🗳️ Sayın Aziz Yıldırım, Olağanüstü Seçimli Genel Kurul Toplantımızda aldığı 17.245 oyla Kulübümüzün Başkanı seçilmiştir.
🟡 Aziz Yıldırım: 17.245
⚪️ Hakan Safi: 9.927
Çok ilginç… Uzakdoğu’da çok ilkel koşullarda üretilen futbol topları. Ben de üzerine makaleler yazmıştım futbol topunun evrimi üzerine. Bunu görünce pes dedim!
Zoru başardık! El birliğiyle düştük. Sakaryaspor, geçmişte verilmiş yanlış kararların bugün ağır bedelini ödüyor. Cumhur Genç dönemindeki o eksik destek, bugün bizi bu karanlık hikâyeye hapsetti adeta. Şimdi düştüğümüz yerden kalkmak, düşmekten çok daha fazlasını isteyecek.
@anadoluajansi Maybe you missed it: this isn't a penguin. We’ll never forget how Western media turned a blind eye to the slaughter of Gaza’s children. Your silence is a choice, and we see right through it. @BBCWorld@cnni@SkyNews
Sakaryaspor markasını yönetemeyen ve yıllarca yeşil-siyah futbol takımını alt liglerde hasbelkader yarıştırabilen koca bir şehir de bir alt lige düşüyor artık. Hataları tek tek yazmanın manası yok. Kötü olansa geleceğe dair kimsenin bir Sakaryaspor umudunun kalmamış olması.
Şu an şehirde yeşil-siyah renklere gönül vermiş oldukça üzgün yüzbinlerce insan var. Bir Sakaryalı ve Sakaryaspor sevdalısı taraftar olarak yeni yönetime bir tavsiye vermem gerekirse, lütfen "Bu sene şampiyon yapacağız." iddisaıyla gelmeyin. Biz bu filmi izledik çünkü.
Bugün Valilik Konutunda ayrı bir heyecan vardı.
Ramazan’ın o manevi ikliminde, insanlığın en saf, en berrak haliyle; Çilem, Pınar ve Ramazan kardeşlerimiz ile Nevin Tanyeli teyzemiz ve eşi Turan Tanyeli amcamızla bir araya geldik.
Bazen kelimeler, yaşanmışlıkların yanında kifayetsiz kalır.
Karşımızda oturan gencecik bir yüreğin, Çilem’in, 28 yıllık ömrüne sığdırdığı o büyük fedakârlığa şahitlik etmek, hepimiz için bir ibret vesikası.
Bir yanda kendi hayatından vazgeçip özel gereksinimli ablası ve ağabeyine hem kardeş, hem anne, hem baba olan Çilem; diğer yanda tertemiz dünyalarıyla evimize neşe katan Pınar ve Ramazan...
Onlar bize aslında "Aile" olmanın, kan bağından öte bir "Can bağı" olduğunu hatırlattılar.
Annelerini küçük yaşta, babalarını ise üç yıl önce ebediyete uğurlayan bu evlatlarımız, yetim ve öksüz kalmanın boyun bükmek değil; birbirine tutunarak dimdik durmak olduğunu hepimize gösterdiler.
Çilem’in omuzlarındaki yük artık sadece onun değil, bizim de yükümüz.
Onlar bizim gönlümüzün en nadide misafirleri oldular.
Onlar bize sevmenin ne demek olduğunu gösterdiler.
Ama artık yüzleri gülüyor. İnşallah bundan sonra da hep gülecek. İyi ki geldiniz, iyi ki bu şehre merhameti ve sabrı hatırlattınız.
Var olun.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın:
“Devletin kapısı milletin gönlüne açılmalı.”
sözünü şiar edinerek bu şehirdeki bütün vatandaşlarımızın gönlüne girmek en büyük düsturumuz olacaktır.
Devletimizin her imkânıyla hemşehrilerimizin yanındayız.
#Erzincan
#Ramazan
Bir Güzel Aile…
Ramazanın 3. günü insanlığın kalbine misafir olduk…
Orada merhamet vardı.
Orada fedakârlık vardı.
Orada insanlığın en saf hâli vardı.
Çilem… 28 yaşında.
Ablası Pınar 41.
Abisi Ramazan 39.
İkisi de özel gereksinimli insanlar.
Annelerini çocuk yaşta kaybetmişler.
Babalarını ise üç yıl önce toprağa vermişler, dün gibi…
Hayat, bazı insanlara erken büyümeyi öğretir.
