Yayımladıkları bildirilerle 86 milyonun Ramazan sevincine gölge düşürmek isteyenlerin milletimizin arasına nifak sokmasına, birlik ayı Ramazan-ı Şerif’te insanımızı kutuplaştırmasına eyvallah demeyeceğiz.
Özgürlük alanları hiçbir surette kısıtlanmadığı halde milletimizin inancını özgürce yaşamasına tahammül edemeyen azgın güruhun hezeyanlarına kulak asmadan doğru bildiğimizden asla ayrılmayacağız.
Asaletiyle, karakteriyle, örnek duruşuyla gönüllerde taht kuran; milletinin hakkını, hukukunu büyük bir cesaretle savunan; dost ve kardeş Bosna-Hersek’in ilk cumhurbaşkanı, bilge lider Aliya İzzetbegoviç’i ebediyete irtihalinin 22’nci yılında rahmetle, hasretle yâd ediyorum.
Bu akşam İstanbul’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle hanım kardeşlerimle iftar sofrasında bir araya geldik.
İftarımızı teşrif eden her bir misafirimize şükranlarımı sunuyorum. #KalkınmadaKadın
Bugün sadece ikna odalarında ikna edilemeyen hanım kardeşlerimiz değil; onların çocukları da her kurumda çalışıyor, iş ve siyasette başarılarıyla temayüz ediyor.
Artık kadınlar, inançlarına uygun yaşamak ile hayallerindeki mesleği yapmak arasında tercihte bulunmaya zorlanmıyor.
#KalkınmadaKadın
Söz verdiğimiz gibi deprem bölgemizde tam 455 bin 357 bağımsız bölümü tamamladık.
Yönettikleri şehirlerde insanlar kışın ortasında susuzluktan kıvranırken, çöp, çamur, çukur hayatın rutini haline gelmişken bunlar utanmadan, sıkılmadan Kahramanmaraş’taki yolları diline doluyor.
Bir defa şunu herkes bilecek…
Meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bugün bize laf edemez.
Üç yıl sonra bile cekli-caklı cümleler dışında somut projeleri olmayanların 455 bin konutu teslim eden iktidarımıza dil uzatması sadece hadsizlik değil, aynı zamanda edepsizliktir.
Varsa eseriniz, çıkar anlatırsınız.
Varsa tamamladığınız bir proje; gider açılışını yapar, kurdelesini kesersiniz.
Kendinize güveniyorsanız üç yılda deprem bölgesinde ne yaptığınızı millete gösterirsiniz.
Bunları yapamıyorsanız o zaman da en azından edebinizle susarsınız.
Milletin gördüğünü inkâr etmez, hizmeti karalamaz, esere kara çalmazsınız.
Muhalefetin ağzına pelesenk ettiği “Türkiye’de tarım bitti” iddiasını sadece sektörün gerçekleri değil, uluslararası kuruluşlar da yalanlıyor.
Bu raporlara göre Türkiye hasılada Avrupa’da 1’inci, dünyada 7’nci sırada yer alıyor.
Sebze üretiminde dünyada 3’üncü, meyvede 4’üncüyüz; 21 bitkisel ürün mahsulünde ise ilk 3’teyiz.
Avrupa’da sığır etinde 1’inci, tavuk etinde 2’nci, yumurtada 1’inci, su ürünlerinde 2’nciyiz.
Sık sık dezenformasyon yapılan bir başka alan olan tohumda ise dünyada ilk 10 ülke arasındayız.
Tam 117 ülkeye tohum ihracatı gerçekleştiriyoruz.
Tescil ettiğimiz ata tohumu çeşit sayısını 49’a çıkardık.
Allah’a hamdolsun tüm sıkıntılara, çeşitli zorluklara, iklim krizi kaynaklı olumsuz şartlara rağmen ülkemizi tarımda oldukça iyi bir yere getirdik.
Birileri tüm umutlarını buna bağlasa da Türkiye’de tarım bitmedi, inşallah hiçbir zaman da bitmeyecek.
Muhterem eşim ve sevgili kızlarımla birlikte bir anne, eş, kardeş, yoldaş ve evlat olarak hayatımıza anlam katan, değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyorum.
Gazze’den Suriye’ye, Yemen’den Sudan’a kadar gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerindeki acılı annelerin, acılı eşlerin…
Evladını vatan uğruna şehit vermiş, en az şehit evladı kadar kahraman şehit analarının…
Hepsi birer metanet timsali olan şehit eşlerinin ve şehit kızlarının…
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyor, kendilerini hürmetle selamlıyorum.
