Aykut Erdoğdu neden hala tutuklu?
Tanju Özcan neden tutuklu?
Sinem Dedetaş neden tutuklu?
Fatma Kaplan Hürriyet neden tutuklu?
Oğuzhan Uğur neden tutuklu?
Nasuh Mahruki neden tutuklu?
Deniz Göktaş neden tutuklu?
Neden yahu NEDEN??
Askerimizi, polisimizi şehit etmiş, vatandaşlarımızı katletmiş, ülkemize maddi manevi bu kadar zarar vermiş PKK’lı teröristleri serbest bıraktıkları bu kara düzende, bu insanlar ve daha niceleri hangi gerekçe ile tutuklu arkadaş? Bu ne biçim adalet?
2026 Yılı Merkezi Bütçe Teklifinde sermayeden tahsil dilemesi gereken 3 trilyon 597 milyar TL vergiden vazgeçilmiş,
Böyle şey olabilir mi? Bu eşitlik ilkesine aykırı değil mi? Herkesim vergi verdiği gibi sermayenin de vergi vermesi gerekmez mı!
Sonra da kaynak yok edebiyatı!
AKP'nin 25 Yılı
AKP ile 24 Yılın Ağır Faturası
İşte 23 yılın ağır sonuçları
Dolar: 1.45 TL – 47.86 TL
Euro: 1.5 TL – 55,37 TL
Benzin litre: 1.48 TL – 71,5 TL
Mazot Litre: 1.5 TL - 80 TL
Çeyrek Altın: 30 TL – 11.000 TL
Dış borç 130 Milyar$- 564 Milyar$ (Eylül 2025 )
İç borç 200 Milyar TL- 11.1 Trilyon TL
Bunun dışında olan ödemeler Kur korumalı Mevduat siteminin zararı 2,4 Trilyon TL.
Yap İşlet Devret projeleri döviz ödeme garantileri için 2018-2025 ödenen 1 Trilyon TL üzeri (İnan Mutlu)
sadece yol köprü tünel için 2019 - 2026 dönemi şirkete ödenen ve ödenecek para 562 milyar TL
Bunun yanında harcanan rakamlar Bedelli gelirleri, Özelleştirme gelirleri 70 Milyar dolar, Merkez Bankası Rezervi 128 Milyar dolar , Merkez Bankası yedek akçesi, Deprem vergisi, işsizlik sigorta fonu, 2b arazi gelirleri, gayrimenkul satışları, maden ruhsat gelirleri
2023 - 2028 altı yılda Türkiye 13 trilyon TL faiz ödedi-ödeyecek.
2000-2022 arası 23 yılda faize ödenen 1.6 trilyon TL
- Üç yılda Merkez Bankası’nın 2,5 trilyon TL zarar etmesi,
-Yap İşlet devlet projelerindeki zararlar
-Kamu özel arasındaki mahsuplaşma da kur hesaplamalarının kamu aleyhine hesaplanması
-devletin elektriği özel şirketten pahalıya alıp, özel şirkete ucuza satmasından doğan kamu zararı bu listeye dahil değil
-8 Mayıs 2026 Somali'ye 30 milyon dolarlık ayni hibe desteği
-12 Ocak 2024 Azerbaycan'a 250 Milyon TL hibe
-62.3 Milyon Dolar Kırgızistan borcunun silinmesi
-kırgızistan vatandaşların Türkiye’de ücretsiz tedavi hizmeti
-10 Mayıs 2024 yılda 7000 yabancının Türkiye’de tedavi edilmesi
-Suriyeliler için 40 milyar $ harcadık. (Mart 2020 rakamı)
-Somali’ye son 10 yılda 1 milyar doların üzerinde hibe yaptık.
-9 Aralık 2020, Nijer, Nijerya, Kongo sağlık hibe yardımı
-9 Aralık 2020, Tunus’a 5 Milyon dolar hibe
-TİKA, Nepal ve Afganistan'da gıda kolisi dağıtması. -34 ülkeye ekipman hibe,156 ülke ve 9 kuruluşa destek." Erdoğan
-Sırbıstan ve Bosna Hersek'e destek için sıfır gümrük bedelli ithalat kararları "
-4 bin Suriyeli sağlık çalışanı istihdam ettik.
