Türklere, özellikle de yeni nesillere, yeniden öğretilmesi gereken çok temel bir gerçek var:
Çalışmak kötü bir şey değildir.
Çalışmak, emek vermek, uğraşmak, terlemek, yorulmak; bunları yaparken zaman zaman yıpranmak enayilik değildir.
Memurların yetiştirdiği nesiller, ne yazık ki çalışmayı ve fazladan çaba göstermeyi “enayilik” olarak görerek büyüyor.
Aga benim aklım almıyor.
Almıyor.
Almıyor.
Almıyor.
Faize 1m atan 32k para alıyor.
X'te sayfa açan 100k dan bahsediyor.
Instada abonelik açanlar aylik 500k 700k diyor.
Asgari ücretli calisan kardesim var 3 vardiya 28k +devamsızlık primi ile 35k ya çıkıyor.
Hanımı eve et al gelirken diyor 1 kg et için 12 saat emeğini veriyor olum noluyor ya.
Bu nasil bir anomali?
Emek, alın teri ne kadar ucuz olmuş ya.
Çocuk yapmasınlar, üremesinler, aile kurmasınlar, verdiğimiz parayı öğlen bir bardak kahveye 300 tavuklu salataya 500 lira vererek sisteme geri soksunlar ve hiçbir şey üretmesinler diye açılan yetişkin kreşi üyelerinin gün içerisindeki kendilerine verilen yapay dünyadaki minik stresleri…
Üç yıl ortaokula gitmeyip hafızlık yapan genç, okula nasıl devam ettiğini anlattı:
“Üç yıl boyunca sürekli ezber yaptığınız için zihniniz çok açık oluyor. Üç ay boyunca ders çalışarak, okuduğum şehirdeki en güzel liselerden birine gittim.
O dönemde tek bir amaç için 08.00’den 22.00’ye kadar ezber yapıyorduk. Bu da benim odak süremi ve disiplinimi geliştirdi. İşin manevi destek boyutundan bahsetmeme gerek bile yok.”
Nereye baksam kalitenin azaldığını görüyorum. Otelde yaptığım kahvaltı, eczanedeki ilaç, seyahatte ikram edilen sandviç, terzinin askısı, ramazan pidesinin unu vs.. Enflasyon sadece alım gücü ve ahlakı bozmadı, kaliteyi de düşürdü. Bu beladan en kısa sürede kurtulmamız gerekiyor.