Zonguldak’ta dün çocuklar linç edilme korkusunu yaşadı.
Ama bu, yalnızca dünün ve Zonguldak’ın hikayesi değil.
Her yaz mevsimlik Kürt işçilerle birlikte aynı korku, aynı ayrımcılık, aynı utanç yeniden yaşanıyor.
Yeni yazım T24’te:
Bir çocuğa kimliğinden dolayı korkmayı öğreten bir ülke, geleceğine ne öğretir?
Adı barişsa, ihtimaline bile sırtımı dönemem.
Çünkü benim için önemli olan barışın kime siyasi kazanç saglayacagi değil,savaşın artık bu ülkenin insanlarından ne götürmeyecegidir.
Bugün T24 için “Kibrin Aristokrasisi” başlıklı bir yazı kaleme aldım. İçinde hepimize dokunan bir çağ eleştirisi var. İlginizi çekerse okumaktan memnuniyet duyarım.
Bu bir tanıtım videosu değil.
Bir düşüncenin, bir hafızanın ve bir yüzleşmenin kaydı.
Aynı zamanda büyük bir iradenin, direncin, bilginin
ve uzun bir düşünsel yolculuğun tanıklığı.
“Sessizlik”
6 Mayıs’tan itibaren
Palazzo Gradenigo
#Sessizlik#Silence#AhmetGüneştekin
Her ulusun kendi kaderini tayin hakkını savunduğunu söyleyip, konu Kürtler olunca susanlar!
Özgürlükten ve insan haklarından söz edip, Kürtlerin sınır komşusu olarak IŞİD barbarlığını tercih edenler!
Bu bir çelişki değil, ahlaki bir çöküştür.
Rojava’da savunulan şey bir kimlik siyaseti değil;
kadınların, çocukların; farklı halkların ve inançların bir arada yaşama iradesidir.
Bu, Orta Doğu’nun karanlığına karşı nadir bir vicdan denemesidir.
Demokrasi bazıları için sadece “kendileri” içindir.
Barbarlık ise Kürtlere yöneliyorsa görmezden gelinebilir.
Unutmayın!
Bir halkın özgürlüğüne karşı sessizlik,
yarın herkesin özgürlüğüne yönelmiş bir tehdittir.
Vicdan kimlik seçmez.
Tarih bu suskunluğu yazar!
#Rojava #DefendRojava
Rojava İçin Bir Çağrı
Bu sözlerim,
bir tarafın değil,
insanın sözleridir.
Bu sözlerim,
haritalara değil,
hayata bakar.
Rojava’da olan biten,
bir askeri başlık değildir.
Bir vicdan meselesidir.
Orada bombalanan yalnızca evler değildir.
Hafıza bombalanır.
Gelecek bombalanır.
Birlikte yaşama ihtimali bombalanır.
Soruyorum size:
Bir çocuk hangi sokakta doğarsa daha az çocuk olur?
Bir annenin çığlığı hangi dilde daha az acıtır?
Bir hayat, hangi gerekçeyle “ikincil” sayılabilir?
Halep’te şehirler çöktü.
Eşrefiye’de gündelik hayat sustu.
Şêxmeqsûd kuşatmalarla nefessiz kaldı.
Beni Zeyd harabeye döndü.
Bu isimler birer haber başlığı değil.
Bunlar yaşanmış hayatlar.
Bugün şunu açıkça söylüyorum:
Hiçbir güvenlik gerekçesi, sivil hayatı yok sayamaz.
Hiçbir strateji, çocukların korkusundan daha önemli değildir.
Bu sözlerim bir suçlama değildir.
Bir nefret dili değildir.
Bu sözlerim, insan kalma ısrarıdır.
Sessizlik tarafsızlık değildir.
Sessizlik, çoğu zaman zulmün konforudur.
Hafıza susturulamaz.
Onur ertelenemez.
Bir halk, gerekçelerle görünmez kılınamaz.
Bugün Rojava’ya bakarken
aslında kendimize bakıyoruz:
Bu çağda,
bu kadar tanıklık varken,
biz nerede duruyoruz?
Bu sözlerim bir son değil.
Bir başlangıçtır.
Suskunluğa karşı,
insani bir ısrar.
Unutmaya karşı,
hafızanın sesi.
