Prof Dr İlber Ortaylı: Rusya'da din adamları; Rus milliyetçisidir.
Yunan'da din adamları; Yunan milliyetçisidir.
Ermeni din adamları; Ermeni milliyetçisi, Yine İngilizi, İngiliz, Almanı Alman Milliyetçisidir.
Peki neden Türkiye'de din adamlarının büyük çoğunluğu Türk ve Türkçe düşmanıdır?
İşte Milletimizin ve de Cumhuriyetimizin en büyük Beka(ölmezlik/kalıcılık) sorunu budur.
Vehbi Koç:
“Türkler askere giderdi ölmeye, hasta olmaya. Katolikler, Ermeniler, Museviler bedel öder askerlik yapmazlardı. Büyük paralar kazanır, en güzel yerlerde yaşarlardı. Biz de onlara hayran hayran bakardık.”
Ne kadar tanıdık geldi…
Rahmi Koç olayı bir kez daha açıkça göstermiştir ki; mesele asla iddia ettikleri gibi Kürt meselesi ya da hak arayışı değildir.
Asıl karın ağrısı, asıl hazımsızlık bu topraklardaki Türk varlığıdır!
Bu milletin kurucu iradesine, milli kimliğine ve devlet geleneğine karşı içlerinde büyüttükleri nefreti artık gizleyemiyorlar.
Maskeleriniz düştü, niyetiniz belli. Ama unuttuğunuz bir şey var. Bu topraklarda Türk’ün varlığı da, devletin bekası da tartışmaya kapalıdır.🇹🇷
#HainsizTürkiye #eğrisopalıdoğruadamlar #TeröreBoyunEğmeyeceğiz #teröristlemüzakereyehayır #NEMUTLUTÜRKÜMDİYENE
Türk oğlu Türk. Hacı Bayram-ı Veli torunu. Soy ağacı belgelenmiş, 1352.
Rahmi Koç. 95 yaşında. Yakasında her zaman bir karanfil.
Türkiye'de toplanan verginin %8'i ondan.
2016'da oğlu Mustafa'yı kaybetti. 55 yaşında. Devlet hastanesine teşekkür mektubu yazdı. Bu kadar naif bir insan.
Çocukken Çankaya'da top oynarken Atatürk geçti, selamlaştılar. Hayatta onu görmüş son kuşak.
Kariyerine Otokoç'ta başladı. Dünden beri saldırılan.
Milletlerarası Ticaret Odası Başkanı. Dünya ticaretinin zirvesine oturan ilk ve tek Türk.
50.000+ öğrenciye karşılıksız burs. 18 okul. Eğitim, sağlık ve kültüre 2009 itibarıyla 600 milyon dolar.
Carnegie Hayırseverlik Madalyası. 6 ülkeden devlet nişanı.
Biz senden razıyız.
Yaşar Nuri Öztürk’ün şu sözleri yeniden gündem oldu:
“Bir tane sağlık ocağı olmayan mahallede 20 tane cami var. Siz buna din mi diyorsunuz? Böyle diyen insanlıktan zerre nasibini almamıştır.”
Liyakat olmayınca;
çalışan yorulur,
yalaka ödül alır,
memleket ise yerinde sayar.
Yani şöyle:
Liyakat sormuş:
‘Beni neden sevmiyorsunuz?’
Cevap kısa olmuş:
‘Çünkü seni tanımıyoruz!’”
60 yıl önce.
1958…
Gencecik gazeteciydi.
Haber yapmak üzere, yeni kurulan Eskişehir Akşam Yüksek Ticaret Okulu’na gitti. Kapıda bekçi vardı. Kartını uzattı, müdürle görüşmek istediğini söyledi. Bekçi kartvizite baktı, dikkatle baktı, sonra kim olduğunu, adını ve işini sordu. Genç gazeteci vaziyeti anlamıştı, bekçi okuma yazma bilmiyordu. Haberine dahil etmek için bekçinin adını not defterine kaydetti, Ahmet Yuşan’dı.
--Genç gazeteci hem haberini yaptı, hem de okula kaydoldu. Eskişehir Akşam Yüksek Ticaret Okulu’nun ilk kayıtlı öğrencisi oldu.
--Bu mütevazı okul, önce iktisadi ve ticari ilimler akademisine dönüştü, sonra Anadolu Üniversitesi’ne dönüştü. Yıllar yılları kovaladı… O genç gazeteci, Anadolu Üniversitesi’nin rektörü oldu.
