I found a rare song in the Salar language, apparently it should be intelligible to Turkmens and Anatolian Turks
Still odd to me that there are East Asian Oghuz Turks on Tibetan Plateau
Şimdiye kadar hiç anlatmadığım bir detay var...
Ahmet’i yoğun bakımda gördüğümde gözlerim doğrudan alnındaki morluğa takıldı. O morluğun neden olduğunu biliyordum. İşte o an,nefes alamadım, konuşamadım, sadece baktım... Evladımın yüzüne, bana bir daha gülümseyemeyecek olan yüzüne.
Sonra kulağında küçük bir yara gördüm. Doktora sordum: “Bu nedir?” Dediler ki, “Başı uzun süre sol tarafa yatık kaldığı için oluşmuş, annesi.”
O küçücük yarayı duyduğumda bile içim kan ağladı. Günlerce kulağındaki o izi düşündüm. Ama kimse bana alnındaki morluğu unutturamazdı. Çünkü o morluk, evladımın çektiği acının sessiz tanığıydı.
Şimdi size soruyorum; ben kulağındaki küçücük yara için kahrolurken, alnındaki o morluğu görünce neler hissetmiş olabilirim? Bir anne yüreği bunu nasıl taşıyabilir? O gün Ahmet’in alnındaki morluk sadece onun bedeninde değildi; benim ömrüme vurulmuş bir mühürdü. O an kalbim kırılmadı, paramparça oldu. Ve o parçalar hâlâ yerinden toplanamadı.
İsmini dile getirmek istemiyorum, son bayramın olur inşallah.
Bu herifler, insanlara yardım edebilmek için herkes canıyla başıyla uğraşırken internetimizi kestiler. Ellerindeki su şişelerini gösterip “yardıma ihtiyaç yok” deyip tırları döndürdüler. Adıyaman’ı mezarlık bellediler. Kendilerinden bağımsız yardım tırlarına afiş astılar. Çadır sattılar. Depremzedelerden mikrofonları kaçırdılar. Depremzedeleri azarlayıp insanların suratlarına güldüler. Olayın en sıcak anında bile askeri sahaya indirmekten çekindiler. Değil çocuklarımıza, cenazelerimize bile sahip çıkamadılar. İnsanlar, evlatlarının mezarı var diye sevindiler. Bu namussuzlar bize dükkan dükkan kefen arattılar. Şubatı sadece yıldönümünde hatırlayanların aynı acıları yaşamaları dileğiyle. Bizim bizden başka hiç kimsemizin olmadığını umarım tekrar öğrenmeyiz. Milletimiz umarım bir daha böyle bir acı yaşamaz. Başımız tekrar sağ olsun.
Evliya Çelebi bunu Seyahatname'de yazdı:
"Vallahi yılda bir defa böyle karakoncolos gecesi olur, Çerkez oburları (cadıları) ile Abaza oburları göklere uçup ceng-i azim eder, vuruşurlar"
4 kez uzaklaştırma kararı aldırmış, yetmemiş şikayet etmiş yetmemiş korunma talep etmiş ancak sonuç değişmemiş. Kadın cinayetleri politiktir. Bu olayda suçlu 100% devlettir. Resmen şahsın ceza alması için kadını öldürmesini beklemişler. Kadın 2019'dan beri şikayetçiymiş.