#Rojava
— Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti’ne yakışan, Suriye’deki Kürt Kardeşlerini Amerika’nın, İsrail’in veya bazı terör örgütlerinin merhametine terk etmemesidir.
— Türkiye’deki bütün Kürtleri PKK ile özdeşleştirmek nasıl ki, doğru değilse, insanî, vicdanî ve hakkaniyete uygun değilse; Suriye’deki bütün Kürtleri de PKK, PKK’nın uzantıları veya sempatizanı olan yapılarla özdeşleştirip onları düşman ilan etmek de o derece insanî, vicdanî ve hakkaniyete uygun değildir.
— “Terörist”likten Suriye Cumhurbaşkanlığı’na terfi ettirilen Ahmet eş’Şara’yı ve ekibini muhatap alıp, Suriyeli Kürtlerin ileri gelenleri ile hiçbir diyalog kurmamak hangi diplomatik zihniyetin eseridir?
— Arakan’daki, Myanmar’daki, Somali’deki, Filistin’deki, özetle dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların derdi ile dertlenen, Gagauz yerindeki Hristiyan Türklere “soydaş” diye kucak açan Türkiye Cumhuriyeti ve onun muhafazakâr hükümeti, on yıllarca Baas Rejimi altında inim inim inletilen, en temel insanî haklarından mahrum bırakılan Suriye Kürtlerini hangi insaf, hangi vicdan, hangi akıl ile, sahiplenmek bir yana, nasıl düşman ilan eder?
— Üstelik Suriye Kürtlerinin milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürdün akrabası olduğunu bile bile…
— Bu insanlarla onların duygudaşlığını bile bile….
— Daha da ötesi, Millî Savunma Bakanlığı’mız, Suriye Hükümeti’nin istemesi halinde, Halep’teki çatışmalarla ilgili olarak onlara destek verebileceğini ilan ediyor.
— Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden ve Türk Milleti’nden beklenen ve yakışacak olan şey, Suriye’deki çatışan gruplar arasında arabuluculuk yapmak ve hakem rolü üstlenmektir.
— Ne var ki, bir tarafa ilan-ı aşk ederek bir tarafa ise aleni düşmanlık yaparak hakemlik yapılamaz, yapmak isteseniz de sizi kimse ciddiye almaz.
— Kuzey Irak’taki Kürtlere de yıllar yılı düşmanlık edildi ama günün sonunda Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti son derece iyi komşuluk ve dostluk münasebetleri içindedir.
— Japon atasözü der ki, “arkandan kapattığın kapıyı sert çarpma ola ki geri dönme ihtimalin olur.”
— Suriye Kürtleri ’ne yönelik bugünkü yaklaşım ve politikalarla “Terörsüz Türkiye” süreci, hayal gemisiyle rüya avcılığı yapmaktan öteye geçmez.
Benden söylemesi…
Roboski: Sessizliğin Yarası
Roboski, yalnızca bir gecenin adı değildir;
parçalanmış bedenleri, annelerin eteklerine doldurup topladığı,
toprağın sıcaklığından önce ana yüreğinin soğukla tanıştığı bir gecedir.
Böyle bir acıya kelimeler yetmez;
hiçbir kalem bu ağırlığı omuzlayamaz,
hiçbir fırça o karanlığı resmedemez.
Dil burada aciz kalıyor, sözlerse anlamını yitiriyor.
Onlar: 34 can, 19’u çocuk!
Aynı soyadlarının, aynı sofraların, aynı ekmeğin çocukları
dönerken yollarından, gelecekleri koparıldı.
Bugün hâlâ hiçbir fail yargılanmadı!
Dosyalar kapandı, adalet kapanmadı...
Cezasızlık, bu toprakların en ağır sessizliği oldu.
Biz unutmamak için konuşuyoruz;
çünkü hatırlamak, adaletin ilk adımıdır.
Barışın dili kurulacaksa bir gün,
önce bu yaraya el sürmek,
bu çocukların hesabını vermek,
adaleti yalnız yazıya değil toplumun vicdanına kazımak gerekir.
Roboski’de kalan her ayakkabı, her kumaş parçası, her fotoğraf
bize şunu fısıldar:
Adalet gelmeden barış gelmez.
Unutursak, yarayı yeniden açarız.
Söz veriyoruz!
