Tebliğin en etkili ve güzel metodu, İslam’ı yaşamaktır. Bazen bir dakikalık canlı sohbet, saatlerce süren derslerden daha fazla mesaj verebilir.
Eylemlerin sözlerden daha kalıcı ve gerçekçi olduğunu hepimiz biliriz.
İçi doldurulmamış sloganlar, salonlardaki kalabalıklar ve alkışlar, sosyal medyadaki reklamlar kaliteyi göstermez.
İyilik, iman ettiğimiz Allah’ın rızasına uygun yaşamaktır.
İslam'ın emir ve yasaklarını hatırlatmaktan daha önemlisi, Allah’a ve Peygamberine itaat edilen bir hayatı şahsımızda insanlara gösterebilmektir.
Gerçek ile sahtenin farkı, ancak böyle ortaya çıkabilir. Kendisini sorgulamak isteyen de böylece daha iyi muhasebe yapabilir.
Güzel hayatın başlı başına İslam'a davet metodu olması, amelin söze uyumluluğu ve güzel ahlak ile mümkündür.
İnsanları uyardığımız konularda yanlışa düşmemiz tam bir çelişkidir. Allah katında çok büyük bir suç anlamına gelir.
"Yapmayacaklarınızı konuşmanız Allah katında büyük bir suçtur." (Saff, 3)
Söylemleri ile fiilleri birbiriyle uyumlu olmayanların hem Allah katında hem de insanların nezdinde itibarları kalmaz.
İslam'ın ilk emirlerinden biri gece ibadetidir. Allah Rasulü ve beraberindeki müminler ilk yıllarda farz olarak gece ibadetine kalktılar.
Bir zaman sonra Rabbimiz bu ibadeti farz olmaktan çıkardı ve dileyenin, istediği zaman yapabileceği faziletli bir amele çevirdi.
Müzzemmil suresi yirminci ayetinde bu hafifletme süreci anlatılırken enteresan bir bilgi veriliyor.
Önce insanların gece ibadeti için zamanı hesaplamakta zorluk çekeceği bildiriliyor.
İkinci olarak kişinin hastalık anında buna güç yetiremeyeceği ve Allah yolunda savaşa çıkanların olabileceği söz konusu ediliyor.
Bu ikisi arasında ise bir grubun rızkını aramak için ticaretle meşguliyetinden bahsediliyor.
Rabbimiz, gece ibadetinin kaldırılmasına gerekçe olarak mümin kulunun helal kazanç peşinde koşarken yorulabileceğini ve bu yüzden gece ibadetinde zorlanabileceğini haber veriyor.
Bu şu anlama geliyor: Helal kazanmak için yorulan bir mümin, en az gece ibadetine kalkmış kadar değerli bir iş peşindedir.
Para kazanmak kesinlikle boş bir iş değildir. Farz ibadetleri ihmal etmeden, haramlara düşmeden yapılan bir ticaret çok büyük bir sevap kapısıdır.
İlim öğrenip talebe yetiştirmek ne ise helalinden çok kazanıp Allah yolunda harcamak da öyledir.
Dikkat ederseniz ayette cihad edenler ve ticaretle meşgul olanlar beraberce zikredilmiştir. Demek ki Allah katında cihad ne kadar yüce bir eylemse helal ticaret de o kadar faziletlidir.
Helalinden kazanmak için çalışanlar dünya için çalıştıklarını zannetmesinler. Para kazanmak da dindendir. Standartları yakalandığında ahiret kazancıdır. Dünya da yanında bonus gibidir.
Bahçemizdeki ağacın yapraklarının her birinin barkot numarası var ve bu barkot numarasını Allah belirliyor diye iman ettikten sonra kızının evde kalacağından endişe edip kısmet açılsın diye şirk olduğunu bile bile birilerinin falına baktıran anne ve babalar, imanlarını yeniden gözden geçirmeleri gereken insanlardır.
Çalışacağız;
Samimiyetle
Neyi nasıl yaparımı arayarak
Rehbere başvurarak
Rabbani bir metotla
Asla ümit kesmeyerek
Rabbimize hamd ile
Dua ile
İstiğfar ile…
Peygamber (sav) şöyle buyurdu:“Dua, ibadetin ta kendisidir.”
Ardından şu ayeti okudu:
“Rabbiniz buyurdu ki: Bana dua edin, size cevap vereyim…” (Tirmizî, Deavât, 1; Ebû Dâvûd, Vitr, 23.)
