HERKES DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK İSTER AMA KİMSE KENDİNİ DEĞİŞTİRMEYİ DÜŞÜNMEZ
Ancak
﴾Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez﴿ (Rad-11)
O halde
ÖNCE KENDİNDEN BAŞLA ve
DEĞİŞ(tirme)-DEĞİŞ-DEĞİŞ(ir)
لا تغير (الناس)-غيّر (نفسك)-فيتغير (العالم)
Yalancı, (aslında bir de) hırsızdır. Çünkü hırsız malını çalarken; yalancı ise aklını çalar.
Yalan gönüller(deki güven)i de çaldığı için toplumu kemiren görünmez bir zehirdir.
Yalancının en büyük belası ise söylediği yalanı unutmasıdır ki bu da onun (olmayan) itibarını bitirir.
İhtiram gösteren, ihtiram görür. Zira saygı, gönüller arasında sessiz bir yankıdır.
İnsanlara hürmet etmeyen, hürmet bulamaz. Çünkü kalpler, kendilerine gösterilen nezaketi yansıtır.
Onun için saygı, insanlığın ziynetidir; onu koruyan yücelir, kaybeden ise değerinden eksiltir.!
Hiç dikensiz gül gördünüz mü?
Güle talip olan, dikenine aldırmaz.
Gülün etrafı dikenle korunduğu gibi her nimet de bir külfetle çevrilidir. Sabreden, acının içinden kokuyu duyar.
Hayatta da böyledir: Zorluklara sabreden, nimetin kıymetini idrak eder ve sonunda güzelliğe ulaşır.
Allah'ım! Senden seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve senin sevgine ulaştıracak amelleri sevmeyi dilerim!
Tirmizî-3490
Buna rağmen birini sevmeyi müşriklerin tavrına benzeterek şirk görmek büyük bir hatadır
Zira müşrikler taparcasına sever, Allah'a rağmen haramı helal sayar.
📌 İzzeti aidiyetimizin dışında başkalarında aramak zillettir.
Onun için düşmanı küçümsemek kadar yüceltmek de kalbi saptırır.
O halde ne hayranlıkla yüceltmeli ne de kibirle küçümsemeliyiz.
Zira hakiki izzet, düşmanlıkta da övmede de değil; yalnızca hakkın tarafında olmaktır.
Su gibi akan zamanı durdurmamız imkânsız olsa da onu iyi şeylerle doldurarak lehimize dönüştürebiliriz.
Önce fırsatlar bizi kovalar ama idrak etmekten aciz oluruz, sonra da o fırsatların peşinden biz koşarız ama bir daha yakalayamayız.
📍Zira zaman, yalnız kıymet bilene dosttur
Sosyal medyada dinî hükümlere dair tartışmalar, asırlık İslam geleneğini ve yerleşik usûl mirasını göz ardı ederek, nassları tarihsel bağlamından kopuk biçimde yeniden yorumlama teşebbüsüne dönüşmektedir.
Bu yaklaşım, ilmî disiplinden çok, keyfî kanaatleri beslemektedir.
"Bir sürelik tefekkür, gece ibadetinden daha hayırlı" olduğuna göre bu
Sanat-ı ilâhiye hakkındaysa MARİFET
Kudret-i ilâhiye hakkındaysa HAYAT
Nimet-i ilâhiye hakkındaysa MUHABBET
Sevap vadedilen konulardaysa TAAT ARZUSU
Tehdid edilen konulardaysa MASİYET KORKUSU doğar
Alıntı
Neden hep başkasını zalim, kendimizi mazlum sanırız?
Neden hakkı ve iyiyiliği kendimizde, kötülüğü başkasında görürüz?
Neden bize yapılınca öfkelenir, başkasına yapılınca susarız?
Neden yapmadığımızı söyleriz?
Adalet isterken vicdanı unutur, hakikati yalnız kendimizde ararız.!
Âhireti unutup mal toplayan için bu, asli bir hedef hâline gelir. Bundan dolayı
﴾[Onunla mala yöneldikleri için] alınları, [başkalarına karşı kibirlendikleri için] yanları ve [muhtaçlardan yüz çevirdikleri için] sırtları dağlanır﴿ Tevbe-35
şeklinde zikredilmiştir
Allah-u alem
Fakültemizde Okuma Grupları Bu Yıl da Devam Ediyor!
Geçtiğimiz yıl fakültemizde, değerli hocalarımızın katkılarıyla öğrencilerimizin akademik gelişimlerine destek olmak amacıyla başlattığımız okuma grupları, bu yıl da devam etmektedir.
Defterimiz öyle küçük, silgimiz öyle büyük, kalemimiz öyle keskin ki; defterden sildiklerimizi bir daha yazamıyor, üzerini çizdiklerimizi asla affedemiyoruz.
Affedilmek istenen affeder. Zira gönlün genişliği aklın kemâline, kalbin darlığı ise vicdanın kıtlığına delalet eder..!
"1-7 Ekim Camiler ve Din Görevlileri Haftası" münasebetiyle Diyanet mensubu din gönüllüsü hocalarımızın haftasını tebrik ediyorum. Rabbim hizmetlerinde muvaffak eylesin ve bereketli kılsın..! 🤲
Dua fiilî ve kavlî olmak üzere ikiye ayrılır
Fiilî, kulun üzerine düşeni yapması; kavlî ise o gayretin dile gelen niyazıdır.
Sebeplere sarılmadan yapılan söz, dua değil temennidir. Hakiki dua ise sebeple sözü birleştirip kalbin niyazını fiilin şahitliğinde Allah’a arz etmektir.
Gerçek dostluk, ölümle sınırlı bir bağ değil; ötesinde de âhirete kadar devam eden ilahî bir muhabbettir.
Dost görünenin dostluğu ise fânidir. Menfaati sona erince ya yüz çevirir veya düşman kesilir.
Oysa sadık dost, karşılıksız seven, dünya ve âhirette vefasıyla bâki kalandır.
Resûlullâh'ın ﷺ Tâif dönüşü yaptığı münâcâtla hâlimizi Sana arz ediyor ve yalvarıyoruz
Allah’ım! Güçsüzlüğümü(zü), çaresizliğimi(zi) ve insanların yanında hor görülüşümü(zü) Sana şikâyet ediyorum/z. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Sen zayıfların Rabbisin... (Taberânî-14764)
Ya Rab meydan okudu zalimler
Âmâ gönüller lâl olmuş diller
Arşı titreten çığlığa rağmen
Sükut etti yüz karası milletler
(S)amed olan Rabbin kulları
(U)nutulan bir davanın neferi
(M)azlumun terk edilmiş kaderi
(U)mudun kutlu zafere tebdili
(D)irenişin sembolü ulvi eseri
eZ-Zuli