Hayatın anlamı büyük başarılarda değil, 'ipe dizilmiş boncuklar gibi' biriktirdiğimiz küçük yoğunluk anlarında saklıdır : Sabah ışığının mutfak masasına düşüşü, bir dostla paylaşılan sessizlik, denizin kokusu.
Yani 'verimsiz' ama hayatı yaşanmaya değer kılan asıl anlarda.
Kehf süresini okurken Ashab-ı Kehf, sûrenin başında "Bize bir çıkış yolu göster" değil de, "Bize rahmet ver" diye dua eder. Müfessirler de bu konuda şöyle der: Eğer Allah'ın rahmeti yanındaysa, mağaranın içi saraydan daha geniş olur.
"Nasıl ki atomdan radyasyon yayılıyorsa her insandan da manevi bir radyasyon yayılıyor. Bu yüzden mü'min, dâimâ sâlihlerle ünsiyet kurmalı."
| Osman Nuri Topbaş Hocaefendi
“İslam’dan tat alarak İslam’ı yaşamak istiyorsak işe kalplerimizden başlamak gerekir.
Hislerimizi, duygularımızı, aklımızdan geçenleri Rabbimizin koyduğu ölçülere göre şekillendirelim. Zira yüzeysel bir Müslümanlık, bizi kurtuluşa ulaştırmaya yetmeyecektir.”
(Mişkatü’l Mesabih Okumalarından Notlar)
Sünnetten bir tane dua bilmediği halde, kafasında bir sürü çöp şarkı, önemli adam lafı ıvır olan kişiler önce bir köşeye şark usulü çökmeli, başını iki avucunun içine alıp için için ağlamalı. Ama sorun değil İmam Nevevi’nin Ezkâr’ı veya Hüsnü’l-Müslim ile tekrar ayağa kalkabilir.
Bizim yolumuz; teslimiyetin, sabrın, hayırlı olana razı oluşun yoludur. O yüzden gönlümüzü geniş tutar, gözümüzü kimsenin nasibine dikmeyiz. Bize düşen, kaderine güvenen bir kul gibi yürümek; hayırlısını isteyip hayırsızından korunmaktır.
Ne kadar sürer bir saat? Bir ameliyat veya bir ambulans beklerken, bir sınavı beklerken hep aynı ölçüde mi sürer bir saat? Sevdiğimizin gözlerinin içine bakarken aynı mıdır? Bir saat bazen bir dakika bazen bir ay sürer. Ruhumuzun nabzı içsel zamanımızda atar.