerine de yazdım cevap yok. Bu ülkenin vatandaşından oy alıp bu tür sorunları görmezden gelmeye hakkınız yok. Hiçbirinizin yok. Hangi parti olursa olsun kimsenin yok.
Sadece bu bölge değil diğer tüm bölgeler bu şekilde. Onları da aşama aşama paylaşacağım.
@laldenizlicesme@murat_kurum@Akparti@herkesicinCHP@yenipartiyiz
İzmir Belediyesi'nin basın danışmanının reklamını yaptığı yerin ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜNÜN KAÇAK YAPI OLDUĞUNA DAİR BELGELER GÖNDERİLDİ.
UMA İSİMLİ MEKAN, RAKISH ismiyle işletmecilik yapıyor ancak BÜYÜK BİR BÖLÜMÜNÜN KAÇAK YAPI OLDUĞUNU GÖSTEREN BELGELER VAR.
SORULARIMA NE ÇEŞME BELEDİYESİ NE UMA İSİMLİ MEKAN NE DE BURAK SAĞLIK İSİMLİ ŞAHIS CEVAP VERİYOR.
BURASI KAÇAK YAPIYSA YIKMAK İÇİN NEYİ BEKLİYORSUNUZ? @murat_kurum@laldenizlicesme@csbgovtr@cesmebld
KAÇAK YAPILARIN OLDUĞU YERLERİN REKLAMINI BELEDİYE BASIN DANIŞMANI NASIL YAPIYOR?
HESAPLARINIZI KAPATIP KAÇMAKLA, GÖRMEDİK DEMEKLE BU İŞ ÇÖZÜLMEYECEK. BU MİLLETİN HAKKI GASP EDİLDİYSE AÇIKLAMAK ZORUNDASINIZ. İDDİALAR, BELGELER YALANSA DA BUNU AÇIKLARSINIZ.
İzmir'de Boheme Beach isimli işletme 10 sene öncesine kadar yok.
Bir anda yapılaşma başlıyor ve genişliği 300 metre olan bir alanı kapatıyorlar.
Açılış tarihi 2019 yazı. Yani 7 yıl önce. O tarihe kadar Azmak Koyu'nda köylünün, site sakininin ücretsiz denize girdiği kumsal.
Yerel kaynakların haberine göre Dernekler dava açıyor, iki ayrı yıkım kararı çıkıyor. Yıkım yapılmıyor.
Giriş ücreti için para istendiği çok sayıda vatandaş tarafından ihbar ediliyor.
Ve bu şahıslar tipini beğenmediği insanları da içeri almıyorlar. Birçok turist benzer ihbarlarda bana yazdı. Onları da paylaşacağım. Zaten şikayet sitelerinde de yer alıyor.
Yine milletin sahil alanına çökülüyor ancak yetkililer sessiz.
@laldenizlicesme@murat_kurum@csbgovtr@izmirbld
NOT: Bu işletmeleri tek tek paylaşacağım ancak UMA isimli mekanın sahibinin avukatı neden sadece biz dediği ve çevredeki diğer kaçak alanları işaret ettiği için daha fazla beklemedim. Birbirinizi ihbar edin böyle daha güzel oluyor.
Çeşme Belediye Başkanının basın danışmanı Seher Deniz isimli şahsın Çeşme’de sahilleri gasp edenlerin reklamını yaptığını ifşa etmemden sonra beni engelledi.
Burak Sağlık isimli şahıssa sorularım sonrası hesaplarını gizliye almış.
Çevre Bakanlığı ise hala cevap vermedi. Adım atana kadar bunların hepsini tek tek paylaşacağım. Hiçbiriniz milletten büyük değilsiniz.
@laldenizlicesme@murat_kurum
İzmir Çeşme’de sahilleri kapatarak vatandaşın hakkını gasp ederek para kazanan işletmenin ziyaretine gidene bakın.