Duanın bir haddi, bir dili vardır. Mesela en basitinden dua Allah’a yapılır. Duada Allah’tan istenir. Kur’an dualarla doludur. Peygamberin (sav) ağzı dualıdır. Bunlar malum şeyler, öğrenilir.
Toplu dualar konferans verme, basın açıklaması yapma, süslü cümlelerle lafı eveleyip geveleme yeri değildir. İmam Nevevi’nin el-Ezkâr’ını ilkokulda ders kitabı olarak okutmak lazım. O dili bilen kendince samimi bir şekilde dualarını kişiselleştirebilir. Ama inanın neredeyse Hz. Peygamberin ettiği dualar dışında aklınıza çok da istemeye değer bir şey gelmeyecek.
Gerçekten Peygamberi seven kişi ona ittiba eder de dua nedir nasıl edilir ondan beller. Cehaletin yaşı makamı yok gerçekten. Bazen öyle dualar duyuyoruz ki insanın ellerini kapatıp mekanı terkedesi geliyor. Rabbim bizlere hidayet versin.
Kadere iman harika bir duygudur.
Allah’ın her şeyi bizim adımıza planladığına gönülden inanmak tarifsiz bir huzur verir.
Kötü zannedilen bir durumun gelecek için hayır kapılarının açılma vesilesi olabileceğine inanmak, insanı Rabbine sürekli bağlı ve güvenir hale getirir.
Hz. Yusuf’un kuyuya atılması çok acıydı ama Mısır’a açılan bir kapı oldu.
Kadınlar tarafından tuzağa düşürülmesi, iftiraya uğraması ve neticede hapse atılması çok ağırdı ama zindan onun devlet yönetimine giden köprüsü oldu.
Hepsi birbiri ile bağlantılı olaylar ve her birinde Allah'ın planı var.
Olayları güzel yanı ile yorumlamayı öğrenebilirsek hayat mükemmel bir sonuca gebedir.
Bir babanın güzel sabrı seneler sonra hayırla sonuçlandı. Hem Yusuf'a hem küçük kardeşine kavuştu hem de büyük kardeşlerin tevbe etmesine şahit oldu.
Sabır acıdır ama meyvesi çok tatlıdır.
Peygamber efendimiz ﷺ buyurdu ki;
“Âdemoğlu, malım malım deyip duruyor. Ey âdemoğlu! Yeyip tükettiğin, giyip eskittiğin veya sadaka olarak verip sevap kazanmak üzere önden gönderdiğinden başka malın mı var ki?”
Müslim
Gençleri camilerle buluşturmak üç sebepten dolayı önemlidir.
Birincisi; cemaat ruhunu kazanmaları, ikincisi; yaşlılarla irtibatlarını sağlamaları,
üçüncüsü ise camileri yalnızca yaşlıların doldurduğu mekânlar olmaktan çıkarmaları
Bunu başarırsak büyğk mesafe alırız biinzillah.
Yeni kitabım çıktı. Hem gençlerin hem de yetişkinlerin yararlanabileceği bir karakter eğitimi kitabı. İyi, sağlıklı, güçlü bir karakter geliştirme konusunu ele alıyor. İhtiyaç hisseden herkese ulaşması ve güzel izler bırakması dileğiyle. İncelemek için ⬇️
https://t.co/zl4Gx5hLhc
Genç kardeşlerim!
Dinimizi öğrenmeliyiz.
Dinimizi doğru merkezden öğrenmeliyiz.
Hem yaşamak hem de öğretmek için dinimizi çok iyi bilmeliyiz.
Yanlış din bilgisi yanlış insan üretir.
Yaşanmayan din bozuk toplum üretir.
Gençliğimizi insanlığa hizmete adarken dinimizi yaşayarak bunu sabitlemeliyiz.
Ahiret korkusu olmayan insan, çok başarılı olsa bile, tehlikedir.
Doğru bilgiyle ahlakı, Allah korkusuyla başarıyı birleştirirsek dünyaya meydan okuruz ve insanlığa faydalı oluruz.
Peygamber efendimiz ﷺ buyurdu ki;
“Canım elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki ya iyiliği emredip kötülükten sakındırırsınız ya da (bunu yapmamanız hâlinde) Allah size bir ceza gönderiverir de O'na dua edersiniz ama O, duanızı kabul etmez.”
Tirmizî
Kudüs, hilafet ve mustazaflara yardım… Bunlar sadece siyaset değil, imanımızın göstergesidir. Müminin kalbi bu konularla çarpmıyorsa imanında bir sorun var demektir.