Gaziantep FK - Rizespor
(Zemin Kötüydü, Karşılama Planı Daha Kötüydü)
Radoi maçtan sonra zeminin kötülüğünden bahsetti. Zemin gerçekten kötüydü, bunu yok saymanın anlamı yok. Ama mesele yalnızca zemin miydi? Karşılama planı ne kadar doğruydu, oyuncu grubunun kalitesi ne kadar yeterliydi ve rakibin açıkça hedef aldığı bölgelere ne kadar cevap verebildin? Asıl bu soruları cevaplamak gerekiyor.
Rizespor oyunu kurarken Aris’i stoperleştirip ilk hattı 3’ledi. Gaziantep FK ise rakibi 5-2-3 şeklinde karşıladı; öndeki üçlüde merkezde Fuat, sağ içte Kozlowski, sol içte Hansen vardı. Arkadaki merkez eşleşmelerinde Maxim-Taylan, Gidado-Olawoyin eşleşmesi oluşurken Rizespor’da Laci boşta kalıyordu.
Gaziantep FK’nın burada iki aşamalı bir çözüm üretmesi gerekiyordu. Laci top alacak bölgeye geldiğinde sol stoper Meleke’nin öne çıkıp onu karşılaması, Hansen’in ise Laci’ye giden pas kanalını kapatarak bu çıkışı güvence altına alması gerekiyordu. Bunlar yapılmadığı anda problem büyüyecekti; nitekim büyüdü.
Recep Uçar’ın burada rakibin zayıf halkasını çok doğru tespit ettiğini düşünüyorum. Rizespor oyunu ısrarla kendi sağından, Gaziantep FK’nın solundan kurdu. Çünkü karşısında Hansen-Stefan-Meleke üçlüsü vardı ve bu hattın hem ilk baskı kalitesinde hem de kararlarında zaaf bulunduğunu görmüşlerdi. Rakip seni nereden zorlayacağını biliyor, sen ise o hedefe karşı maç içerisinde yeterli bir çözüm üretemiyorsun.
Top Mocsi’ye geldiğinde Mithat’ın çok yükselmeden ikinci bölgede çizgiye bastığını, Ahmet’in de aynı hatta genişlik verdiğini gördük. Laci ise iç koridorda bağlantıya hazır bekliyordu. Gaziantep FK açısından burada ilk sorun Hansen’in karşılama kalitesiydi. Ne Laci’yi ne Mithat’ı tam olarak kontrol edebildi; ikisini birden kapatamadığı anlarda Meleke’nin de Laci’ye çıkıp çıkmama kararsızlığı eklenince Rizespor o tarafta sürekli karar problemi üretti.
Mocsi topu Mithat’a taşıdığında Stefan’ın karar vermesi zorlaşıyordu. Ahmet’i bırakıp Mithat’a çıktığı sekanslarda Mithat hemen Ahmet’i buluyor; Mithat’ı karşılamayı geciktirdiği anlarda ise Rizespor çizgide rahatlıkla ilerleyebiliyordu. Meleke’nin Laci’ye çıkmak için alanını terk ettiği pozisyonlarda bu kez Ahmet’in kutuya yaptığı derin koşular devreye giriyordu. Mithat kimi zaman bu koşuyu doğrudan pasla besledi, kimi zaman da Stefan’ın Ahmet’i takip etmek için boşalttığı alanı topu taşıyarak kullandı.
Yani Rizespor yalnızca bir kanadı kullanmadı; aynı koridor içerisinde üç farklı tehdidi üst üste bindirdi. Çizgide Mithat, onun arkasında ya da aynı hatta Ahmet, iç koridorda Laci. Gaziantep FK ise kimin kime çıkacağını, kimin pas kanalını kapatacağını ve kimin derin koşuyu devralacağını netleştiremedi. Rakibin özellikle senin yeni transferlerinin oynadığı bölgeyi hedef alıyor ve oradan sürekli ilerliyorsa, bunun cevabı yalnızca “zemin kötüydü” olamaz.
