MEB, seminer çalışmalarının hangi tarihte yapılacağını açıklamalı ve mevzuat değişikliği ile seminer sonrası için idari izin uygulamasına son vermelidir.
Bilindiği üzere ikinci dönem 26 Haziran Cuma günü sona erecektir. Öğretmenler ise derslerin kesimi tarihinden temmuz ayının ilk iş gününe, eylül ayının ilk iş gününden derslerin başlangıç tarihine kadar geçen sürelerde mesleki çalışma yapacaklardır. Bu çalışmaya karşılık, Ek Dersle İlgili Esaslara göre iki haftayı geçmemek üzere ve fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenmektedir.
Bu bağlamda dersler 26 Haziran Cuma günü kesileceğinden, öğretmenler 1 Temmuz’a kadar mesleki çalışma yapacaklardır.
Fakat takvime baktığımızda 27-28 Haziran hafta tatiline denk gelmektedir. Önceki yıllarda Bakanlık, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na ve 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun’a aykırı olarak hafta tatilinde seminer çalışması planlaması yapmış; ancak sendikalarca eylem kararı alınmıştır.
29-30 Haziran ise pazartesi ve salı günlerine denk gelmektedir. Maalesef Milli Eğitim Bakanlığınca mesleki çalışma için gerekli olan en az bir hafta, 2025-2026 eğitim öğretim yılı çalışma takviminde planlanmamıştır.
Bu nedenle derslerin kesim tarihinin bir hafta önceye, yani 19 Haziran Cuma gününe alınması, 22-26 Haziran tarihlerinde mesleki çalışma yapılması, akabinde 29-30 Haziran tarihlerinde de öğretmenlerin idari izinli sayılması gerekmektedir.
Aslında sürekli olarak yaşanan bu durum, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılacak bir yönetmelik değişikliği ile çözülebilir. Yönetmelikle getirilen seminer zamanları ile ek ders esasları arasındaki çelişki giderilmelidir.
EĞİTİM GÜCÜ SEN’DE DEPREM: Baskı, Hakaret ve Zorbalığa Karşı Toplu İstifa!
Kamuoyuna duyurulur:
Değerli Eğitim Gücü Sen Ailesi,
Bizler; kuruluşunda gecemizi gündüzümüze kattığımız sendikamızın, ortak akıl ve demokrasiden uzaklaşarak zorba bir yönetim anlayışına teslim olması nedeniyle görevlerimizden ve Eğitim Gücü Sen üyeliğinden istifa ettiğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Aylardır yürüttüğümüz hukuki ve demokratik çabalara rağmen, Genel Başkan’ın “yetki bende, güç bende” diyerek uyguladığı baskılar, teşkilatımızı onarılamaz bir noktaya getirmiştir. Bizleri bu karara mecbur bırakan sürecin temel nedenleri şunlardır:
Ağır Hakaret ve Kutuplaştırıcı Dil: Genel Başkan'ın tutumlarını eleştiren teşkilat mensuplarına yönelik "kusmuk", "şerefsiz", "ihanet şebekesi" gibi ağır hakaretler kullanması ve çözüm amaçlı toplantı taleplerini reddetmesi.
Demokratik İradenin Reddedilmesi: 165 delegenin 91’inin imzasıyla talep edilen yasal sürecin, baskı ve tehditlerle bastırılması; imzaların yönetim kurulunda antidemokratik bir şekilde reddedilerek "Seçim meçim yok" anlayışının dayatılması.
Asılsız İftiralar ve Hukuksuz Tasfiyeler: Aralarında kadın yöneticilerin de bulunduğu kişilere yönelik argo, küfür ve tehditlerin olağanlaşması. Biat etmeyen yöneticilerin "terörist" veya "PKK sempatizanı" gibi korkunç iftiralarla hedef gösterilmesi ve bugüne kadar 17 il başkanının görevden alınması.
Kasıtlı Denetlemeler ve Ödül-Ceza Sistemi: Muhalif şubeleri susturmak amacıyla kasıtlı denetlemeler gönderilip savcılıkla tehdit edilmesi; buna karşılık yönetime boyun eğenlere yeni iller bağlanarak sendikal imtiyazlar dağıtılması.
Finansal Şeffaflığın Olmaması: Teşkilattan kesilen aidatların; Genel Başkan'ın iddia edilenin çok üzerindeki gelirine (ek dersler ve 70 bin TL huzur hakkı dâhil), ev kirasına ve otellerdeki kişisel harcamalarına aktarıldığının ortaya çıkması.
Acıların Şov Malzemesi Yapılması: Vefat eden bir öğretmenimizin ardından yaşanan büyük acının dahi Genel Başkan tarafından "Nasıl güzel reklam yaptım" denilerek bir şov malzemesine dönüştürülmesi.
SONUÇ
Aylardır süren bu korku, biat, iftira ve tasfiye düzenini; sendikanın kurumsal kimliğinden koparılarak şahsi hırs ve öfkelere kurban edilmesini ahlaken, vicdanen ve sendikal ilkelerimiz gereği reddediyoruz. Tüm bu nedenlerle görevlerimizden ve sendika üyeliğinden ayrıldığımızı kamuoyunun bilgisine sunarız.
#İstifaEdiyoruz
@musaAkka Seçimlerden hemen sonra böyle atışmalar normaldir.
Siz Seçim nedir bilmediğiniz için size garip gelmiş olabilir. En iyisi sizinki atama yoluyla kaybetmek yok, kazanmak yok bol bol alkış.
@erkbas Meydanda ki binlerce Hürriyetçi Eğitim Sen li öğretmenleri görmediyseniz ya art niyetlisiniz yada basın danışmanınız işini yapamıyor. Hürriyetçiler olarak EMEĞİMİZİ yok saymayın.
#TürkBayrağı
BAYRAK
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
#BayrakNamustur Mardin’in Nusaybin ilçesinde şanlı Türk bayrağımıza yönelik saldırıyı gerçekleştiren, buna göz yuman, cesaret veren herkese devletimizin bir an önce gerekeni yapmasını bekliyoruz.
Türk bayrağı bu milletin onurudur, namusudur.
Milletimizin kırmızı çizgisidir.
BU BİR KAOS PLANIDIR
Sayın @Yusuf__Tekin,
Norm kadro fazlası öğretmen sorunu; sizin ve sizden önceki Millî Eğitim Bakanlarının yanlış planlama ve uygulamalarının bir sonucudur. Bu tabloyu derinleştiren bir diğer temel neden ise, iktidarın öğretmenlere açlık sınırının biraz üzerinde emekli maaşını reva görmesidir.
İdarenin kendi hatalarının bedelini öğretmenlere ödetmek; resen atamalarla öğretmenlerin hayatlarını altüst etmek ne vicdanidir ne insanidir. Üstelik hukuki de değildir.
Yönetmeliğin birçok maddesine karşı MEB’e yazılı itirazlarımızı yaptık. Uyarılarımız dikkate alınmadığı için şimdi yönetmeliğin ilgili maddelerine karşı dava açıyoruz.
Hâlen geç değil; daha fazla mağduriyet doğmadan bu uygulamadan vazgeçilmelidir.
Bu, açık bir kaos planıdır.