-754 bin Suriyeli bebeğimiz doğdu.
-Suriyelilere 97 milyon poliklinik hizmeti.
-Suriyelilere 3 milyondan fazla yataklı tedavi.
-Suriyelilere 2 milyon 600 bin ameliyat." Fahrettin Koca Mart 2022
- Hariri'ye, Türk Telekom’un özelleştirmesi için 4.75 Milyar $ bankalarımızdan kredi verdiler. ( bugünün kuruyla 185 milyar TL ) Telekom’u borçlandırdı. Telekom’un içini boşalttı aldığı krediyi de ödemeden kaçtı gitti.
-Yine cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde olan Çaykur, dünyada yıllık kuru çay tüketimi kişi başına sadece 500 gram Türkiye’de ise bu rakam 3,5 kg. cumhurbaşkanı Erdoğan yönetiminde Çaykur zarar etmeye başlıyor.
-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde olan varlık fonu bünyesine giren Botaş, devletten destek alıyor, yurtdışından borç alıyor, ödediği gazın parasını tahsil ediyor buna rağmen Rusya’dan aldığı gazın parasını ödeyemiyor. Devletten alınan, tahsil edilen ve borç alınan para nerede diye sormak yasa dışı faaliyet sonuçta her şey yasal Tabii ki bunlar olurken ülkemiz sürekli doğal gaz keşfediyor. Ama ne hikmetse Botaş aldığı gazın parasını ödeyemez hale geliyor.
-Varlık fonu kuruluyor başkanı cumhurbaşkanı Erdoğan oluyor. Özelleştirilmeyen tüm varlıklar, varlık fonu bünyesinde toplanıyor. Varlık fonu yönetimi ayrı borçlanıyor fonun bünyesindeki tüm şirketler ayrı ayrı borçlanıyor sonuçta her şey yasal. Örneğin geçen hafta vakıfbank 555 milyon $ Çin’den borç aldı.
Varlık fonu bünyesinde bulunan PTT zarar etti. Pandemi döneminde tüm dünyada kargo şirketleri kâr patlaması yaşarken sadece Türkiye’de PTT zarar etti.
2018 yılında 70 milyar TL faiz ödeyen Türkiye
2023 yılında 600 milyar TL faiz ödedi
2024 yılında 1.2 Trilyon TL faiz ödedi 2025 yılının ilk 9 ayında 1.6 Trilyon TL faiz ödedi ( 2025 yılında 2 trilyon TL ödeyecek)
İç borcu döviz ile aldılar.
Önce döviz kuru arttı sonra faiz arttı. 2018 yılında 1 trilyon TL olan merkezi bütçe borcu 2025 Ağustos ayı itibari ile 12,5 trilyon TL’ye çıktı. Artan döviz kuru ile borç arttı. Sonra faizi arttırıp artan borç miktarına yüksek orandan faiz ödenmeye başlandı.
AKP'nin 25.yılını yürekten kutluyorum. Genel Başkanı tek bir yüzükle iktidara gelip dünyanın en zenginleri arasına girmeyi başardı! Akp'ye yakın olan "esnaf" Kocamaan şirketlere dönüştü, akıl almaz bir zenginliğe kavuştu.Bakanlar, ticarette ustalaştı, Bakanlıklarına mal satıp şahane gelirler elde etti.Duble yollar, köprüler yapıp, vatandaşın fahiş fiyatlara geçişini sağladı, geçiş garantisiyle yabancı şirketlere sattı. Çocuk tecavüzlerini "Bir kereden bir şey olmaz, küçüğün rızası var" Diyerek meşrulaştırdı.Satmadıkları fabrika, kamu kurumu, hazine arazisi kalmadı. Buna rağmen geldiklerinde #Enflasyon %31 di 25 yılın sonunda %31! Büyük başarı! Orta sınıf diye bir şey kalmadı, mavi,beyaz yakalı,#Emekli istinasız tüm vatandaşlar yoksullaştı, bir kuru ekmeğe muhtaç hale geldi. Gazeteciler cezaevini bizzat yaşayarak deneyimledi.Adalet, hukuk, yargı tıkır tıkır işliyor. Erdoğan'ın emirleriyle! @Akparti nin başarıları saymakla bitmez. #NeredenNereye #AKParti25Yaşında Kutluyorum!
