Türkiye bu yıl yaklaşık 50 milyar dolar faiz ödeyecek. Ama iktidar hiç bir siyasi fatura ödemeyecek, hesap vermeyecek. Dolayısıyla enflasyonu düşürmek gibi bir derdi de olmayacak.
Enflasyonu neden düşüremiyoruz? Bu sorunun cevabı bence net: Enflasyonu düşürmenin ağır bir maliyeti varken, Türkiye'de enflasyonu düşürmemenin siyasi bir maliyeti yok. Böyle olunca enflasyonu düşürmek için ödenmesi gereken bedel anlamsız kalıyor.
1922 Ankara
Şu uçsuz bucaksız yokluk içerisinde,
sonsuz bir öngörü ve gelecek hayali.
O günün büyük hayalleri ile yeniden inşa edilen bir devlet ve bugün hala sapasağlam ayakta duran dev bir cumhuriyet.
O gün yaptıklarımız ve bugün yapamadıklarımız…
🔴 #SONDAKİKA | İYİ Parti İstanbul Milletvekili Selcan Taşçı, Güvenpark’tan çıkarılan gazilerin Bilkent’te sürdürdüğü eylem sırasında YENİ Parti Milletvekili Umut Akdoğan’ın uzattığı eli sıkmadı:
“Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ dendiği için bunları yaşıyor gazilerimiz. ‘Evet’ derken böyle olacağını bileceksiniz.”
Elbet kimseden bir eli neşter, bir eli silah tutan hekimlerimiz gibi hassasiyet bekleyemeyiz. Bu bir kültürdür, yetiştirilme kültürü meselesidir. Bu kültür sivil birisine sonradan kazandırılamaz.
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Bu gibi olaylarda, hayatlarını kaybeden, yaralanan insanlardan sonra en büyük trajedi, zanliya karşı mermilerin gitmemesidir.
Silahli kötü adamın en büyük ilacı, HER ZAMAN SILAHLI İYİ ADAMDIR!
Prof Dr İlber Ortaylı: "siyaset yapın, siyaset yapmayan toplumlar felakete gider."
Milletvekilliği rant kapısı olmaktan çıkartılmalı, milletvekilinin ballı emekliliği olmaz.
Siyasi partiler kanunu kökten değişmeli, mevcut lider diktatörlük sistemi iptal edilmeli.
Denetleme sistemi herkes için açık ve şeffaf olmalı, herkes denetlenebilmeli.
Kasedi, defosu, hırsızı yolsuzu, yüz kızartıcı şuç işleyeni, terör ile iltisaklı kişiler milletvekili olmamalı ve sıkı sıkıya denetlenebilmeli. Ülkenin en büyük sorunu yeterli denetleme olmaması.
Yasama yürütme yargı sistemi tamamen bağımsız olmalı, HSYK ve yüksek yargıya, iktidar ve politikacılar partisinden atama yapamamalı. Yüksek yargı sisteminin kendi içindeki hukukçular, liyakatla seçilmeli, gerektiğinde bir Savcı bir vekili tutuklayabilmeli, hatta başkanı başbakanı.
Ayrıca milletvekillerinin de yeterli çoğunluğu bulunca başkanı-başbakanı azil edebilme hakkı olmalı.
Ekteki habere bakın,
ABD parlamentosunun bu yetkileri var. Orada bir savcı başkanı ifadeye çağırabiliyor, dokunulmazlık zırhını kaldırabiliyor ve hatta suçun niteliğine göre tutuklayabiliyor.
Muhtemelen pek yakında ABD'de Trump bu akıbete uğrayıp Epstein dosyalarından dolayı infaz edilecek. Zaten azledilip infaz edilmezse ABD halkı demokrasiye inancını kaybedecek ve kaos oluşacak.
Bizde de bu kanallar açık olmalı, ülkemiz ancak bu yolla batmaktan kurtulup, ➕Vatikan ile Washington yerine Ankara'dan yönetilir. ...
Türkiye ancak bu yolla dağılmaktan kurtulacak.
Peki bu sistem nasıl hayata geçecek?
O da çok kolay ama partizanlık bırakılırsa.. .
#GörünmeyenEğitimciler . ..
İlk çözüm süreci..
“Ne pahasına olursa olsun yapılan barış, daha büyük bir savaşın temelini atar.”
Hocam o zamanlardan çok güzel söylemiş.
@zaferpartisi@umitozdag
Bir grup etnik saplantılı şımarık, Türkiye’nin dört bir yanında gövde gösterisi yapıyor.
Bursa’yı Amede çeviririz diyor, provakatif aymaza bak!
Bu vatanın Bursa’sını, Diyarbakır'ından ayırmaya kalkanların cüretine bak!
Sıfatı meclis başkanı olan zat da,
“Bu süreç başarısız olursa, Türkiye’de sivil siyaset bunun altında kalır” diyor.
Laflara bakar mısınız?
Attığı taşın düştüğü yere bakar mısınız?
Efendi, Sen Türkiye’yi darbeyle mi tehdit ediyorsun?