Rize İkizdere Eşkence Vadisi. Cengiz İnşaat bu vadinin kökünü kazıdı. Bunun için devletin bütün gücü şirket lehine kullanıldı. Hikmet Abi durumu öyle güzel anlatıyor ki. "Benim gözlerim doldu. Burası katledilince ceylanlar aşağıya indi. Zavallılar su içmek için kaçtılar."
😡TBMMde kullandığı dile bakın! Neyi yıkıyorsun? Neyi kuruyorsun? Kim size yıkmaya, kurmaya yetki verdi? Teröristin kurucu olduğu devlette huzur, güvenlik mi olurmuş? Oradaki milletvekilli yemini etmiş tipler de bunları konuşturuyor, sessizce dinliyor! 🤬
Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ'a, "Şeyh Sait'in hatırasına hakaret suçu" işlediği gerekçesiyle ceza verilmiş.
Silahlı isyan çıkarıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni daha doğarken boğmaya çalıştığı için idam edilen Şeyh Sait'in "hatırasına hakaret" suçu icat edip insanlara ceza vermek, sadece o insanları değil aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuranları cezalandırmaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Şeyh Sait İsyanı’nda isyancılar tarafından şehit edilen piyade üsteğmen,kaymakam ve öğretmenin ailelerine Cumhurbaşkanı M. Kemal (Atatürk) imzalı bakanlar kurulu kararlarıyla maaş bağlamıştı.
https://t.co/fakyExOPIQ
Bugün Şeyh Sait'i aklamaya çalışanlar, Şeyh Sait İsyanı sırasında isyancıların katlettiği "şehitlerimizin hatırasına hakaret suçu" işlemiş olmuyorlar mı?
Gerçek şu ki, bir taraftan Atatürk'e saldırılırken, diğer taraftan Şeyh Sait, İskilipli Atıf gibi tescilli Cumhuriyet düşmanları mağdur, mazlum ilan edilerek aklanmaya çalışılıyor.
Çünkü hedef üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. İşte bugün asıl beka meselesi de budur.
22 Haziran 1919 🗓️
Amasya genelgesi, bundan böyle demokratik ve ortak akla dayalı milli kararların alınacağının ilan edildiği yer oldu. Emperyalist devletlere karşı başlatılan Türk Milli Mücadelesi'nin, Türk zaferinin ve yeni Türk devletinin ön sözü niteliği taşıdı.
Ordu Perşembe yaylası madencilik çalışmaları nedeniyle halka kapatıldı!
Bölge halkının topyekün karşı çıktığı vahşi madencilik yapılsın diye Ordu Valiliği yaylaya halkın girişini yasakladı. Perşembe yaylasında yüzlerce asker ve kolluk gücü var. Maden şirketlerini korumak için…
23 Nisan 1920 🗓️
23 Nisan 1920, çatısı akan bir binada, okul sıralarına oturularak, yoksulluk ve savaş ortamında başlatılan; ama sonunda bütün bir ulusun kaderini değiştiren bir atılımın adıdır. Mustafa Kemal'in o gün söylediği sözler gibi: inanç, her şeyin başında geliyordu.
2022’de TBMM’de, Gülistan Doku için verilen önerge AKP ve MHP oylarıyla reddedilmişti.
İşte AKP Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar’ın muhalefeti suçladığı konuşma:
“İstismar ve provokasyon olsun diye her şeyi yapıyorsunuz. Tunceli Valiliği ailenin bir dediğini iki etmemiş.”
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Muazzam. Dalga dalga daha da büyüyecek memleket savunması. Talan, mülksüzleştirme, kimliksizleştirme, doğanın ve emeğin sömürüsü norm haline getirildi ve bunu olağanlaştırmak istiyorlar.
ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencisi Ozancan Akkuş,
PKK'nın 13 Mart 2016 günü Ankara Güvenpark’ta 36 masum yurttaşımızın ölümüne yüzlercesinin yaralanmasına neden olan saldırısında öldüğünde 20 yaşındaydı.
Bugün 30 yaşında olacaktı.
Ayrıca.++