Anadolu Eğitim Sendikası olarak yaptığımız anket sonuçları, öğretmenlerimizin yer değiştirme sürecinde yaşadığı tıkanıklığı net bir şekilde ortaya koymuştur.
Öğretmenlerimizin %91'i tayin olacağı zamanı öngörememekte, %93'ü ise mevcut yönetmeliğin yetersiz olduğunu belirtmektedir.
YER DEĞİŞTİRME SORUNUARTIK ÇÖZÜLMELİDİR!
Millî Eğitim Bakanlığı'nın son yıllarda "müjde" diye duyurduğu günübirlik düzenlemeler, ne yazık ki beraberinde yeni mağduriyetler getirmiştir.
Bugün yaşanan bu keyfiyet ve belirsizlik; sözleşmeli öğretmenlikten yönetici görevlendirmelerine, norm fazlası atamalardan isteğe bağlı yer değiştirmelere kadar her alanda mesleki barışı bozmaktadır.
ÇÖZÜM: ADİL VE ÖNGÖRÜLEBİLİR YER DEĞİŞTİRME SİSTEMİDİR
Öngörüsüz politikalar yüzünden bazı bölgelerde öğretmen açığı büyürken, bazı yerlerde yığılmalar oluşmuştur. MEB, bu plansızlığın bedelini sözleşmeli öğretmenlik gibi geçmişte denenmiş ve başarısız olmuş dayatmalarla yine öğretmene ödetmeye çalışmaktadır.
Çalışma zorluğu çekilen bölgelerde öğretmen tutmanın yolu baskı değil, hakkaniyettir. Çözüm çok basittir:
Hizmet alanları ve bölgeleri adilce yeniden planlanmalı,
Çalışma güçlüğü çekilen bölgelerde görev yapan öğretmenlere maddi TEŞVİK verilmelidir.
Karşılıklı yer değiştirmeyi sağlayan becayiş hakkı getirilmeli,
Öğretmenin hakkı sürdürülebilir, adil ve öngörülebilir bir yer değiştirme sistemiyle korunmalıdır.
Raporlarımızın ve anket sonuçlarımızın arkasındayız, takipçisi olmaya devam edeceğiz...
@tcmeb@mebpgm
Yalnız Değilsiniz Meslektaşım...
Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz meslektaşımız Irmak öğretmenimizin acısı hâlâ yüreğimizde çok tazeyken; okullarımızda öğretmenlerimizin uğradığı mobbing, baskı ve şiddetin ne boyutlara ulaştığını gösteren acı ama sendikal mücadele adına önemli bir anımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Geçmiş yıllarda Antalya’daki bir okulumuzda, sadece bizim sendikamızın üyesi olduğu için adeta "tek başına" bırakılmak istenen bir üyemiz vardı. Bu öğretmenimiz dersteyken, sınıfın kapısı aniden açılıyor; okulun müdür yardımcısı yanındaki veliyle birlikte içeri girerek, öğrencilerin ve velinin gözü önünde önce öğretmenimize sözlü sataşmada bulunuyor, ardından işi fiziki itilmeye ve şiddete kadar götürüyor. Ne acıdır ki; o okulun müdürü de, müdür yardımcısı da, okuldaki öğretmenlerin büyük çoğunluğu da malum yapının üyesi... Üyemiz ise o koca okulda tek başına...
Olaydan haberim olduğu an hiç vakit kaybetmedim; derhal eğitimden sorumlu Vali Yardımcısını ve İl Millî Eğitim Müdürünü telefonla arayarak gerekli adli ve idari soruşturmaların jet hızıyla açılmasını sağladım. Gerek Vali Yardımcısı gerekse İl Milli Eğitim Müdürü yakından ilgilendiler.
Yaşadığı travma nedeniyle evinde hüngür hüngür ağlayan, o müdür yardımcısıyla bir daha asla yüz yüze gelmek istemediğini belirterek haklı olarak yer değişikliği talep eden öğretmenimizin yasal olarak sadece bir dilekçe vermesi yeterliydi. Ancak yaşadığı korku ve kırgınlıktan dolayı İl Millî Eğitim Müdürlüğüne gidip o dilekçeyi verecek durumda bile değildi. Sağ olsun, Antalya İl Millî Eğitim Müdürümüz bu süreçte çok hassas davrandı; öğretmenimizin evine bizzat yetkilileri göndererek hem geçmiş olsun dileklerini ilettiler hem de resmi yasal dilekçesini evinden teslim aldılar.
