efendiler ya da efendi mukallidi devşirmelerin dayanamadıkları şey, "herhangi" bir Kürdün (de) onlara "vergi" alanda söz söylemesi, kalem oynatmasıdır. çıldırıyorlar. bu şürekâya kalırsa kendilerine vergi alana destursuz dalıp ürettiğimiz her bilgide kullandığımız bütün referansları yanlış biliyoruz. yanlış öğrenmişiz. o öyle değilmiş. en nazik olanı bu tutumda. walla seninki benden kara sayın en sayın.
sanki her şeyi doğru anladınız da biz geride kaldık. her biri altın değerindeki sözcüklerinizin rüzgârıyla göğe eriştiniz de biz yerde kaldık. hangi dilde hangi kaynağı okusak çeviriyi saptırdığınızı, metni anlamadığınızı, öyle varsaydığınızı, eksik algıladığınızı görüyoruz. hele bizimle ilgili bir şey varsa, külliyen yalana batırıp çeviriyorsunuz. her "özgün" lafınız kof bir kibirle dolu. "efendi" refleksi göstermekle zihniniz kire batıyor zaten. dolayısıyla gerçeklikle ilgili kurduğunuz her cümle yalanla malul olmak durumundadır. en basit sebep-sonuç ilişkisini bile kuramazsınız. en basiti şöyle: zulüm olan yerde direniş olur. kafanız almaz. efendi katından inmediğiniz sürece sevabınız günahınıza yetmez.
nazik sinirlerinizin miskin miskin uyukladığı günler geride kaldı. dilediğiniz kadar celallenin, sizi takan yok. gördüğümüz kurtuluş rüyasını gerçeğe çevirirken epistemik iktidarınızı da yıkıyoruz. tarihteki hiçbir kurtuluş, sizin pespaye efendiliğinizden kurtulmak kadar anlamlı ve değerli olmayacak.
pis kokulu efendi jestleriniz yeni değil, ama bugünlerde daha bir coştunuz. özgürlük değil, "eşitlik" ihtimali bile gagalarınızın ayarını bozdu. biz mazlumların özgürlük arayışı ise evvelden de öncedir ve ezelde bile sürecektir. kazanamayabiliriz, ama yenilmeyeceğiz de.
ÖZEL HABER | Sırrı Süreyya’nın ilk kez yayımlanan konuşması: “Hedefe iki adım kala ölüyorum. Yarının barışının güzelliğini tadacaklara ne mutlu”
Sırrı Süreyya Önder, memleketi Adıyaman'dan 1915 sonrasında gittiği Fransa'da Naziler tarafından kurşuna dizilen hemşehrisi Manuşyan'ın son mektubunu 2010'daki anma programında okumuştu:
🎙“Birkaç saat içinde artık bu dünyada olmayacağım. Zafere ve hedefe iki adım kala ölüyorum. Bizden sonra yaşayacaklara ve yarının özgürlüğünün ve barışının güzelliğini tadacaklara ne mutlu. Bana kötülük eden veya kötülük etmek istemiş olan herkesi affediyorum.”
📹Zakarya Mildanoğlu ve Jale Mildanoğlu arşivinden.
https://t.co/78bSGbJar6
"Yeni Dönem ve Görevlerimiz"
Birlik Newrozu'nun ruhuyla kaleme aldığım bu yazıyı iki haftalık düzeltiler ve önerilerle son haline getirerek dikkatinize sunuyorum. Kendi gündem ve ajandamız dünyanın her yerinde ortaklaştı.
Bu yazıyı, neredeyse tümüyle kişisel olduğu için köşe yazarlığı yaptığım Nûpel'de değil, kendi blogumda yayınladım. Elbette Nûpel başta olmak üzere gazete ve sayfaların ve sizlerin paylaşması ve metni zenginleştirmesini temenni ediyorum.
https://t.co/FApM4cStuB
Şu andan itibaren milletvekilliği, belediye eş-başkanlığı, encümenlik, muhtarlık ve hatta azalık gibi herhangi bir konumda kalmaya devam eden her Kürt, bu devletin kayyımlarıyla eşdeğerdir. Şu andan itibaren sandığa gidip oy kullanacak her Kürt de bu kanunsuzluğa ortaktır. Ya gidip gasp edilen Hakkari Belediyesi'ni geri alacaksınız ya da TBMM'deki vekiller, belediyeler ve muhtarlıklardaki seçilmişler kim var kim yok evine dönecek, "sine-i millet"e dönecek. Yerin altındaki ölümüze bile huzur vermeyen bu zulüm düzeni içinde muhalefet etmek bile onu meşru kılar. Onurlu Kürtlerin muhtar azası olma ve muhtar azası seçme hakkı bile gasp ediliyorken sine-i millete dönmek, halkımızın bu düzen içinde seçme ve seçilme hakkının olmadığını bütün dünyaya gösterir ve uluslararası yasa ve teamüller doğrultusunda Kürt halkına, nicedir telaffuz dahi edilmeyen self-determinasyon (kendi kaderini tayin) hakkı doğar. "Seçim"le oturulan makamlardan ayaklar altına alınarak bu zulüm rejiminin hapishanelerine tıkılmaktansa evinde oturup onun "demokratik mizansen"ini "kaçak çay" içerek seyretmek daha doğru ve devrimci bir tavırdır.
#Hakkari
#Kayyım
#Darbe
#Colemêrg
#Zulüm
#Welat
“Ben yalnızken daha iyi bir insan olduğumu söylüyorum. Yalnızken bir ağacın daha iyi bir ağaç olması gibi.
Benim nazarımda insan da yalnızken daha insandır.”
| Abbas Kiarostami
For Turkish speakers: this is the most important piece you want to read on Turkey matters, the elections, what the future holds for democracy in Turkey. Thank you @irfanaktans for interviewing Hamit Bozarslan.
https://t.co/4ESjrcgVgl
Dün öğlen Facebook ve Instagram hesaplarımda paylaştığım düşüncelerimdir.
Rilke diyor ki:
"Yok bir sevgilim, bir dört duvar
Ne de bir iklim, gönlümce
Bütün kendimi adadıklarım ömrümce
Ansızın zenginleşip beni harcamaktalar!"
Çev. Ahmet Cemal
This beautiful, kindly, gifted human being is being kept in a Turkish prison. Her Crime? Song. She sings the folk songs of her Kurdish people. Please Help and RT. #FreeNudemDurak
This is a state policy of racism, nothing less. It disgusts me regularly how many “Turkey experts” ignore this. These people are simply signing in Kurdish. This is nothing to do with the conflict.