Anlaşılıyor ki, milletimiz yine unutmuş ve bu unutkanlıktan yararlanılmaya çalışılıyor.
İşin doğrusu şöyle:
2000 yılında Nuh Mete Yüksel Fethullah Gülen ve cemaati hakkında terör örgütü davası açtı.
2002 yılında Nuh Mete Yüksel, bir kaset kumpası ile devre dışı bırakıldı.
Hemen arkasından Fethullah Gülen'e açılan dava, 2003 yılında daha önceden çıkarılan Rahşan affı kapsamına alınarak Fethullah Gülen örgütü hakkında karar verilmesi 5 yıl ertelendi.
2006 yılında, AKP iktidarı tarafından 3713 sayılı terörle mücadele kanununda yapılan değişiklikle, terör örgütü sayılabilmesi için cebir ve şiddet şartı getirildi. Bunun arkasından Fethullah Gülen'in avukatları davaya itiraz ettiler ve dava kanunda yapılan değişiklik nedeniyle beraat ile sonuçlandı. Fethullah Gülen hakkında açılan davadan bu sayede kurtuldu.
Bu sırada çoktan Türk ordusuna kumpaslar kurulmaya başlanmıştı.
2005 yılında Şemdinli kumpası kurulmuştu.
2006 yılında Danıştay suikastı kumpası kurulmuştu.
1999 yılında Abdullah Öcalan'ın teslim edilmesinden sonra Ecevit'in yardımı ile Amerika'ya giden Fethullah Gülen, AKP iktidarı döneminde hakkında açılan terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan da beraat edip devlet içinde kadrolaşmaya başladı.
2007 yılında Ergenekon ve Balyoz kumpasları arka arkaya geldiğinde AKP iktidarı devletin en mahrem yerlerine sızan Fethullahçı savcılara ve hakimlere en büyük desteği verdi.
Tayyip Erdoğan "ben bu davanın savcısıyım" bile dedi, hatta fethullahçı savcı Zekeriya Öz'e kendi makam arabasını tahsis etti.
Pek çok fethullahçı sahte diplomalar ve çalınmış sınav soruları ile devlet kademelerine, akademiye AKP iktidarı döneminde yerleşti.
2010 referandumunda "mezardakiler bile oy vermeli" açıklamasıyla en büyük destek Fethullah Gülen'den geldi.
Bu sıralarda ilk açılım tam gaz devam ediyor, PKK terör örgütü şehirleri hendekler, patlayıcı maddeler ve silahlarla dolduruyordu.
Fethullahçı yazarlar ve gazeteciler televizyonlara çıkıp "Ergenekon-Balyoz operasyonları olmasa bu açılım yapılamazdı" diyorlardı.
Yıllar sonra AKP iktidarı tarafından "milli orduya kumpas" diye adlandırılan bu operasyonlar FETÖ tarafından yapılırken, AKP iktidarı PKK'ya açılım yapıyordu. At başı...
15 Temmuz'un taşları bir günde döşenmedi, devletin yıllarca mercekle izlediği ve ilk fırsatta dava açtığı Fethullah Gülen, AKP iktidarı döneminde hem açılan davalardan kurtuldu hem de devletin her tarafına nüfuz etti.
Tayyip Erdoğan 15 Temmuz sonrası yaptığı konuşmada devlet içindeki fetö faaliyetleri hakkında "aldatıldık" dedi.
Bugün bazılarının kökü bütünüyle dışarıda ya da dış istihbarat örgütleri ile bağlantılı olan pek çok tarikat ve cemaat, zamanında fetö'ye sağlanan müsamahadan yararlanarak faaliyetine devam ediyor.
Kim aldatıldı, kim hala aldatmaya devam ediyor bunları tarih yazacak, ama unutulan o kara günleri hatırlatmak da bize görev olsun.
