Aktivist: “Yün zulümdür. Koyunlar rahat bırakılmalı.”
Çiftçi: “Nerede rahat bırakılmalı?”
Aktivist: “Bir yaşam alanında.”
Çiftçi: “Ne yaparak?”
Aktivist: “Sadece koyun olarak yaşayarak.”
Çiftçi: “Koyunlar on bin yıldır sürekli uzayan yün üretmeleri için yetiştiriliyor. Eğer onları kırkmazsam aşırı ısınırlar, sinek larvaları derilerine yerleşir ve kendi yünlerinin içinde acı çekerek ölürler.”
Aktivist: “O zaman yün üretmeyen koyunlar yetiştirin.”
Çiftçi: “Yetiştirdik. Onlara muflon deniyor. Sardinya’daki kayalıklarda yaşıyorlar. Galler’deki bir tepede kırk dakika bile hayatta kalamazlardı.”
Aktivist: “Yine de hayvanları kıyafet için kullanmamamız gerektiğini düşünüyorum.”
Çiftçi: “Üzerindeki kazak neyden yapılmış?”
Aktivist: “…geri dönüştürülmüş polyester.”
Çiftçi: “Yani plastik. Her yıkamada mikro lif bırakıyor. O lifler filtrelerden geçip nehirlere, balıklara ve sonunda sana ulaşıyor. Kullanım ömrü bitince de yüzlerce yıl çöplükte kalıyor. Benim koyunumun yünü ise 18 ayda toprağa karışıyor ve bu bahar yeniden uzadı.”
Aktivist: “Ama koyun buna onay vermedi.”
Çiftçi: “Kırkım bittiğinde gözleri kapalı şekilde uzanıyordu. Sonra kalkıp tekrar otlamaya devam etti. Nasıl hissettiğini ona sormanı önerirdim ama şu an meşgul. Ve bence cevabını çoktan verdi.”
@KopekTehlikesi Kedim var çok seviyorum adı misi anane oldum hatta iki yavrusu var. Onlar benim yok arkadaşlarım günüme anlam katanım Ama bu şekile olmaz asla olmaz orası umumi yemek yenen Bi yer
@siradisi_bilim Kesinlikle bir diğer türlü yatağın çarşafı değiştirmek eziyet yatağa birde çalışma masam pencere önünde olsun yağmurlu kapalı havalarda dışarıyı izlemek ruhuma Çok iyi gelir
Kendi binasını yıktıran bir müteahhit duymuş muydunuz hiç? Kendisine sunulan olumlu testlere rağmen, bir de kendi binasını kendisi teste sokan? Şanlıurfa’da eşine az rastladığımız bir olay yaşandı.
Bu görüntüleri izlediğimden beri çok öfkeli çok kırgın ve ülkem adına hayal kırıklığı içindeyim.
Çünkü her seferinde başka bir gruba birileri hakaret hatta yaşam hakkı tanımamak gibi bir şeyler söylüyor. Bu ve benzeri nefret, ayrımcılık ve kin kusan iğrenç her söylemi reddediyorum. Bir kadının, başörtülü kadınları hedef alarak “kapalılar” diye gruplayarak, onları yok sayması ve kamusal alanlardan dışlamayı istemesi, insanlık dışı bir yaklaşımdır. Bu sözlerle tutum sadece bireysel bir patlama değil, toplumda derin yaralar açan, barışı zehirleyen iğrenç bir saldırıdır.
Hiç kimse, inancı, örtüsü, yaşam tarzı veya etnik kökeni nedeniyle hedef haline getirilemez, aşağılanamaz, dışlanamaz. Başörtüsü takmak bir hak, bir özgürlük ve bir saygı konusudur. Bir insanın giyimi yüzünden havuzdan, plajdan, sokaktan veya hayattan dışlanmasını istemek, faşizmin ta kendisidir. Bu zihniyet, Türkiye’nin birliğine, kardeşliğine ve ortak geleceğine kastetmektedir.
Herkesi empatiye ve saygıya çağırıyorum:
Kendi özgürlüğünüzü savunurken başkalarının özgürlüğünü hiçe saymamalı. Başörtülü bir kadının da, açık giyimli bir kadının da, bu ülkede eşit hakları vardır. Farklılıklarımızı nefretle değil, anlayışla karşılayalım. Kimsenin inancını, örtüsünü veya tercihini “sorun” olarak görmeyelim.
Bu tür nefret söylemlerine karşı sessiz kalmak, o nefrete ortak olmaktır. Hukuk gereğini yapmalı, toplum ise bu çirkin zihniyeti açıkça reddetmelidir. Bu vesileyle kimi öğrencim, kimi arkadaşım kimi hocam olan başörtülü gençlerimize de seslenmek istiyorum: Hiçbir nefret, hiçbir kin sizi değersizleştiremez. Dik durun, toplumun her alanında bulunun ve sizden nefret edenlere inat kendinizi göstermeye devam edin, hakkınızı savunun.
Yeter artık Birbirimizi sevmeyi, saymayı ve korumayı öğrenelim. Nefretle değil, saygıyla yaşayalım. Farklılıklarımız zenginliğimizdir, kin ise zehrimiz.
Bu tür iğrençliklere “dur” demeyen toplum, yarın daha büyük bedeller öder.
Saygı ve empati yoksa, ne özgürlük ne de barış kalır.
Bu nefret dolu zihniyeti en sert şekilde kınıyorum.
5 yıldır ülkemizde yasaklı olan bir pestisit nasıl oluyor da ihraç edilen taze biberlerimizde çıkıyor? Bunları kimin yetiştirdiği ve ihraç ettiğini bakanlık biliyor olmalı.
Peki bunlara bir cezai işlem uygulanıyor mu?
Bunların iç pazara sattığı ürünler denetleniyor mu?
@TCTarim
Kene ve kahverengi kokarca tehdidine karşı keklik ve sülün ordusu hazır.
Tarım ve Orman Bakanlığı, bu yıl toplam 51 bin keklik ve sülünü doğaya bırakacak.