Çeşme Belediyesi Başkanı’nın Basın danışmanı aynı zamanda Hürriyet yazarı.
Sahil alanını kapatan ve sayısız insanın şikayet ettiği yeri ziyaret edip Turizme katkısı için teşekkür ediyor.
Bu işletme girişte size harcama kotası koyuyor. 4 bin TL ile 8 bin TL arasında değişiyor. İlgili hiçbir kurum adım atmıyor.
Başka bir ülkede bu olsa bu şahıs dahil tüm yönetim istifa eder. Utanmadan bir de burayı gazetede yazacağını açıklamış.
@cesmebld@laldenizlicesme@csbgovtr
Çevre ve Şehircilik Bakanı sayın Murat Kurum ve İzmir Belediyesi Başkanı sayın Lâl Denizli.
Size kendi çektiğim görüntülerle İFŞA EDİYORUM. SAHİL MİLLETİNDİR VE KAPATILAMAZ.
BUNLAR GİRİŞTE VATANDAŞA HARCAMA KOTASI BELİRLİYOR. BU ÜLKE BUNLARIN BABASININ ÇİFTLİĞİ Mİ?
BU İŞLETMELER TÜM SAHİLİ KAPATIP İNSANLARDAN PARA TALEP EDİYOR. BURAYA MÜDAHALE EDECEK MİSİNİZ? YOKSA İZLEYECEK MİSİNİZ? TÜM SAHİLLERİ BÖYLE TEK TEK İFŞA EDECEĞİM.
ADAMINA GÖRE Mİ İŞ YAPIYORSUNUZ YOKSA BU MİLLETE Mİ HERKES GÖRSÜN. @murat_kurum@laldenizlicesme@ticaret@memetsimsek
Türkiye'deki sahiller gasp ediliyor ve bu gasp her sene artıyor.
Kim olduğu belirsiz kişiler milletin SAHİL HAKKINI gasp ediyor. Kurumlarsa sadece izliyor.
Youtube'da 20 dakikalık bir belgesel paylaştım. Ordan destek verirseniz çok sevinirim: https://t.co/G8bOYmPbhS
Ruhi Çenet’in, Doğu Türkistan’daki Uygur Soykırımını anlattığı bütün dünyada büyük yankı uyandıran videosu YouTube tarafından silindi.
Ruhi Çenet, Çin’in Doğu Türkistanlı Müslümanlara yaptığı ama gizlemeye çalıştığı işkenceleri, mankurtlaştırma gerçeklerini bütün dünyaya ulaştırmıştı. Böylece Çin’in gazetecileri, politikacıları götürerek yaptığı propagandanın yalanlarını da boşa çıkarmıştı.
Şer şirret şebekeler inanılmaz çalışıyorlar, biz ise işkence altındaki mazlum kardeşlerimize destek vermekten, seslerini duyurmaktan bile âciziz!
Halk arasında Süleymancılar olarak bilinen Süleymanlılar Cemaati ile ilgili olduğu söylenen soruşturma hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Adalet Bakanımız ve İçişleri Bakanımız bu soruşturmanın cemaate veya tarikata yönelik olmadığını, kişilere ait adi suç işlendiği iddiasıyla soruşturma yapıldığını söylemişlerdir. Bu beyanlara itibar ederim. Sayın bakanlarımızın bu ifadelerinde samimi olduklarını ve özen gösterdiklerine inanıyorum.
Ancak devam eden soruşturma evresinde Ceza Muhakemesi Kanunu kurallarına çok açık aykırılıklar var. Bu aykırılıklar neticesinde de masumiyet karinesi ortadan kalkmış gözükmekte.
Bildiğiniz gibi soruşturmanın gizliliği esastır. CMK bunu gerektirir. Kovuşturma aşamasına geçmeden, yani iddianame tanzim edilip kovuşturma başlamadan ve iddianame mahkemece kabul edilmeden bu konularda gizlilik yasağına uygun hareket edilmesi gerekir. Çünkü masumiyet karinesi esastır; kişilerin haklarında hüküm verilinceye kadar masum olduklarına inanılır.