🐝 🐝🐝
Saviez-vous qu’une cuillerée de miel suffit à maintenir une personne en vie pendant 24 heures
Saviez-vous qu’une des premières pièces de monnaie au monde portait le symbole d’une abeille
Saviez-vous que le miel contient des enzymes vivantes
La meilleure façon de manger du miel est avec une cuillère en bois; si vous n’en trouvez pas, utilisez une cuillère en plastique.
Saviez-vous que le miel contient une substance qui aide le cerveau à mieux fonctionner
Saviez-vous que le miel est l’un des rares aliments de la planète qui peut à lui seul soutenir la vie humaine
Saviez-vous que les abeilles ont sauvé des personnes de la faim en Afrique
Saviez-vous que le propolis produit par les abeilles est l’un des antibiotiques naturels les plus puissants
Saviez-vous que le miel n’a pas de date d’expiration
Saviez-vous que les corps de certains des plus grands empereurs étaient enterrés dans des objets en or et recouverts de miel pour éviter la décomposition
Saviez-vous que le terme « lune de miel » vient de la tradition des époux de consommer du miel pour la fertilité après le mariage
Saviez-vous qu’une abeille vit moins de 40 jours, visite au moins 1 000 fleurs et produit moins d’une cuillère à café de miel, mais pour elle c’est une vie de travail
Merci, précieuses abeilles...
Ne güzel anlatmış...
#Kadın etek giydi bacaklarına baktınız, pantolon giydi kıçına baktınız.
Kalabalığa girdi taciz ettiniz, otobüste yalnız kaldı tecavüz ettiniz.
Açık giyinince tahrik oldunuz..
kapalı giyindi içini merak ettiniz.
Kız çocukları okumasın dediniz,
hastaneye gidince #Kadın doktor istediniz.
O kadar mı açtın cinselliğe çaresize saldırdınız...
İstediğini alamayınca da yakıp yıktınız..
Size hiç öğretmediler mi zorla güzellik olmaz diye.
Milyonlarca Kadını öldürdünüz bir kez daha bir kez daha hiçlik yaşattınız Kadınlara..
Bir kez daha dedin ki sizin yeriniz yok..
Ve bir kez daha dediniz ki Kadın cinsel bir araçtır.
Araca ulaşamayınca ölüme ulaştırdınız..
Oysaki sen evine gittiğinde annen hazırladı sofrayı, sen yemek seçiyorsun diye sevdiklerinden yaptı.
Temiz giyin diye hiç bekletmedi kıyafetlerini yıkadı, ütüledi dolabına astı.
Okul toplantılarına hep annen geldi.
Alfabeyi tekrar ezberledi seninle.
Sen üşüme diye uykusundan uyanıp üstünü örttü senin.
Karşılıksız sevdi seni.
Yeri geldi arkadaş oldu, yeri geldi öğretmen oldu, yeri geldi kardeş oldu, yeri geldi baba oldu sana...
Şimdi bir düşün bakalım senide bir Kadın doğurmadı mı...?
#Nejat #İşler.
— Neden başınızda türban var Sayın Savcım?
— İnancım gereği başımı örtüyorum.
Ama inancınız kadının hâkimliğini, yöneticiliğini ve kamusal konumunu ciddi biçimde sınırlandırılıyor, ve ayetler: “Kadının şahitliği yarımdır”, "evinizde oturun" diyor.
Keşke bunları uygalasanız savcım.?
Peki inandığınız düzen kadınların yargıç, savcı hatta devlet başkanı olamayacağını söylüyorken, bugün o makamda olmanızı neye borçlusunuz?
Cevabı çok basit:
Laiklik. Cumhuriyet. Eşit yurttaşlık.
Bugün o cübbeyi giyebiliyorsanız; bunu kadınları erkeklerle eşit yurttaş kabul eden laik Cumhuriyet düzenine borçlusunuz.
Ve elbette, o Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e.
İnancınız size aittir. Ama makamınızı ve özgürlüğünüzü güvence altına alan şey laik hukuk devletidir.
Laiklik özgürlüktür.
Aujourd’hui, une fois de plus, quelqu’un m’a dit :
— Ton travail ? Nettoyer des culs.
Et croyez-moi… ce n’est pas la première fois que je l’entends.
Mais ce soir, je veux répondre clairement.