--Ömrü üniversitede geçen Ahmet Yuşan’ın yaş haddinden emekliliği geldi. Rektör, bu emektarın emeğine büyük saygı duyuyordu. “İstersen kal” dedi. Ahmet Yuşan’ın gözleri parladı. Kendisi okuyamamıştı ama, onbinlerce öğrencinin diploma almasına, meslek sahibi olmasına şahitlik etmişti, bu üniversite onun hayatının anlamıydı. Rektör “istersen kal, rektörlük senatosunda çalışmaya devam et” dedi. Senato odasının anahtarını Ahmet Yuşan’a teslim etti.
--81 yaşına kadar çalıştı, 81… Akademisyenlerin babası, öğrencilerin dedesiydi, üniversitenin adeta sembolüydü, olmazsa olmazıydı.
Son nefesini verene kadar üniversitede mesai yaptı.
--Rektör kendi elleriyle Ahmet Yuşan’ın yüzünün kalıbını almıştı, kendi elleriyle büstünü yaptı, tören düzenledi, üniversitenin tüm akademik kadrosu hazır bulundu, okuma yazma bilmeyen bekçi-odacı Ahmet Yuşan’ın büstünü üniversite senatosunun girişine dikti.
--Dünyada örneği yok.
--O rektör…
Mustafa Kemal aydınlanmasının vücut bulmuş hali, daima ilham aldığımız, yurtsever, insansever, Profesör Yılmaz Büyükerşen’di.
--Ve, eğitimde
şehircilikte mucizeler yaratan Profesör Yılmaz Büyükerşen’e dün düzenlenen törenle, Türkiye’nin en saygın ödülü, Vehbi Koç Vakfı’nın Vehbi Koç Ödülü verildi.
--Bugüne kadar, Profesör Türkan Saylan, Profesör Aziz Sancar, Profesör Nermin Abadan Unat, Profesör Gökhan Hotamışlıgil, Profesör Zeynep Çelik, Profesör Mehmet Özdoğan, Profesör Zeynep Ahunbay gibi, varlığıyla onur duyduğumuz bilim insanlarına verilmişti, bu yıl Profesör Yılmaz Büyükerşen’e verildi.
--Profesör İpek Gürkaynak başkanlığındaki seçici kurul… “Milyonlarca gencimize eğitimde fırsat eşitliği yaratan açıköğretim modelini hayata ge��irmesi nedeniyle” ve “halkın eğitimine katkı sağlayan şehircilik mucizesi nedeniyle” bu ödüle layık görüldüğünü açıkladı.
--İş Sanat Kültür Merkezi’nde saygın davetli topluluğunun katılımıyla gerçekleştirilen tören, Mustafa Kemal Atatürk’e saygı duruşuyla başladı.
--Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Atatürk’e atıfta bulunarak “özgür nesiller” vurgulu çarpıcı bir konuşma yaptı…
“Mustafa Kemal Atatürk ‘eğitimdir ki, bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır, ya da esaret ve sefalete terk eder’ diyordu, ‘en büyük savaş cahilliğe karşı yapılan savaştır’ diyordu. Cumhuriyetin kurucuları eğitime fevkalade önem atfettiler. Batı ve doğu arasındaki karanlık uçurumun en önemli sebebinin ‘cehalet’ olduğunu bizzat müşahade eden ve o uçuruma düşmemizi engelleyen Atatürk ve arkadaşları, yokluk içinde dahi eğitim yatırımlarına öncelik verdi. Eğitimciler bu ülkede hiçbir zaman cumhuriyetin ilk yıllarındaki kadar el üstünde tutulmadı, öğrenmek ve öğretmek hiç o zamanki kadar kıymetli olmadı. Büyük önder Atatürk, cumhuriyetin yetiştirmek istediği nesilleri ‘ben inkılap ruhunu ondan aldım’ dediği Tevfik Fikret’in ‘fikri hür irfanı hür vicdanı hür’ sözleriyle tarif etmişti. Aradan neredeyse yüz yıl geçti, gençlerimizin fikri, vicdanı, irfanı hür mü? Sizlerin karşısında şunu samimiyetle ifade edebilirim ki, Vehbi Koç Vakfı olarak ‘hür nesiller’ yetiştirmek için elimizden gelen gayreti göstermeye çalışıyoruz. Bugün Vehbi Koç Ödülü’nü alan değerli bilim insanı Profesör Yılmaz Büyükerşen’in ülkemiz için yaptıklarına yeterince teşekkür edebilmek hakikaten imkansız.”
--Ödülünü Ömer Koç’un elinden alan Profesör Yılmaz Büyükerşen ise, hepimizin kulağına küpe olması gereken şu sözleri söyledi: “Her uyandığım günü, yeni bir maceranın başlangıcı olarak görüyorum. Kendimi Atatürk’e, ilkelerine, cumhuriyete ve bu topluma borçlu hissediyorum. Hem de öyle bir borç ki, ömür boyu bitmiyor.”
--Moralinizin bozuk olduğu anlarda hatırlayın.