Çok şükür öğretmenimiz, kısa sürede kendini güvende ve iyi hissettiği yeni bir okula nakledildi. AES Hukuk Servisimizin de titizlikle takip ettiği soruşturma neticesinde; o zorba müdür yardımcısının idarecilik görevi elinden alındı, gerekli disiplin cezası uygulandı ve kendisi başka bir ilçeye sürüldü. Anadolu Eğitim Sendikası Genel Merkezi ve Antalya teşkilatının anında olaya müdahil olması, üyesinin arkasında bir dağ gibi durması, "Malum sendikadansan her şeyi yapabilirsin, arkamız sağlam" zihniyetine indirilmiş çok güçlü bir hukuki tokat oldu.
Gittiğim şehirlerde, ziyaret ettiğim okullarda yüzlerce, binlerce örneğiyle karşılaştığım bu olayı bugün anlatmamın çok hayati bir nedeni var.
Meslektaşlarımız sendika seçerken bu gerçekleri artık görmek zorunda. Öğretmenlerimiz ne yazık ki sadece çekindikleri, hedef olmak istemedikleri için şube müdürünün, okul müdürünün veya müdür yardımcısının sendikasına üye oluyorlar. Üye oluyorlar ama en küçük bir mobbinge, haksızlığa uğradıklarında bırakın o sendikanın genel merkezini, ilçe temsilciliği bile kılını kıpırdatmıyor. Çünkü genellikle o ilçe temsilcileri ve yöneticileri, zaten o baskıyı kuran şube müdürlerinin ya da okul müdürlerinin ta kendisi oluyor.
İşte bu yüzden yıllardır avazımız çıktığı kadar EHLİYET ve LİYAKAT vurgusu yapıyoruz. Eğer bir ülkede idareci olmanın yolu liyakatten değil de "Sendika üyeliğinden" geçiyorsa, orada baskı da tehdit de kaçınılmaz olur.
Gerek şube müdürlüğü gerek okul yöneticiliği olmak üzere tüm görevde yükselme kademelerinde MÜLAKAT DERHAL KALDIRILMALI, referans ve torpil çarkı tamamen yok edilmelidir!
Sendika; üyesinin özlük ve mali haklarını ararken, onun psikolojisini, can güvenliğini ve mesleki onurunu da her türlü mobbinge karşı korumakla mükelleftir.
Sözümüz dün neyse bugün de odur: Anadolu Eğitim Sendikası’nın hiçbir üyesi yalnız değildir. Ülkenin neresinde, hangi okulunda olursa olsun; adaletsizliğin, zorbalığın ve liyakatsizliğin karşısında durmaya; öğretmenimizin ise sonuna kadar yanında olmaya devam edeceğiz.
Irmak öğretmenimize tekrardan Allah'tan rahmet diliyor, bir başka canımızı bu uğurda kaybetmemek için mücadele edeceğiz.
Irmak Ayşe Koparan Öğretmenimiz neden ve nasıl öldü?
Kurumlardaki mobbing olayları araştırılmalı ve çözüm üretilmeli.
Makam ve mevkilerde bulunanların görevini kötüye kullanmasına müsade edilmemeli.
#Mobbing
EĞİTİM ÇALIŞANI ARKADAŞIM,
SEN DE ANADOLU EĞİTİM SENDİKASI'NA KATILMALISIN. ÇÜNKÜ,
ANADOLU EĞİTİM SENDİKASI TÜRKİYE'DE BAĞIMSIZ SENDİKANIN ADRESİDİR.
AES üyeleri gönül rahatlığı ile,
☆Benim sendikam 21 yıldır bağımsızlık ilkesinden taviz vermeyen sendikadır.
☆Benim sendikam 'Sendikanı söyle sana hangi görüşten olduğunu söyleyim.' anlayışını yıkan tam bağımsız sendikadır.
☆Benim sendikam yöneticisinden üyesine kişilerin görüşlerinin,ideolojilerinin,beklentilerinin değil ilkelerin hakim olduğu sendikadır.
