Zeki insanlar, her zaman anlaşılmayacaklarını bilir ve yanlış anlaşılmaya da hazırlıklıdır. Çoğu insan yanlış anlaşılmamak için yüzeyde kalmayı tercih ederken, onlar derin düşüncelerini ifade etmekten çekinmez. Onlar için doğru olmak, popüler olmaktan önemlidir.
“Kapitalist tüketimcilik bir haset uygarlığıdır, itici gücü mimetik arzudur: İhtiyacım olanı değil başkaları neye sahipse (veya sahip olmayı arzuluyorsa) onu isterim; sürekli histerikleşmenin, sürekli daha fazlasına dönük arzunun kaynağında bu mimetik ötekini alt etme (‘sidik yarıştırma’) oyunu vardır. Komünizm bu rekabetçi mimetik arzunun büyüsünü bozarken ne eşitlikçiliğe (Marx eşitliğin bir burjuva ilkesi olduğunu vurgularken bu noktada şüpheye yer bırakmaz) ne de (Lacan’ın tekrar tekrar reddettiği) bölüşüm adaletine bel bağlar. Burası meşhur ‘herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar’ formülünün de vahim sınırıyla karşılaştığımız noktadır – ihtiyaçlarımın ne olduğuna kim karar verecektir? Bilhassa gelişmiş toplumlarda, sosyosimgesel ağlar ve başka insanlarla etkileşimler yoluyla belirlenmelerinden bağımsız bir şekilde ihtiyacın ne olduğundan konuşmak mümkün müdür? O halde Komünizmin de haset büyüsünden kurtulamadığı anlamına mı gelir bu? Peki ya bu haset büyüsü bozulacak olsa dahi, uyum içinde bir toplumsal işbirliğini önleyen kıskançlık baki kalacaksa?”
#SlavojZizek #KendiniTutamayanBoşluk
Çeviri: Barış Engin Aksoy
🔗 https://t.co/AeolUiAygd