Maxim-Taylan eşleşmesine de ayrıca bakmak lazım. Bu eşleşme gerçekten bu kadar vazgeçilmez miydi? Taylan hareketliliği sınırlı bir oyuncu. Fuat’ın Taylan’a giden pas kanalını kapatması daha basit ve daha az riskli bir çözüm olabilirdi. Ama Maxim-Taylan eşleşmesinde ısrar ederken sol taraftaki Hansen-Stefan-Meleke üçlüsünün zaaflarını da aynı anda taşıyınca, kendi sahanda rakibin sana oyun yönünü dikte etmesine izin veriyorsun.
Burada asıl problem şu: Rakip senin zayıf tarafını tanıyor, oyunu oraya yıkıyor ve sen buna rağmen eşleşme yapını değiştirmiyorsun. Sonra maç bittiğinde zemini konuşmak kolay oluyor. Zemin kötü, tamam. Peki sen ne kadar iyisin?
Rizespor’un golü de aslında iki takım arasındaki hücum cesareti farkını çok net anlatıyor. Ceza sahasında 5’e 4 Rizespor üstünlüğü var. İki kenar oyuncusu, iki 8 ve santrfor olmak üzere beş oyuncuyla kutuya giriyorlar. Üstelik bunu deplasmanda yapıyorlar. Gaziantep FK ise kendi sahasında hücum ederken ceza sahasında iki oyuncu görünce ortayı kesmeye başlıyor.
Gençlerbirliği - Erzurumspor Maç Sonu
(Bir Eşleşme Değişti, Maç Değişti)
Maçın ilk yarısını tek parça üzerinden değerlendirmek doğru olmaz. İlk 14 dakika ile 14. dakikadan devre arasına kadar oynanan bölüm arasında Erzurumspor adına ciddi bir oyun farkı vardı.
Erzurumspor ilk iki haftanın ardından bu maça 5’li savunmayla başladı. Hakan Kutlu döneminde 5’li oynama kültürü kazanmış, bu yapının saha içindeki alışkanlıklarını uzun süre taşımış bir takım için 5’liye dönüş şaşırtıcı değildi. Asıl analiz edilmesi gereken, o dönemden kalan oyun hafızasının Serkan Hoca’nın bugünkü Erzurumspor’unda ne kadar karşılığının olduğu.
Çünkü ilk 14 dakika hiç iyi sinyaller vermedi. Maçı izleyen herkesin aklından “Erzurumspor için çok sıkıntılı bir gece olabilir” düşüncesinin geçtiğini tahmin ediyorum. Rakiple birebir kalınan eşleşmelerde fazlasıyla geçişken, topa sahip olduğunda Baiye-Owusu gibi birbirine yakın iki profille oyun kurmakta zorlanan ve en önemlisi rakibi karşılama planında ciddi problemler yaşayan bir Erzurumspor vardı.
5-2-1-2 karşılamasında Mustafa, Gençlerbirliği’nin stoperleşen beki Abdurrahim’i kontrol ederken Eren’e iki farklı sorumluluk yüklenmişti: Diabate’ye giden pas kanalını kapatmak ve aynı anda Zuzek’in oyuna girişini sınırlamak. Rodriguez ise Diabate ile birebir eşleşiyordu. Kâğıt üzerinde belirli bir mantığı olan bu planın sahadaki en büyük açığı, Goutas-Pereira ikilisinin inanılmaz derecede serbest kalmasıydı.