☆Benim sendikam siyasi ,ideolojik anlayışların ya da şahısların mücadelesinin değil tam bağımsız sendikal mücadeleyi veren sendikadır.
☆Benim sendikam siyasetin değil, benim irademin temsil edildiği sendikadır.
☆ Benim sendikam zihninde sadece benim geleceğim için sendikacılık mücadelesi barındıran bir sendikadır.
☆Benim sendikam herkes için adaleti savunan bir sendikadır.
☆Benim sendikam sorun tespit eden,çözen,sorunların çözümüne öneri veren sendikadır.
☆Benim sendikam siyasetin sendikayı büyütme aracı,torpil ve güç devşirme aracı olarak gören değil; çözüm için ,herkese adalet için var olduğuna inanan, bu anlayışla hareket eden sendikadır.
☆Benim sendikam benim için, çocuklarım için,onurlu bir gelecek için çalışan sendikadır.
diyebildiği için üyedir.
EĞİTİM ÇALIŞANI ARKADAŞIM,
BU ÇINARIN BİR KOLU OLMAK İÇİN SEN DE ANADOLU EĞİTİM SENDİKASINA KATILMALISIN.
https://t.co/uvLw0ZgVmv
Buzdağının görünmez yüzü aslında gerçek rakamları ortaya koyuyor.
Sabit gelirlilerin alım gücü her geçen gün daha da azalıyor. Yıllardır oluşan kayıplar ortada alım gücü bırakmadı.
Tüm bu nedenlerle EK ARTIŞ ŞARTTIR!
Anadolu Eğitim Sendikası olarak, geçtiğimiz yıla göre üye sayımızı %30’un üzerinde artırmanın gururunu yaşıyoruz.
Bu büyüme; siyaseten bağımsız sendikacılığa, ilkeli duruşa ve sahadaki samimi mücadelemize duyulan güvenin en açık göstergesidir.
Hiçbir siyasi yapının gölgesine sığınmadan, hiçbir pazarlığın parçası olmadan; yalnızca eğitim çalışanlarının hak mücadelesini merkeze alan anlayışımız, eğitim çalışanları nezdinde her geçen gün daha fazla karşılık bulmaktadır.
Bu süreçte;
okul okul, il il büyük bir özveriyle çalışan teşkilatlarımıza, temsilcilerimize, üyelerimize ve sendikamıza güven duyan tüm eğitim çalışanlarına teşekkür ediyorum.
21 yıl önce “kurulamaz” dediler…
“Siyaseten bağımsız sendikacılık yapılamaz” dediler…
Bugün ise her eğitim çalışanının dilinde olması gereken sendika; siyaseten bağımsız, yalnızca eğitimi ve eğitim çalışanlarını önceleyen sendikacılık anlayışıdır.
Bu anlayışı kuruluş ilkelerinden taviz vermeden sürdüren, sendikal ahlakını ve duruşunu 21 yıldır koruyan sendika da Anadolu Eğitim Sendikasıdır.
Anadolu Eğitim Sendikası;
emeğin, liyakatin ve adaletin sesi olmaya kararlılıkla devam edecektir.
Birlikte büyüyor, birlikte güçleniyoruz.
Her sendikanın söylemi de, ortaya koyduğu mücadele de aslında ortadadır.
Bizler yıllardır siyaseten bağımsız sendikacılık anlayışıyla hareket ediyor, eksikleri, yanlışları ve kamu çalışanlarının yaşadığı kayıpları her platformda dile getiriyoruz.
Ancak rahatsız olduğunu söyleyen memurların çok büyük bir bölümü sendikal tercihini değiştirmiyor. Bunun da; kişisel çıkar, korku, hatır-gönül ilişkileri, siyasi yakınlık gibi birçok nedeni olduğunu hepimiz biliyoruz.
Bugün 16 yıldır yetkili olduğu halde; memur emeklileri açlık sınırının altında, memurlar ise yoksulluk sınırının yarısına yakın maaşlarla yaşam mücadelesi veriyorsa, öncelikle sorgulanması gereken yer yetkili sendikalar ve onlara üye olanlardır.