Bu süreç neticesinde maalesef sosyal medyada kişiler infaz edilmektedir. Yazılı ve görsel basında da konuyla ilgisi ve bilgisi olmayan insanlar hüküm vermekte, birtakım görsellerle kişilerin mal varlıkları veya ne yaptıkları konusunda çarpık ifadeler kullanılmaktadır.
Elbette basının özgürlüğü esastır. Halkın da haber alma hakkı vardır ama adil yargılama da adil soruşturma ve kovuşturma da insanlar için temel bir haktır. Bugün delilden hareket ederek kişiye yönelmek ne kadar doğruysa, birtakım suçlamalar yaparak onlara göre delil aramak fevkalade yanlıştır. Bugüne kadar bazı soruşturmalarda bu konu belki gözden kaçırılmış olabilir.
Burada bir şeye dikkat etmek istiyorum. Süleymancılar söz konusu olduğunda, içlerinde kin ve garaz taşıyan bir kısım “CHP'li zihniyete sahip insanlar” "Cemaat ve tarikatlar kapatılsın" diye bir koro halinde konuşmaya başladılar. Bu çok yanlıştır. O kadar yanlıştır ki, cemaat ve tarikatlar sosyolojik yapılardır. Bütün dünyada da böyledir. Kaldı ki Türkiye'de de cemaatler ve tarikatlar her zaman var olmuştur.
Muammer Aksoy, 12 Eylül'den sonra yargılanan cemaatin lideri Kemal Kaçar'ın da avukatlığını yapıyordu. Herkes buna şaşırmıştı. Muammer Aksoy "Ben bunları yakinen tanıyorum. Yurtlarına gittim, Kur'an kurslarına gittim. Bunlar İslam'ın ve Kur'an'ın öğretilmesi dışında herhangi bir iş yapmıyorlar. Ben bunların masum olduklarına inanıyorum" demişti. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin başkanı olan bu zatın fikirleri birileri tarafından kabul görecekse, rahmetliyi de bu yönüyle anmış olalım.
Soruşturmaya yeniden dönmek gerekirse süreç o kadar özensiz devam ediyor ki insanlar geri dönülemez şekilde damgalanıyor. Maalesef iş fethikabir yapmaya kadar geldi. Fethikabir yapılmasının ardından ne hukuk ne de adli tıp konusunda hiçbir bilgisi olmayan insanlar yeni suçlular bulmaya çalışıyorlar.
Ben bu oluşumu eskiden beri tanırım. Kemal Kaçar'la Hukuk Fakültesinde okuduğum yıllarda tanışmışlığım da oldu. Fakat cemaat mensubu olmadım. Bunların Silistreli Süleyman Hilmi Tunahan liderliğinde, Kur'an okumanın ve öğretmenin yasak olduğu dönemlerden başlayarak Türkiye'de Kur'an kursları adıyla Kur'an eğitimi ve öğretimi yaptırdığını biliyorum ve onlara inanıyorum. Bulunduğum şehirlerin hepsinde ve gittiğim her yerde onlarla dostane ilişkiler içinde oldum. Çünkü onlar, hakikaten Kur'an hizmetkârı birer insandılar. İmam hatip düşmanlıklarının da zaman içerisinde köreldiğini biliyorum.
Rahmetli Ahmet Arif Denizolgun'la da aynı yıl milletvekili oldum. Alanya'daki dostluklarımızı da zaman zaman dile getirdiğimiz olurdu ama bunu ayrıca belki bir canlı yayında açıklamak isterim. 2011 seçimleri sırasında Genel Başkanımızın da bilgisi dâhilinde kendisiyle üç dört defa özel görüşmelerim olmuştu. Kendisinden AK Parti'ye bir destek sağlayamadım ama pek çok konuyu ortaya koyarak konuşma imkânımız olmuştu.