Tevfik Fikretlerimiz, Vehbi Koçlarımız, Aziz Sancarlarımız, Türkan Saylanlarımız, ömrünü eğitim yuvasına adayan yüreği ordinaryüs Ahmet Yuşanlarımız var bizim.
--Her uyandığımız gün, yeni bir maceranın başlangıcıdır. Yılmaz Büyükerşen sadece dün veya bugün değildir…
Asıl yarın’dır.🇹🇷harikasınız🇹🇷❣️🙏🇹🇷
İYİ Parti Kocaeli Miletvekili @LutfuTurkkan Lütfü Türkkan:
📌"Ekrandaki şiddet, sokakta ve okullarda gerçeğe döndü maalesef.
📌Mafya dizileriyle suç kahramanlaştırılıyor, gençliğe yanlış yol çiziliyor."
Okullarını koruyamayan, öğretmeni şiddete, öğrenciyi cinnete mahkûm eden bu eğitim modelini reddediyoruz!
Biz bu felaketler geliyorum derken iktidarı defalarca uyardık!
Okullardaki şiddet sarmalını inceleyelim, önlem alalım dedik.
Reddedilen her önergenin, sırtı dönülen her çözümün bedelini; bugün öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz canlarıyla ödedi!
Her okula güvenlik, her sınıfa huzur, her öğrenciye rehberlik hizmeti ulaştırılmalıdır.
Eski uzman çavuşlarımızın okul güvenliği personeli olarak açıktan atanması yapılmalıdır.
Kalıcı çözümler üretmek adına ivedilikle Meclis Araştırması Komisyonu çalışmalarına başlamalıdır.
#Kahramanmaraş #okulgüvenliği #EgitimdeŞiddeteHayır #çocukiçinpdr
Hadi oradan yalancı ismet ! Sizler 30 senedir Alparslan Türkeş’in başta fikirleri ve ailesi olmak üzere her türlü emanetine açıkça ihanet ve hakaret eden,buna rağmen utanmadan Onu istismara devam eden iki yüzlü munafiklarsınız! Ölüm yıldönümünde bile kabrine giden ailesine saldıracak hakaret edecek kadar gözü dönmüş istismarcı Türkeş düşmanlarısınız! Başta sen Alparslan Türkeş tarafından partiden kovulmuş ve uzaklaştırılmış birisin, eğer yalansa hodri meydan mahkemede babamızın seninle ilgili bize anlattıklarını şahit olarak beyana hazırız!! Türkeş’in kellesini istediği vatan haini apoyu meclise çağırıp teroristleri serbest bıraktırarak mı emanetine sahip çıkıyorsunuz yoksa bizlere her türlü mecrada küfredip saldırarak mı Türkeş’e saygı gösteriyorsunuz , yoksa Türkeşe ihanet ve hakaret etmiş kim varsa Mhp de milletvekili yaparak mı sahip çıkıyorsunuz ?! Siz kim emanete sahip çıkmak kim! Siz gidin kendi ananızla babanızı istismar edin ! Nasıl olsa Alparslan Türkeş size cevap veremiyor diye Türkeş‘i sahipsiz bellemeyin! Bizler onun haklarını sonuna kadar savunacağız ve sizin gibi Ona ihanet edenlerin istismarından koruyacağız! Madem bu kadar doğru bu kadar büyük adamlarsınız liderinizle beraber kendi adınıza bir parti kurun kendi babalarınızın resmini arkanıza asın kendi babanızı istismar edin, Abdullah Öcalan’ı da eş başkan yapın!
Mevzular Açık Mikrofon İYİ Parti ile devam ediyor. Konuğumuz İYİ Parti Genel Başkanı Sn. Müsavat Dervişoğlu. İlk kısa tanıtımla tekrar “merhaba” diyelim. Uzun tanıtımlar pek yakında. Bölümün tamamı ise haftaya BabalaTV ekranında. Tarihimizde en çok insanın fenalaşıp bayıldığı bölüm oldu. Nazar attık diyelim. Tekrar hoş bulduk 🙏🏻💪🏻#mevzularaçıkmikrofon #babalatv
🔺Tam on yıl önce (17 Şubat 2016), askerlerin kalpgâh dediği Merasim sokakta, pekaka terör örgütü askeri servis araçlarına bombalı saldırı düzenlemiş, 29 şehit verilmiş ve 75 kişi yaralanmıştı.
🔺işte o patlamada gözleri kör oldu Buse’nin.
Henüz 4 yaşındaydı.
🔺Buse’nin hayallerini, gözlerine çalan canibaşı aponun müdavimleri ve dahi koltuk düşkünü komisyoncular;
Buse’nin , annesinin ve babasının umutları ne olacak?