Tüm bunlara rağmen hâlâ büyük çoğunluk aynı yapılara üye oluyorsa, sadece “siz gösterin” demek yeterli olmuyor.
Çünkü yıllardır çok duyduk:
"Maaşımızı artırın üye olalım…"
"İkramiye alın üye olalım…"
"Şu kazanımı elde edin üye olalım…"
"Sendikacılığı şöyle yapın üye olalım..."
Oysa herkes biliyor ki güçlü mücadele; destekle, üyelikle ve ortak iradeyle mümkündür.
İşin özünr gelirsek;
Memur için çalışan sendikalar da bellidir, çalışmayanlar da…
Siyaset yapan da bellidir, kişisel ikbal peşinde koşan da…
Buna rağmen tercihler değişmiyorsa, mevcut tablonun değişmesini beklemek de kolay değildir.
Biz yine aynı çağrıyı yapıyoruz:
Gelin, siyaseten bağımsız sendikacılık anlayışında birlikte mücadele edelim.
Bizim için çalışan sendikalara destek verelim, çalışmayan yapılara ise istifa ile tepki göstermeyi bilelim.
Çünkü sadece eleştirip, sorumlu olanlardan istifa etmez istek değişen de hiçbir şey olmaz.
Öğretmenler “Kalsın” Diyor, MEB “Kaldıralım”
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ara tatillerin kaldırılmasına yönelik açıklamaları eğitim camiasında ciddi bir tartışma başlatmıştır.
Daha önce yaptığımız çalışmada, sahanın gerçek sahipleri olan öğretmenlerimizin görüşlerini almıştık.
Ortaya çıkan sonuç açıktır. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu ara tatillerin devam etmesini istemektedir.
Ara tatiller; öğrenciler için dinlenme, öğretmenler için toparlanma imkânı sunan ve eğitim sürecinin verimliliğini destekleyen önemli bir uygulamadır.
Sayın Bakan’ın “takvim kaymayacak, sadece yer değiştirecek” açıklaması, meselenin yalnızca süre değil, eğitim sürecinin niteliği olduğunu değiştirmemektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrımızdır: Eğitim politikaları sahadaki öğretmenlerin görüşleri dikkate alınarak belirlenmelidir.
Aynı uygulamayı bir dönemde getirip başka bir dönemde kaldırmak reform değil, istikrarsızlıktır.
Eğitimde karar süreçleri ortak akılla yürütülmelidir.
#aratatil #öğretmen #öğrenci
Öğretmenin ücretlisi, pikteslisi, sözleşmelisi olmaz.
Öğretmen sadece ve sadece KADROLU olur.
Öğretmen açığı kadar öğretmen ataması yapılmalıdır.
Ücretli öğretmenlik denilen kölelik sistemi son bulmalıdır.
@anadoluaes olarak bu talebimizi yinelemeye devam ediyoruz.
👇👇👇👇👇
#EğitimciyeKadro
USTA ÜCRETLİ OMUZ OMUZA
@tcmeb@Yusuf__Tekin@cftcblnt
SİZİN İKİYÜZLÜ SENDİKACILIĞINIZ BATSIN.
Cumhuriyetimize 100 yıllık narkoz dediğinizde ülke ayağa kalkınca birden çark edip"Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk" deme ihtiyacı hissetmiş cevap yetiştirmiştiniz.Bugün de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.TBMM'nin 106. açılış yıl dönümü.Sizin açıklamanızda yine aynı ikiyüzlülük,yine aynı kindarlık.Bu meclisi açan kim? Milli mücadeleyi başlatan kim?Çocuklarımıza Milli Egemenlik Bayramını hediye eden kim? Sizin zihin serüveniniz 100 yıllık narkoz sofranızdan besleniyor,biliyoruz. Sizin ikiyüzlülüğünüz,kindarlığınız emin olun Cumhuriyetimizin kurucu iradesinde eriyip gidecektir.
Bugün, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.TBMM'nin açılışını çocuklara armağan eden,"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir."sözü ile Türk milletinin rotasını çizen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü,bütün şehitlerimizi,okul saldırılarında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimizi rahmetle anıyorum.
@EgitimBirSen
Nihat Örs
AES Genel Sekreteri
Yine bir fikri var bilgisi yok örneği.