Eren’in bütün dikkatini Diabate’ye vermesi, Giorbelidze’nin de öne çıkıp Pereira ile eşleşmemesi Gençlerbirliği’ne sağ tarafta çok rahat bir oyun kurulum alanı bıraktı. Üstelik mesele yalnızca ilk pasın rahat çıkması değildi. Sağ iç cepte oluşan Oğulcan-Baiye eşleşmesinde Baiye’nin rakibine anlamsız derecede uzak kalması, Gençlerbirliği’nin o tarafta kurduğu Pereira-Oğulcan-Traore üçgenlerini sürekli işler hâle getirdi. Bir tarafta bu üçgenler üzerinden ilerleyen bir oyun, diğer tarafta ise Gouveia’nın birebir zorlamaları vardı.
Yani Gençlerbirliği ilk 14 dakikada yalnızca daha iyi oynayan taraf değildi; Erzurumspor’un karşılama planındaki boşlukları tekrar tekrar aynı bölgeler üzerinden buluyordu. Bu kadar problemli geçen bölümün 0-0 tamamlanması Erzurumspor adına maçın ilk kazancıydı.
14.dakikadan sonra ise küçük görünen bir yerleşim değişikliğinin oyunun dengesini ne kadar değiştirebildiğini gördük. Erzurumspor karşılama planını revize etti; Giorbelidze daha yükseğe çıkıp Pereira ile eşleşmeye, Mujakic ise rakip kenara doğru kaymaya başladı. Diğer tarafta Abdurrahim bekleştiğinde aynı tarifi Orhan-Amar ikilisi uyguladı.
İlk bölümde Gençlerbirliği’ne bırakılan serbest oyuncular ortadan kalkınca oyun bir anda dengelendi. Erzurumspor’un ilk 14 dakikadaki problemi 5’li oynaması değil, 5’linin önünde kimin kimi ve hangi mesafede karşılayacağının doğru ayarlanmamasıydı. Eşleşmeler düzeltildiğinde aynı yapı içerisinde çok daha kabul edilebilir bir takım ortaya çıktı.
Burada benim için küçük değil, oldukça önemli başka bir ayrıntı daha var: Eren’in neden sol santrfor başladığını anlamakta zorlanıyorum.
Gençlerbirliği zaten Abdurrahim’i stoperleştiriyor ve oyunu sol çizgi üzerinden kurmaya çalışmıyor. Eren sağ santrfor, Mustafa sol santrfor başlasa Erzurumspor’un rakibi karşılama kalitesi daha başlangıçta yukarı çıkabilirdi. Üstelik bu değişiklik yalnızca topsuz oyunu değil, hücumu da oyuncuların doğal alışkanlıklarına daha uygun hâle getirecekti.
Geçen sezon Eren’in kendisini sağ tarafa atıp bağlantıya geldiği, Benhur’a tekte bıraktığı paslarla onu defalarca pozisyona soktuğu sekansları çok gördük. Bu maçta da Erzurumspor’un ürettiği hemen hemen bütün ciddi hücumlarda Eren’in sağ yarım alana yaklaşarak bağlantı kalitesini kullanmasının izi vardı. Mustafa’nın ise geçen sezon sol taraftan yaptığı savunma arkası koşularla daha büyük bir derinlik tehdidi oluşturduğunu biliyoruz.
+
Pendikspor - Bandırmaspor Maç Sonu
(Türk Futbolu Yeni Bir Teknik Adam Kazandı: Umut Eskiköy)
Ertuğrul Hoca’nın maçtan sonra, 3 haftanın sonunda ilk kez sahada istediklerini tam anlamıyla yapamadıkları bir karşılaşma oynadıklarını söyleyeceğini düşünüyorum. Çünkü özellikle ilk 45 dakikada Pendikspor, sezonun şu ana kadarki en güçlü takım performanslarından birini ortaya koydu.
İki haftadır maçların ilk yarılarını çok iyi oynayan, ikinci yarılarda ise fiziksel olarak düşüş yaşayan bir Pendikspor seyrediyoruz. İlk yarıda ortaya koydukları oyun gücünü 70. dakikalara kadar taşıyabilecek fiziksel seviyeye geldiklerinde, bu ligde her takıma ciddi sıkıntı yaratmaya devam ederler.