Çilem de öyle büyümüş.
İşletme mezunu…
Belki kendi hayatını kuracak, kendi yoluna gidecekti.
Ama o sevgi ve merhamet yolunu seçmiş.
Anne ve babasından gördüğü sevgiyi yarım bırakmamış.
Ablası ve abisi özel ilgiye muhtaç diye çalışmayı bırakmış.
Hayatını onlara adamış.
Hikâyeyi dinlerken bir an…
O odada nefesler tutuldu.
Boğazlarımız düğümlendi.
Sözler anlamını yitirdi.
“Seninle gurur duyuyoruz” dediğimizde,
Gözlerini indirdi ve öyle bir cümle kurdu ki…
“İnsanlar beni takdir ediyor ama bu benim için sevdiğim bir sorumluluk.”
İşte o an anladık…
Bazı insanlar fedakârlık yaptığını bile düşünmez.
Çünkü onların mayasında sevgi vardır.
Bir cümle daha söyledi…
Bir aileyi, bir terbiyeyi, bir mirası özetleyen cümle:
“Biz sevgi dolu bir aileydik. Annemden babamdan ne gördüysem onu yapıyorum.”
İnsan, gördüğünü yaşar.
Gördüğünü taşır.
Gördüğünü çoğaltır.
Abi ve ablasının sağlık problemleri var.
Ama yüzünde şikâyet yok.
Yorgunluk var belki…
Ama isyan yok.
Biz de bu mübarek ayın bereketine sığınıp bir müjde verdik.
İnşallah 15 gün içinde bu sevgi dolu aileyi yeni evlerine taşıyacağız.
Çünkü bazı evler dua ile ayakta durur.
Bazı insanlar alkışla değil, Allah’ın rızasıyla büyür.
Bugün şunu bir kez daha gördük:
Merhamet bir eğitim meselesidir ama özü Allah vergisidir.
Sevgi, insanın içine yerleştirilmiş ilahi bir emanettir.
Çilem…
Allah senden razı olsun.
Sen bu toplumun harcısın.
Mayasısın.
Sarsılmaz bağısın.
İnsanlık hâlâ ayaktaysa,
Bu senin gibi görünmeyen kahramanlar sayesinde.
Bugün Ramazan’ın üçüncü günüydü.
Ama biz bugün,
Dağ gibi bir merhametin karşısında saygıyla eğildik…
Kış Olimpiyatları'nda İsrailli takım yarışırken spiker yarışı anlatmak yerine, İsrail'in işlediği suçları sıraladı.
Yarış esnasında, yarış ile ilgili tek kelime etmeyen spikerin tavrı viral oldu. İsrailli sporcular ise yarışmayı sonuncu bitirdi.
Ara sıra bunu yazmak gerektiğini düşünürüm. Akademik ünvanlar, bilimsel kurumlarca belirlenmiş prosedürler, sınavlar ve aşamalar sonunda elde edilir. Dolayısıyla bilimsel ortamlar dışında kullanılmaması uygun olur. Aksi takdirde üniversiter değerlerle bağdaşmayan bir hiyerarşi anlayışının kaynağı haline gelir. Avrupa ya da ABD’de katıldığım hiçbir uluslararası kongrede ünvanların belgelerde, programlarda, afişlerde vb kullanıldığını görmedim. Ünvanların üniversitedeki odalarımızın kapılarına yazılması dahi gereksiz ve abartılı gelir bana. Okuduğum tüm üniversitelerde böyleydi. Diğer yandan, komşunuz için sizin doktor ya da profesör olmanızın nasıl hiç bir önemi yoksa, akademik ünvanınız X, Instagram vb sosyal medya mecralarındaki insanları da ilgilendirmez. Buralardaki kullanıcı adı bölümünde ünvan yazılmasını yadırgıyorum; akademisyen yazmak gayet yeterlidir.
Filistin etkinliğinde konuşan Guardiola: "İyi akşamlar, Selamünaleyküm.
Bir çocuğun, enkaz yığınları arasında kendini kaydederek 'Annem nerede?' diye yalvardığını gördüm ve o çocuk hala annesine ne olduğunu bilmiyor.
Ben hep çocukların neler düşündüğünü düşünüyorum. Sanırım onları yalnız bıraktık, terk ettik.
Hep şöyle dediklerini hayal ediyorum: 'Neredesiniz? Gelin, bize yardım edin.'
Ve şu ana kadar, şimdi bile bunu yapmadık."