Her şey üniversite öğrencisi Timur ile profesörlükten emekli Yakup Bey tanışmasıyla başlar. Yakup Bey, Timur'un gözlerinden hayatı yorumlar.
Kişisel gelişim için gerekli bir kitap…
Heybemize bir kitap daha eklendi.☺️
Kitapta, insanın öncelikle kendi iç yolculuğuna çıkarak kendini tanımasının önemi vurgulanırken, bireyin sorgulamadan yaşayan bir “kültür robotu” olmaktan kurtulması gerektiği de etkileyici bir şekilde ele alınmaktadır.
Buna rağmen engelli bireylerin toplum tarafından tanınması, anlaşılması ve görünür hâle gelmesi adına verdikleri mücadele her türlü takdirin üzerindedir.
Öte yandan, Ramazan Baş’ın henüz 19 yaşındayken, hayatının en parlak döneminde geçirdiği talihsiz kaza; insanın zirvedeyken her şeyin bir anda nasıl altüst olabileceğinin en çarpıcı örneklerinden biridir.
Öğretmen bu yardımı Martin’i mahcup etmeden,gururunu ve onurunu koruyarak yapar. Martin'in çalışkanlığını ve dürüstlüğünü ödüllendirir. Bu davranış, ideal bir eğiticinin sadece ders anlatan değil, öğrencisinin ruhundaki fırtınaları da gören bir rehber olması gerektiğini simgeler.
Güzel ve etkili bir kitabın daha sonuna geldik. Beni en çok Uli karakteri ve Öğretmen Justus'un (Dr. Bökh) Martine harçlık vermesi durumları etkiledi. Bunun sebebi ise;
1-Uli, gruptaki en kırılgan, fiziksel olarak zayıf ve korkak olarak etiketlenmiş çocuktur.
2-Martin, çok başarılı ve gururlu bir öğrencidir ancak ailesinin maddi durumu çok kötüdür. Noel tatilinde eve gidecek tren parası olmadığı için okulda kalıp ailesine yük olmamayı seçer ve bu durum onu kahreder. Öğretmeni Justus bunu fark edince ona yol parası verir.
Çaresizlikten Doğan Cesaret: Psikolojik baskı o kadar büyür ki, sırf korkak olmadığını kanıtlamak için yüksek bir yerden şemsiyeyle atlamak gibi tehlikeli bir eyleme kalkışır. Bu durum, çocuk dünyasında akran zorbalığının ve kabul görme arzusunun ne kadar yıkıcı olduğunu gösterir
Akademiye dair bir iki kelam...
Son 2 ayda katıldığım yüksek lisans ve doktora tezlerinde gördüklerim:
1- iki tez tamamıyla yapay zeka ile yapıldığından reddedildi.
2- Bir jüri üyesi katılmayacağını söyleyip "ne karar verirseniz arkanızdayım" dedi.
3- Bir hoca, tezi savunma esnasında ilk kez görmüştü.
4-Tezlerin yarısından fazlası gereksiz bilgilerle dolu, konunun özü sona bırakılııp yeterince işlenmiyor.
Bence doçentlikte olduğu gibi burada da jüri üyelerinin merkezi atamayla belirlenmesi ve ilgili kurumun süreci takip etmesi gerekiyor...
Akademi tehdit altında❗️
Yoksulluk sınırının altındaki asistan maaşıyla, yoksulluk sınırının hemen üstündeki profesör maaşıyla nasıl bilim üretilecek❓
Başarılı öğrenciler nasıl tutulacak o akademide❓
Akademisyenler meslektaşlarından, YÖK Başkanı’ndan empati bekliyor❗️
Akademi camiası neden sessiz?
Sizler fikrinizi özgürce beyan etmekle yükümlü kişilersiniz. Bu ülkenin bilim adına kaybedecek bir zamanı daha yok. Beyin göçünü durdurmanız gerekiyor. Bu ülkede kalmanız gerekiyor.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda üniversitelerimizin bel kemiğini oluşturan akademisyenlerin uzun süredir biriken ücret adaletsizliği, gelişme ödeneğinin eksikliği, araştırma fonlarının erimesi ve reel gelir kaybı karşısında ne yapıldı?
Tek bir somut önerge, tek bir iyileştirme maddesi dahi gündeme gelmedi mi? Bilim üreten, nesiller yetiştiren, ülkeye nitelikli insan kaynağı sunan akademi camiasının bu denli sessiz ve görünmez bırakılması yalnızca bir maaş meselesi değil; aynı zamanda önceliklerimizin ve değerlerimizin açık bir göstergesidir.
Oysa aynı komisyonda, genel müdürlerden daire başkanlarına, kurum başkanlarından kariyer meslek uzman ve müfettişlerine kadar geniş bir üst kademe bürokrat grubunun maaşlarına 2026’dan itibaren yaklaşık 30 bin TL civarında ek artış getiren önerge oybirliğiyle kabul edildiğini okudum.
Bu kadroların emek ve sorumluluk karşılığı refah artışı elbette tartışılabilir; itirazım yok.
Keşke bir önerge de “bilim insanlarının” itibar ve geçim kaygısından kurtulması için gelseydi.
#Akademi #Bilim