Oui, je suis aide-soignante.
Et oui, je nettoie des culs.
Mais je fais aussi bien, bien plus que cela.
Je lave des corps fragiles.
J’habille des mains tremblantes.
Je nourris des bouches fatiguées.
J’offre des mots doux là où il n’y a plus que le silence.
Je rends leur dignité à ceux qui ne peuvent plus la préserver eux-mêmes.
Je prends soin d’hommes et de femmes qui ont tout donné à ce monde.
Et qui, aujourd’hui, ne méritent qu’une chose : être soignés avec humanité.
Réduire ce métier à « nettoyer des derrières », ce n’est pas seulement faux.
C’est insultant.
Parce que derrière chaque geste, il y a du respect.
Derrière chaque contact, il y a de la délicatesse.
Derrière chaque garde épuisante, il y a un cœur qui a choisi de servir.
Et vous savez quoi ?
Ceux qui se moquent de ce métier sont souvent ceux qui n’ont jamais eu besoin d’aide.
Qui n’ont jamais vu un parent perdre son autonomie.
Qui n’ont jamais eu à accepter leur propre fragilité.
Mais ce jour viendra.
Et ce jour-là… ils seront reconnaissants de nous trouver.
Reconnaissants de trouver quelqu’un qui ne juge pas.
Qui tend la main.
Qui soigne avec dignité, patience et amour silencieux.
Notre métier est fait de personnes.
Il est fait de courage.
Il est fait de présence, quand tout le reste s’efface.
Ce n’est pas un travail comme les autres.
C’est un travail vital.
La prochaine fois que cela vous fera rire… réfléchissez-y.
Car un jour, peut-être, ce sera votre tour.
Et vous serez heureux qu’à vos côtés, il y ait quelqu’un comme nous.
Adam 79 yaşında,
13 seçim kaybetmiş,
14 yıl Türkiye cumhuriyetini kuran partinin başında kalmış,
Kurultayda bir şekilde kaybetmiş,
Sonra manevi oğullarım, yeğenlerim beni arkamdan hançerledi demiş,
Bunu bir türlü içine sindirememiş,
Daha sonra 13 seçim kaybettiği Kişinin ve sarayın yargısı ve polis desteği ile CHP merkezine girip tekrar koltuğa oturmuş,
Şimdi de “ Halkın umudu Kılıçdaroğlu”
“Bilge lider”
“Hacı Seyyit “ olarak pazarlanıyor.!
Bazı SİYASET cambazları ve koltuk , çıkar avcıları da bunun peşinden gidiyormuş, destekliyormuş gibi yapıp CHP’nin ve siyasetin nimetlerinden faydalanıyor.!
Ülke neden bu halde ve çeyrek y��zyıldır neden bu zihniyete mahkum şimdi daha iyi anlıyoruz.!
Bu kafa herşeye müstahak.!
@ozbo52 Benim bildiğim iktidar engellilere sosyal yardıma başlamış, bunu AKP üyeliğiyle birleştirmişler. Edine de toplu taşıma aracı şoförü; o kadar bu kartlar kullanılıyor şehir hep engelli mi oldu?
Yeni tayin olduğu alayı denetleyen albay, nizamiyedeki bankın başında nöbet tutan iki eri görünce tuhafına gitmiş ve "neden orada nöbet tuttuklarını "sormuş.
-"Bilmiyoruz komutanım, eski komutanımızın emri ile sürekli bu banka nöbet yazılır "
diye cevap vermiş askerler.
Merakını yenemeyen albay bir önceki alay komutanını telefonla aramış ve ona sormuş , adam da şaşkın bir ses tonuyla cevap vermiş.
-“Vallahi ben de bilemiyorum, epey önceden konulmuş bu nöbet geleneğini biz de devam ettirdik ama gerekçesini hiç sormadık"
İşi inada bindiren albay, sora sora, azimle ve ısrarla üç komutan geriye giderek bu nöbeti ilk koyan 80 yaşındaki emekli generale ulaşılmış.
