nedense hastalık ya da ölüm diye birşey hiç olmamalı, insanlar hep sağlıklı olmalı hastalandıysa hemencecik iyileşmeli, gibi bir saplantı var toplumda. Sağlık gibi garantisi olmayan ve mutlaka bir gün sona ercek olan geçici bir unsura bu kadar bağlanmak zaten ruh hastalığı.
Yoğun bakımcı olarak şunu diyebilirim: maalesef malprakris davaları hekimleri bu hale getirdi.
Eskiden ölümü beklenen hastaları evine gönderirdik. Yakınlarının yanında son nefesini verirdi.
Artık insanlar beyaz badanalı 4 duvar arasında can veriyor.
Eve göndermezsen hasta acı çekiyor ama gönderirsen de sistem diyor ki bu kişiyi eve gönderdin ve öldü. Göndermeseydin belki ölmeyecekti. O y��zden suçlusun.
Ama hastayı eve göndermemiş olsakta yine kaybedilecekti. Fakat sistem böyle görmüyor ve hekimi cezalandırıyor.
Fazladan hastanede kaldığı sürede devletin cebinden binlerce belki milyonlarca lira tedavi masrafı harcanıyor. Ve sonunda hasta yine kaybediliyor.
Günün sonunda kazanan ilaç ve medikal cihaz firmaları oluyor.
@darkwebhaber Çok acil artık TV lerde 80-90 lardaki gibi aile,mahalle,komşuluk ilişkilerini anlatan yalı vb zenginlik olmayan yurdum dizileri çekilmeli.Son senelerdeki şiddet içerikli ve saçma sapan zenginlikleri anlatan bizlerle alakası olmayan dizilerden gençler çok etkilenmektedir.
Ya daa yalnız ölmemek için stefan zweig gibi eşle beraber intihar edilebilir veya aynı kazada vefat edilebilir, ki beklenmedik ölüm. Yani yalnızlığı sinir bozucu yapan şey tek ölmek değil tek yaşamak
Jules Verne Ay’a Yolculuk kitabına göre; giderler için yapılan kampanyada Osmanlı Almanyanın 30 katı para topluyor 🥳🇹🇷 akşam akşam durduk yere milliyetçiliğim tetiklendi