Pendikspor’un ilk yarıdaki üstünlüğünün temelinde merkezde kurduğu yapı vardı. Kanat oyuncusunu merkezleştirip sol bekini iç koridora sokarak merkezi 5’leyen Pendikspor, burada oluşturduğu sayısal üstünlüğe Bandırmaspor karşılık veremedi.
Daha maçın başında bunun tekrarlarını gördük: 01:19’da Hakan, 02:07’de Yekta, 02:50’de ise Bekir merkezde boş şekilde topla buluştu. Maçın henüz ilk 3 dakikası dolmadan Pendikspor planını üç kez işletmiş, Bandırmaspor ise aynı probleme üç kez cevap verememişti.
02:50’deki sekansın net pozisyona dönüşmesi de tesadüf değildi. Dakikalar 03:50’yi gösterirken Ertuğrul Hoca’nın yardımcısıyla konuştuğunu gördük. Hocanın da maçın başlangıcında Pendikspor’un merkezde bu kadar rahat üstünlük kurmasına fazlasıyla şaşırdığını düşünüyorum.
Pendikspor adına neredeyse kusursuz ilerleyen maçta Abifade’nin yaptığı basit pas hatasına Soldo’nun ağırlığı da eklenince skor 0-1’e geldi. Soldo sezon başından bu yana aksamaya devam ediyor.
Bugün 7,7 rating alan Abifade ise bana göre Pendikspor’un en kötü isimlerinden biriydi. Yenilen goldeki basit hatalarının benzerlerini maç içerisinde tekrar ederken, kutu içerisinde finali yapabileceği pozisyonlarda da ciddi bir oyun zekâsı eksikliği gösterdi. Sonra köşe vuruşu karambolünden golünü attı ve maçı 7,7 rating ile tamamladı. Yersek…
O köşe vuruşundan hemen önce Pendikspor’un ürettiği pozisyon ise maçın hücum organizasyonunu anlatan en güzel örneklerden biriydi. Sağ kenarda Kerem topla buluştuğu anda sol bek Furkan’ın iç koridordan kutuya yaptığı sızma koşusunu görüyoruz. Furkan bunu maç boyunca hocanın isteğiyle defalarca yaptı.
Bu pozisyonda Furkan’ın koşusu rakip markajı beraberinde sürüklerken, 8,5 rolündeki Yekta ikinci dalga koşusuyla ceza sahasına girip tamamen boş kaldı. Akın pozisyonu kurtarıp topu kornere çıkardı ancak sonuçtan bağımsız olarak Pendikspor’un oyuncu hareketliliği ve alan paylaşımı açısından ortaya koyduğu iş çok değerliydi.
İptal edilen ikinci golde de Abifade biraz daha akıllı hareket etse ofsayta düşmeyeceği bir pozisyon vardı. Fakat benim için sekansın asıl değeri başka: İki kanat oyuncun, santrforun ve 8 numaranla dört oyuncu ceza sahasının içerisindesin.
Pendikspor yalnızca topa sahip olan değil, sahip olduğu topu kalabalık kutu girişlerine dönüştürebilen bir takım görüntüsü veriyor. Hücumun devamında kutuya kaç oyuncuyla girebildiğin, kurduğun oyunun üretkenliğini belirleyen önemli detaylardan biri.
Pendikspor’un topsuz oyundaki planı da ilk yarının önemli hikâyelerinden biriydi. Rakip oyun kurulumunda 9-10 baskısını görüyoruz. Thuram sol stopere, Yekta sağ stopere çıkıyor. Bandırmaspor’un merkezde oluşan +1 üstünlüğüne karşı çözüm ise ters taraftaki kanat oyuncusunun merkeze daralmasıydı.
Bandırmaspor oyunu hangi taraftan kuruyorsa diğer taraftaki kanat merkeze girip buradaki oyuncuyla eşleşiyor ve merkezdeki sayısal dezavantajı gidermeye çalışıyordu. Pendikspor bunu ilk yarıda kusursuza yakın uyguladı.
