Harvard Üniversitesi lisansüstü mezuniyet töreninde bir Müslüman öğrenci, Kur’an-ı Kerim’den Nur Suresi’ni okudu:
“Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan kandil gibidir.”
Bunu, ODTÜ’de, Boğaziçi’nde yapın bakalım!…
📌Geçmiş ile gelecek arasında köklü bağlar kuran aile kurumu, sağlıklı bir toplumun en önemli dayanağıdır.
Türk milleti olarak kaynağını aileden alan birlik, dayanışma ve değer anlayışımızın gelecek nice nesillere aktarılacağına inanıyor; 25-31 Mayıs #MilliAileHaftası’nı kutluyorum.
DAVET: Dinî Araştırmalar Veri Tabanı
“Dinî Araştırmaların Dijital Hafızası”
İlahiyat alanındaki yazma eser, kitap, tez, makale ve bildiri gibi akademik çalışmalara açık erişim bağlantıları sunan bir akademik bilgi ağı ve atıf dizini
https://t.co/KTgsR7jZyD
İzmir Ödemiş Kaymakçı çok programlı Lisesi Müdürü Ayhan Kökmen iki öğrencisi tarafından öldürülüyor.
Olayın araştırılması için Maarif Müfettişi Doğan Ceylan görevlendiriliyor.
Müfettiş, öyle bir rapor düzenliyor ki, tüm anne-babaların okuması ve kendilerine ders çıkarması gereken bir rapor.
DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ
Hayatın gerçekliklerinden habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil geliyor.
Şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını anlamıyorlar. Başkalarının çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar.
Yanıbaşımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen on binlerce insan onları hiç ilgilendirmiyor.
Tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor.
Hayatlarının odağındaki tek şey eğlenmek... Eğlenemedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar.
Kendileri için yapılan fedakarlıkların hiç farkında değiller... Kıymet bilmiyorlar ve vefasızlar…
Herkesi kendine hizmet etmek için yaratılmış görüyorlar.
İnsanlara verdikleri değer, onların isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleriyle orantılı.
Hayatlarında eğlenmeden başka bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar.
Geçmiş onları pek ilgilendirmiyor, atalarımıza karşı vefasızlar.
Dedelerinin canları, kanları pahasına vermediği vatan toprağını en iyi fiyatı verene satacak kadar maneviyattan yoksunlar.
Vatan, onlar için son model bir cep telefonundan daha değersiz...
Milletimizin geleceği açısından endişeleniyorum.
20 yıl sonra bu nesil, nasıl ana-baba olacak?
Kendine hayrı olmayan bu nesil nasıl çocuk yetiştirecek?
Evlerini nasıl idare edebilecek?
Ülkeyi nasıl yönetecek?
Vatanı nasıl savunup can verecek?
Bütün bunlar neden oluyor izah edeyim.
Altın kafeslerde çocuklar yetiştiriyoruz artık.
Uçmayı bilmeyen kuşlar gibi…
Çocuklar hayattan bihaber…
Açlık nedir bilmiyorlar, yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında, acıkmalarına fırsat bile vermiyoruz.
Öyle ki yemek yemeyi bile işkence görür hale geliyorlar.
Susuzluk nedir hiç bilmiyorlar.
Hiç susuz kalmamışlar…
Üç adımlık yolda bile susarlar diye yanımızda içecek taşıyoruz. Çocuk daha “susadım” demeden ağzına suyu dayıyoruz.
Çocuklar hiç üşümüyorlar.
Soğuk havalarda evden çıkarmıyoruz. Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz dışarı, hiç titremiyorlar.
Çocuklar hiç ıslanmıyorlar, evden arabaya kadar bile üç metrelik mesafede şemsiyesini başına tutuyoruz.
Saçına bir tek yağmur damlası düşürmüyoruz.
Bu yüzden çocuklar ıslanmak nedir bilmiyorlar.
Yorgunluk nedir bilmiyor çocuklar.
İki adımlık mesafelere bile arabayla götürüyoruz onları yorulmasınlar diye.
Birazcık parkta koşsalar, hasta olacak diye engel oluyoruz.
Onlar takatleri tükenecek kadar hiç yorulmuyorlar.
Yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz.
Bu yüzden varlığın kıymetini bilmiyorlar.
Onlar bir yanığın veya bıçak kesiğinin acısını bilmiyorlar.
Elleri yanmasın, kesilmesin sakın diye onlara ne bıçak tutturuyor ne ocak yaktırıyoruz.
Çocuklar hissetmiyor yaşamı,
Açlığı bilmediği için açlara acımıyor,
Üşümek nedir bilmedikleri için sokaktaki evsizleri umursamıyor.
Yokluk nedir bilmedikleri için ekmeğe gelen zam, onların dikkatini bile çekmiyor, haber kalabalığı olarak görüyor, gülüp geçiyorlar.
Sıcak odalarında yaşadıkları için evsizlik nedir, sürgün nedir anlamıyor, savaşları, kurşunlanan ölen insanları umursamıyorlar.
Acımıyorlar…
Kıymetini bilmiyorlar ekmeğin, elbisenin, barışın ve huzurun, ana babanın…
Müdahale edilmezse gelecek iyi şeyler getirmeyecek güzel ülkemize.
Bu sorunu Devlet derinden hissetmeli…
Bu sorunun çözümü için ciddi çalıştaylar düzenlenmeli... Öğretim programları ve ders materyalleri revize edilmeli…
Okulların duygu eğitimi konusunda rolleri artırılmalı…
Geç kalınmadan bu sorun mutlaka çözülmeli…
Bu sorun çözülmezse ülke çözülecek.
Doğan CEYLAN
Eğitim müfettişi
İlahiyat Fakültemizden gururlandıran bir başarı 👏
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Yükseköğretim Kurulu iş birliğinde Amasya’da düzenlenen Üniversiteler Arası Hafızlık Yarışması Bölge Finali’nde öğrencimiz Ensar Harputlu’nun gösterdiği üstün performansla Üniversitemiz bölge ikincisi olmuştur. 🏆
Geçtiğimiz yılın ardından bu yıl bir basamak daha yükselerek elde edilen bu anlamlı başarıda emeği bulunan Araştırma Görevlisi Faruk Şahin’e ve katkı sunan tüm akademik kadromuza teşekkür ediyorum.
Öğrencimizi yürekten tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. 🌟
Beni hatırlayan var mı diye soruyordu Dr. Hüsam, şehit evlatlarını hastane bahçesine gömüp Gazze’ye ağlayan bir çift göz, idam edilecekler arasında..
Çocuklara tok karnına içilecek ilaçlar yazamadı, aç öldüler diyerek aklını yitiren annelere dayanamadı .
Bayram hediyesi...
WoS ve Scopus Kapsamındaki Türkçe Makale Kabul Eden Hakemli Dergiler: Tüm Alanlar + Q Değerleri
Kaynak: WoS ve Scopus | Mart 2026
https://t.co/vsOPNtFPia
Bir dönemin yürek sızısı...
Başörtüsü nedeniyle eğitim hakkı elinden alınan, kapılardan çevrilen, susturulmaya çalışılan binlerce genç kızdan biri...
Bin yıl sürecek dediler, fakat milletin iradesini hesaba katmadılar.
Allah, milletimize bir daha o günleri yaşatmasın...