İçişleri bakan yardımcısı, öğretmenleri bordo bereli , tam teçhizatlı , olağanüstü yeteneklerle donatılmış bireyler sanıyor herhalde.
Kıyasladığı mesleklere bakıldığında görev tanımları aynı olmadığı ortada.
Öğretmen deprem olduğunda okuldan en son çıkandır.
Öğretmen öğrencisi hasta olduğunda doktor olandır.
Öğretmen öğrenciye bir şey olduğunda ilkyardımcıdır.
Öğretmen işe gidiyorum demez okuluma gidiyorum diyendir.
Öğretmen öğrencisinin dertlerini dinleyen psikologdur.
Öğretmen öğrencinin kalbine dokunandır.
Ama sizin gibiler öğretmeni itibarsızlaştırarak toplumun önüne atmayı iyi bilirsiniz.
Bizi bize bırakın.
Neden eylem yaptığımızı bile halen anlayamıyorsunuz.
Güvenlik şart!
İtibar politikası şart!
Eğitim çalışanlarının sosyal, manevi, maddi yönden desteklenmesi şart!
@sarseven Elinde kalem olan öğretmenlerle belinde silah olan polisleri nasıl karşılaştırabiliyorsunuz. Öğretmenleri itibarsızlaştırmayı lütfen bırakın. Mesela doktorlar iş bıraktığında bu tür lafları eden oldu mu hiç?
@zafersahin06 Elinde kalem olan öğretmenlerle belinde silah olan polisleri nasıl karşılaştırabiliyorsunuz. Öğretmenleri itibarsızlaştırmayı lütfen bırakın. Mesela doktorlar iş bıraktığında bu tür lafları eden oldu mu hiç?
@samiltayyar27 Elinde kalem olan öğretmenlerle belinde silah olan polisleri nasıl karşılaştırabiliyorsunuz. Öğretmenleri itibarsızlaştırmayı lütfen bırakın. Mesela doktorlar iş bıraktığında bu tür lafları eden oldu mu hiç?
Okul ile karakolu aynı zeminde tartışmak, yaşanan acıyı anlamamak ve eğitim camiasının feryadını gölgelemektir.
Öğretmenlerimiz hedef haline gelmişken yapılması gereken kıyas yapmak değil, sorumluluk almak; iş bırakanları hedef göstermek değil, tedbir üretmektir.
Gerek gazeteciler, gerek bürokratkar konuştuklarına da yazdıklarına da dikkat etmelidir!
Hala ayrıştırmak yerine bir kez olsun öğretmenleri anlamaya çalışın!
Toplumu geleceğe hazırlayan eğitim sistemidir ve eğitimde yapılan hataların bedeli hemen değil, yıllar sonra ödenir.
Okullarda yaşanan sürecin elbette birçok boyutu var. Ama bilinmelidir ki biz bu noktaya bir günde gelmedik.
Biz ne yaptık?
➡️ Eğitimi öncelikle eğitimcilere emanet etmedik. Milli Eğitim Bakanlığını eğitimci olmayanlara teslim ettik.
➡️ Eğitimin her safhasında plansız, “yaptım oldu” anlayışıyla hareket ettik.
➡️ Çocukları düşünen, sorgulayan bireyler olarak yetiştirmek yerine adeta robotlaştırdık.
➡️ Öğretmeni; saygı duyulan, yol gösteren bir eğitimci olmaktan çıkarıp parmak sallanan, itibarsızlaştırılan bir bakıcı rolüne indirgedik.
➡️ Eğitimle ilgili alınan kararlarda eğitimcilere kulak vermedik. Sahadan kopuk, masa başı kararlarla sistemi yönettik.
➡️ Liyakati bir kenara bırakıp "benim adamım, bizim sendikadan" anlayışıyla kadroları doldurduk. Eğitim gibi hayati bir alanı ehliyetsizliğe teslim ettik.
➡️ Eğitimi geri plana ittik, sadece öğretime ve sınavlara odaklandık.
Beceri eğitimini, insan yetiştirmeyi ihmal ettik.
➡️ Herkesin öğretmen olabileceği algısını oluşturduk. Eğitim fakültelerini kontrolsüzce büyüttük, yetmedi formasyon dağıttık.
