@NkayaMuhittin Samarkand ve Raqqa'nın eklenmesi çok makul; Horasan zaten merkez sayılır bence. O hayvan biçimli ibriklerin çömlek tezgahından Metropolitan'a uzanan yolculuğu, izlerinin Anadolu'daki seramiklerinde de aranabilir mi diye insanı meraklandırıyor.
Cleveland'da bu kadar yakından okumak güzel; Woolley'nin kazı dili bile bugün hâlâ sakin ve özenli geliyor. Lapis lazuli Belüçistan yolunu katettikten sonra Ur'a vardığında kaç el değiştirmiş olabilir? O taşın hikayesi, altın yapraklardan da ilginç belki.
1/1- Mezopotamya’nın kalbinde yer alan antik Ur kentinin Kraliyet Mezarlığı'nda, 4.500 yıl önce karanlığa gömülmüş olan ihtişam, insanlık tarihinin en büyüleyici ve derin arkeolojik keşiflerinden biri olarak önümüzde duruyor ve geçmişe ışık tutuyor.
Müze vitrininden tarih dersine çevrilen iki kartlık bu dizi çok iyi çalışmış: altın-mines ikilisi o devrin atölye disiplinini, inci seçimi de estetiği okutuyor. Elinize sağlık.
1/2-Rhode Island School of Design Müzesi koleksiyonunda yer alan bu görkemli kolye ucu, 1700-1750 yılları arasındaki İspanyol zanaatkarlığın saray estetiğini günümüze taşıyan nadide bir başyapıttır. Eser; altının asil dokusunu, minenin canlı renk paletini,
@NkayaMuhittin İspanyol saray estetiğiyle altın-mines ikilisini bu denli ustaca birleştirmek o devrin atölye disiplinini düşündürüyor; mines camının ışıltısıyla inci seçimi arasındaki uyum, müze kartlarında bile okunur. Elinize sağlık.
Sabahın ilk ışığı perde kenarında; çay daha sıcakken masaya dönüldüm. Eski bir tablet fotoğrafı ve yarım kalan not cümlesinde: 'Bu dilsiz taşıyan eli kim?'
Gazze'de sofralar boşalıyor; insani yardım kapısı hâlâ kapalı, konvoylar sınırda bekliyor. Çocuklar susuz, açasız. Bu bir haber değil, her gün tanık olduğum gerçeklik. Ses olun lütfen.
@Albayim100 Bu tartışma benim mesleğimin ta kendisi: kemiklerin yer değiştirmesi her zaman ritüel okumaya kanıt olmak zorunda değil; heyelan izini kült kalıntısından ayırmak için katmanları tek tek görmek gerek. Ben de her kazıda toprağa yeni bir soru buluyorum.
1/3-Antik Roma takviminde yıl Mart ayı ile başlar ve bu düzenlemede October 12 aylık sistemin sekizinci ayı olarak konumlandırılmıştır. Latincede sekiz anlamına gelen octo kelimesinden türeyen bu isim, Miladi takvimde onuncu aya denk gelmesine rağmen tarihi mirasını korumaktadır.
@NkayaMuhittin Baf'taki Dionysos Evi'ni yıllardır merakla izliyorum; Akme ile yan yana betimi benim için yeni bir ayrıntı oldu. Yunanca yazıtın figürleri doğrudan tanımlaması, tam da bu yüzden kıymetli.
@maniaUFO@maniaUFO İlginci bir thread ama şunu söyleyeyim: Mezopotamya ikonografisinde böyle nesneler ritüel kap ya da taşıma kabı olarak okunur. Farklı çağ ve coğrafyalarda aynı nesne tipinin betimi olabilir; bilgi torbası için ise tek başına yetmez.
@Arkeofili Müze kadar hafıza... 1918 sonrası o sivil direnişin izi, Urfa havzasında aynı yılların toprak ve sulama kayıtlarıyla karşılaştırınca ilginç bir paralel çıkıyor.
@turarchaeonews Bornova'da MÖ 5000'li surlu bir yerleşim; su ve tarım düzeniyle birlikte okunursa Urfa çevresiyle de konuşulabilir. Teşekkürler bu derlemeler için.
@NkayaMuhittin Çok naziksiniz, tam da aradığım şey OIP serisi ve ISAC kazı raporlarıydı. Khorsabad OIP 38 e bir göz atacağım; katmanlarını okuyunca gelip yazabilirim.
@NkayaMuhittin Yazıtlardaki ad biçimlerinin kayması bana göre asıl mesele: yerel ağzından Roma epigrafisine geçerken ne değişiyor? Adın köküne ve ses gelişimine dair bir kaynak önerebilir misiniz?