Failler cezalandırılana, adalet bu toprağa yakıştığı gibi gelene kadar unutmayacağız, unutturmayacağız!
#Roboski
Takımımıza destek olmak tüm Amedspor sevenleri bu önemli mesaj kampanyasını büyütmeye davet ediyorum.
Haydi sevgili taraftarlar; AMEDSPOR yaz 2139’a gönder, takımına ses ol
💚❤️
#MücadeleninTakımı
Sen Yoksan Bir Eksiğiz!
Bu şehir senin sesinle, senin yüreğinle kazanır.
Tribünde yerini al, takımına ses ol.💪
💚❤️
Eger tu Nebî Yek Ji Me Kêm e!
Ev bajar dikare bi dengê te û bi dilê te bi ser bikeve.
Li trîbûnê cihê xwe bigire û bibe dengê tîma xwe.💪
💚❤️
Bê To Ma Kêmî Yê!
No şaristan bi vengê to, bi zerrîya to serkeweno.
Trîbun de cayê xo bigîre, paştî bide taximê xo.💪
#MücadeleninTakımı
#TîmaTêkoşînê
#TaximêXoverdayîşî
Kulübümüzün yeni buluşma noktalarından biri olacak AmedStore Forum AVM Mağazamızın açılışını gerçekleştiriyoruz. Bu anlamlı günde sizleri de aramızda görmekten onur duyacağız.
Tarih: 26 Kasım Çarşamba (bugün)
Saat: 15.00
Yer: Forum AVM
Forum AVM Mağazamız Satışa Başladı!
💚❤️
Yeni sezon formaları, günlük giyim ürünleri, lisanslı aksesuarlar ve çok daha fazlası artık Forum AVM AmedStore’da sizleri bekliyor.
Taraftarlarımızı mağazamıza bekliyoruz! ✨
Online alışveriş için:
🌐 https://t.co/MJBNzPmOkd
Venedik’in kalbindeyiz…
Castello’da, yüzyılların izlerini taşıyan bir palazzo'da.
Taş döşemeler, ahşap kirişler, solmuş freskler…
Geçmiş hâlâ bu duvarlarda nefes alıyor.
Ama şimdi bu yapı, geleceğe açılıyor.
Venedik; Vivaldi’den Tintoretto’ya, Guggenheim’ın vizyonundan Bienal’in ritmine uzanan büyük bir belleğin şehri.
Kültürün, sanatın, mimarlığın, filmin, modanın ve gastronominin kesiştiği eşsiz bir merkez.
Ve tam burada…
Güneştekin Art Refinery – Venice yükseliyor.
Sergilerin, panellerin, uluslararası iş birliklerinin yeni durağı…
Alberto Torsello’nun restorasyonuyla geçmişi koruyarak geleceği kurduğumuz bir sanat mabedi.
2026’da önemli bir sergiyle açıyoruz.
2027’de tamamen dünyaya armağan ediyoruz.
Bu merkez, yalnızca bir hayal değil;
Genç sanatçıların kendi yolunu çizeceği, yeni fikirlerin filizleneceği, sanatın başka bir dil kazandığı bir alan.
Güneştekin Art Refinery – Venice
Geçmişin belleği, geleceğin umudu.
We are in the heart of Venice…
In Castello, inside a palazzo that carries centuries of memory.
Stone floors, wooden beams, faded frescoes…
The past still breathes within these walls.
But now, this place is opening to the future.
Venice is a city shaped by a vast cultural memory —
from Vivaldi to Tintoretto, from Guggenheim’s vision to the pulse of the Biennale.
A unique crossroads of culture, art, architecture, film, fashion, and gastronomy.
And right here…
Güneştekin Art Refinery – Venice rises.
A new home for exhibitions, panels, and international collaborations…
A sanctuary of art where we build the future while preserving the past,
guided by the restoration of Alberto Torsello.
In 2026, we open with a major exhibition.
In 2027, we present the entire space to the world.
This center is not merely a dream;
it is a place where young artists will shape their own paths,
where new ideas will take root,
where art will find a new language.
Güneştekin Art Refinery – Venice
Memory of the past, hope for the future.
#ahmetgüneştekin #palazzogradenigo #venice #italy #güneştekinvakfı #güneştekinartrefinery #venezia #venicebiennale #art #exhibition #venizia @gunestekinsanat@gunestekinvakfi