Sonuç olarak bir milyona yakın atama bekleyen öğretmen biriktirdik.
➡️ Toplumdaki ayrışma yetmedi;
öğretmen odasını da böldük:
ücretli, Piktesli, sözleşmeli, kadrolu, uzman, başöğretmen...
Aynı işi yapan insanları statülere ayırarak adaleti zedeledik.
➡️ Her 24 Kasım’da “eli öpülesi öğretmen” dedik, çiçeklerle, sözlerle günü kurtardık.
Ama ertesi gün yine aynı değersizliği yaşattık.
➡️ “Öğretmen çok tatil yapıyor” algısını yaydık. Toplum nezdinde itibarı aşındırdık.
➡️ Sınıfta ve okulda öğretmenin otoritesini zayıflattık. Ders geçmenin, kanaat puanının etkisini kaybettirdik. Öğretmene öğrenciyi okulda oyalama rolü verdik.
Öğretmenini görünce elini öpen nesilden, öğretmenini döven nesile geldik...
Ve daha nice yazamadığım sebepler...
Bugün gelinen noktada yaşanan şiddet, saygı kaybı ve çöküş; bu yanlışların kaçınılmaz sonucudur.
Büyük çoğunluk bu gerçekleri görmek istemese ve bu olayları sadece sanal oyunlara bağlasa da artık görmezden gelme lüksümüz yok!
Eğitimi yeniden inşa etmek zorundayız. Çünkü eğitim giderse, gelecek de gider.
Mehmet Alper ÖĞRETİCİ
Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı
Milli Eğitim Bakanlığı önündeyiz!
Artık sözün bittiği yerdeyiz.
Son iki günde okullarımızda yaşanan şiddet olayları, yıllardır yaptığımız uyarıların ne kadar haklı olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Okullarımız eğitim yuvası olmaktan çıkmış,
hem öğretmenler hem öğrenciler için tehlike alanına dönüşmüştür!
Buradan açıkça soruyoruz:
Daha kaç öğretmeni toprağa vereceğiz?
Daha kaç öğrencimizi kaybedeceğiz?
Daha kaç ailenin ocağına ateş düşecek?
#EgitimdeŞiddeteHayır #öğretmen
Artık söyleyecek söz kalmadı!
15-16 Nisan tarihlerinde aldığımız iki günlük İŞ BIRAKMA kararını 3 güne çıkararak 17 Nisan tarihinde de işe gitmiyoruz!
Artık ölmek istemiyoruz! Bu hafta okullara gitmiyoruz. Tüm velilerimiz de bu hafta daha duyarlı olmalı ve üzerlerine düşeni yapmalıdır.
#Kahramanmaraş
ŞİDDETE KARŞI KAYBEDECEK TEK BİR DAKİKAMIZ YOK!
Bugün Şanlıurfa’daki yaralama olayı nedeniyle iş bırakıp “ŞİDDETE HAYIR” diye haykırırken, aynı saatlerde Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda düzenlenen silahlı saldırı haberini aldık.
Bu işin şakası yok!
Her gün yeni bir şiddet, her gün yeni bir saldırı, her gün yeni bir acı haberi almak istemiyoruz.
Kahramanmaraş’ta yaşananlarla ilgili resmi açıklamaları bekliyoruz. Ancak kulaktan kulağa gelen bilgiler son derece vahim.
Umarız duyduklarımız doğru değildir.
Ama şurası nettir:
ŞİDDETE KARŞI KAYBEDECEK TEK BİR DAKİKAMIZ YOK!
Artık gecikmeye, oyalamaya, görmezden gelmeye tahammül kalmamıştır.
Acilen seferberlik ilan edilmelidir.
Okulların güvenliği derhal ve eksiksiz sağlanmalı,
Her okulda etkin güvenlik önlemleri hayata geçirilmeli,
Öğrenciler psikososyal açıdan yakından izlenmeli ve gerekli destek anında verilmelidir.
Okullar; korkunun değil, güvenin adresi olmak zorundadır.
Öğretmenler ve öğrenciler her sabah kapıdan içeri girerken “acaba” dememelidir.
Bu sorumluluk ertelenemez, ötelenemez!
#EgitimdeŞiddeteHayır
#Kahramanmaraş