Ramazan’da ülkenin her yerinde terennüm edilen ilahilerle coşkuyu, neşeyi, manevi hazzı millet olarak hep birlikte yaşıyoruz.
Kimse bundan gocunmamalı, rahatsız olmamalı, tedirgin olmamalıdır.
Bu fotoğraf, gerçek Türkiye fotoğrafıdır.
Bu akşam Cumhurbaşkanlığı Külliyemizdeki buluşmamıza katılan, iftarını bizimle yapan emekçi kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.
Her bir emekçimize kazasız, belasız, verimli, huzurlu çalışmalar diliyorum.
Türkiye’nin özgürleşmesi, tıpkı yatağını bulan bir nehir gibi kendi mecrasında akması birilerini rahatsız ediyor.
Kendini halktan üstün gören, kendini bu devletin yegâne sahibi olarak gören 28 Şubat heveslisi bu güruhu neyin rahatsız ettiğini şöyle bir hatırlayalım…
Bu milletin mayasında İslam vardır. Bizi bir millet yapan, bizi her türlü farklılığımıza rağmen bir arada tutan manevi değerlerimizdir.
Bu milletin temelinden ezanı, Kur’an’ı, Peygamber sevgisini, ramazanı, orucu, zekâtı, sadakayı çekip aldığınız zaman geriye ne tarih kalır ne istikbal kalır, geriye ne millet kalır ne de devlet kalır.
Bizim tarih boyunca üç kıtaya huzur götüren büyük devletlerimizin harcında, bizim dünyaya istikamet çizen medeniyetlerimizin temelinde Kur’an vardır, Peygamber aşkı vardır, iman vardır, oruç vardır.
Ramazan-ı Şerif’ten bir gün önce, artık nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz çıktı; o bayat, “laiklik elden gidiyor” şarkısını söyleyen, zehir saçan, baştan aşağı millete nefret kusan o malum bildirilerini yayımladı.
Bunlar Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar.
Bunlar güya Cadılar Bayramı kılıfı altında ne idiği belirsiz saçmalıklar sahnelenirken rahatsız olmazlar.
Çocuklarımızı alkole, uyuşturucuya, sigaraya, her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmazlar.
Bunlar sosyal medya ve dijital platformlarda yavrularımızın türlü rezilliklere maruz kalmasından rahatsız olmazlar.
Bunlar Batı’da çocuklara yönelik her gün bir yenisi patlak veren o rezil, o insanlık dışı skandallardan asla rahatsız olmazlar.
Ama ne zaman ki ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların millî ve manevi değerleri anlatılacak olsa işte bundan hemen rahatsız olurlar.
Biz bunların laiklik kavramının arkasına saklanarak on yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahkir ettiklerini, bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz.
Bunların derdi laiklik değil, hiçbir zaman da laiklik olmadı.
Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, bu toprakların millî ve manevi değerleriyle; bunların derdi bu milletin ta kendisiyle.
AK Parti teşkilatlarının daha önce olduğu gibi bu Ramazan’da da yoksulları, kimsesizleri, garip gurebayı gözetiyor olmasından bu partinin Genel Başkanı olarak gurur duyuyorum.
İnşallah aynı tempoda çalışmaya devam edecek, Ramazan-ı Şerif’in son gününe kadar dayanışma ve paylaşmanın dozunu artıracağız.
“Türkiye’nin verileri Türkiye’de kalmalı” diyerek Millî Teknoloji Hamlemizi yazılım sektöründe de devreye aldık.
Türkiye’nin en kritik verilerini HAVELSAN gibi millî ve güvenilir kurumlarımızın yazılımlarıyla kodladık.
Allah’a hamdolsun artık kendi teknolojisini tasarlayan, kendi yazılımını üreten, ürettiklerini tüm dünyaya ihraç eden bir Türkiye var.
Artık yalnızca kendi ordusunun değil; talep edildiğinde dost, kardeş ve müttefiklerinin güvenlik ihtiyaçlarını da karşılayan bir Türkiye var.
Artık “3T” modelini, yani “tespit, teşhis ve taarruz” süreçlerini yerli ve millî teknolojisiyle tatbik eden, dünyada yıldızı giderek yükselen bir Türkiye var.
Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki bugün Türkiye, dünyada kendi savaş gemisini geliştirip denize indiren 10 ülkeden biridir.
Savunma ve havacılık ihracatında her geçen yıl yeni rekorlar kırıyoruz.
Hâlihazırda savunma ihracatında dünyanın en büyük 11’inci ülkesiyiz.
2028’de 11 milyar dolarlık ihracat hedefimize ulaşarak savunma ve havacılık ihracatında inşallah dünyada ilk 10 ülke arasına gireceğiz.