-"Afedersiniz efendim, ben sizin 30 yıl önce başında olduğunuz alayın yeni komutanıyım. Nizamiyedeki bir bahçe bankının başında iki tane nöbetçi buldum.Görünen o ki, bu nöbeti ilk siz koydurmuşsunuz. Bu bankın özelliği hakkında bilgi lütfeder misiniz?
Emekli general şaşkınlıkla bağırmış:
-"Nasıl olur? Boyası hâlâ kurumamış mı?"
Gençlerin kızlı erkekli konserde eğlenmesi Kemalizmdir.
Antalya'nın sahiline gidip şezlongda uzanıp, denizi seyrediyorsan bu Kemalizmdir.
Bir pazar günü ailenle piknik yapıyorsan bu Kemalizmdir.
Kötü hastalığa yakalandın ve son teknoloji aletlerle tedavi görüyorsan bu Kemalizmdir.
Başına gelen felaketleri sorgulayıp hesap sorduysan bu Kemalizmdir.
Bunları yapıyorsan Kemalizm kazanmıştır.
Arabistan çölü için gidip öldüysen, hayatında açıp bir sayfa kitap okumamışsan, doğduğun muhitten hiç dışarı çıkmamışsan, üfürükçüye, muskacıya gidip deva aradıysan, başına gelen felaketlere kader dediysen burada Kemalizm kaybetmiştir.
Bir gece yatıp kalktığımızda çerçeve yasa kabulününün coşkusuyla meclis Balkanı artık sivil anayasa yapmak seviyesine geldik diyorsa Cumhuriyet gitti demektir.
BİR GECE YATIP KALKTIK Kİ...
Bir gece yatıp kalktık….
Türk Ordusu yok…
Darbe yapacaklardı ama silahları tarlada gömdükleri yeri de unuttular demek…. Darbe olacak mıydı, olmayacak mıydı derken, ordu artık yoktu…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Yargı yok…
Yargıyı bölüşmüşler, yarısı hocaya, yarısı imama…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Cumhuriyetçi aydınlar yok…
Hücrelerdeler…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Medya yok…
Yarısını almışlar parayı bastırıp, kalan yarısının da gırtlağına bastırıp…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Ben yokum…
Muhterem karıma “Ben yok muydum şu köşede yahu?” dedim…
“Yoksun, kovuldun” dedi…
Ağladı…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Laiklik yok…
Devlet tekbirle açılıyor…
*
Bir gece yatıp kalktık…
“Türk” yok
*
Bir gece yatıp kalktık…
Bayrak yok…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Yarısı gitmiş…
“Türkiye” de yok…
*
Bir gece yatıp kalktık, marşlar yok, andımız yok, bayramlar yok…
Bir gece yatıp kalktık, bu 4+4+4’tür dediler…
Çocuklar yok…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Cumhuriyet yok…
*
Ve bir gece yatıp kalktık ki..
Biz yokuz…
*
Yatma o zaman…
Kaldır başını artık…
Bir böcek gibi ezilip, bir dal gibi kırılıp, bir sürü gibi güdülüp, bir toz gibi üfürülüp, bir ot gibi sökülüp, bir kuş gibi vurulacağına…
Yatma…
*****
Bekir Coşkun / 03.01.2015- SÖZCÜ
Petrol zengini Katarlı Arap İstanbul'un lüks yerlerinde malikâne alıyorsa, İstanbul'un varoş mahallelerinde nemli ve kümes kadar evde oturan Türk, "Fatih İstanbul'u ne fethetti be" diyerek kendi kendine bir gurur okşama kaynağı çıkarıyorsa ve Diriliş Ertuğrul izleyip kafa buluyorsa, bu tarih o Türk'ü avutmak ve uyutmak üstüne kuruludur. Bu tarih ona hizmet etmek üstüne kurulu değildir. Bu tip insanlara sürekli geçmiş pompalanır ve yaşamdaki ezilmişlikleri unutturulur, gazları alınır.
16 Nisan 2017'de gerçekleşen halk oylamasında neler neler vaat ettiler. Ne güzel süslü cümleler söylediler bize. Sonra evet dedik hüsrana uğradık. Geldiğimiz nokta belli.
Önümüzde yine anayasa değişikliği söz konusu. Eğer yine aldanır evet dersek başımıza kim bilir neler gelir.