Pendikspor’un ilk 45 dakikada oynadığı oyun, sezonun şu ana kadar izlediğimiz en güçlü 4-5 takım performansından biri arasına mutlaka girer.+
Taktik Paneli uygulamamız sadece dijital bir taktik tahtası değil aynı zamanda hızlıca statik sekans analizleri için de kullanabileceğiniz etkili bir uygulamadır.
https://t.co/PCNZ0Re63Q
Ben olsam; 4141 Orta blok savunması ile başlarım. Vedat ile ön libero Morton'u önden marke ederim. Temel amaç ilk topu ön liberoya çıkarttırmamak.
Stoperleri demarke bırakıp topla oynamaya zorlarım. Stoperlerin topla çıkışlarını iç oyuncularım Kante-İsmail ile karşılar kaymaları buna göre yaparım. Örneği Kluivert topla çıktığında, İsmail yüksek şiddetle onu karşılarken, Kante hemen Guendouzi'ye yaklaşıp merkezde doğru kaymayı yapmalı.
Beklere mutlaka mesafe verilmeli. Nene ile Greenwood merkeze yaklaşıp beklere pas açısını kapatmamalı. Beklere top çıktığında ise şiddetli pres yaparak topu hızlı geri kazanabiliriz.
Merkezde 4v3 üstünlük alıyoruz, ama kaymalar kritik, Matteo'ya devamlı destek ve koridordan çıkan stopere devamlı karşılama şart.
TaktikLab Pro uygulamamızda, araç kutusunda fazla menü seçeneklerini kaldırdık, artık seçtiğiniz her aracın özelliğini çizgi stilleri menüsünü kullanarak araçların stillerini belirleyebilirsiniz.
Sabit ve vurgulu seçim seçeneğini kullanabilirsiniz. Alt satır menüde ise ekran görüntüsü alma , çizimleriniz hakkında pdf rapor oluşturma , ekran kaydı alma veya video indirme (şimdilik web sayfası olarak iniyor) yer imleci, sekansları silme ve sürelerini düzenleme bölümü bulunuyor.
Fenerbahçe geçen sezon tam sahada 1e1 pres yaparken; Archie'yi rakip sağ beke yollayıp,Jayden ile rakip sağ açığı 1e1 eşleştiriyordu. Jayden'in atletizmi bu eşleşmeyi mümkün kılıyordu ki;Ake'den bunu talep etmek kolay olmayacak.Jayden sonrası atlet bir stoper eklemesi bekliyorum
@Arda22692508 Teşekkür ederiz. Tanıtım videosu düzenlemedik henüz sitede çok uygulama ve çok detay olduğu için bu bizi de zorluyor maalesef. Bu yüzden kullanımı basit arayüzler tasarlamaya gayret ettik.
Problemli bir pres şablonu. Merkezde devamlı 2v1 kalıyorsun. Guendouzi 50 metrede oynamak zorunda kalıyor, Takım boyu uzuyor, stoperleri orta sahaya çıkarmıyoruz, hocam gözünü seveyim yapma etme çöz şu işi
Hocamızın oluşturduğu Fastudio Lab, taktik analizden rakip analizine, scouting’den maç değerlendirmesine kadar birçok süreci tek noktada buluşturan oldukça profesyonel bir analiz platformu.
Oyunu sadece izlemek değil, okumak, anlamlandırmak ve detaylandırmak isteyen teknik ekipler için ciddi bir çalışma aracı.
Modern futbolun gerektirdiği veri + taktik + detay üçlüsünü bir araya getiren bu tarz teknolojilerin teknik ekibimizin çalışma kalitesine katkısı gerçekten değerli.
Değerli katkılarından ötürü @CAlibeyogullari hocamıza şükranlarımızı sunarız. 📊⚽️