Ebû Hüreyre (r.a.) şöyle demiştir:
(Öldükten sonra) ölünün derecesi yükseltilir.
Bunun üzerine (ölü):
'Ey Rabbim! Bu (yükseliş) de nedir?' diye sorar.
Ona:
'Çocuğunun senin için istiğfar (bağışlanma) dilemesi sebebiyle (oldu)' denilir.
el-Edebü'l-Müfred -
Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:
Azîz ve celîl olan Allah, “Ben, kulumun beni düşündüğü gibiyim; beni andığı (her) yerde, onunlayım (rahmet ve yardımım onunla beraberdir)” buyurmuştur.
Allah’a yemin ederim ki Allah’ın, kulunun tövbe etmesinden dolayı duyduğu hoşnutluk, herhangi birinizin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden daha büyüktür.” (Nitekim Allah şöyle buyurmuştur):
- “Bana bir karış yaklaşana ben bir arşın yaklaşırım, bir arşın yaklaşana bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek gelene ben koşarak giderim.”
(Buhârî, Tevhîd 15, 35, 55; Müslim, Tevbe 1, Zikir 2, 19)
Yeraltı Cami-i Şerifi İmamı Meşhur Üsküdarlı Hafız Ali Efendi'nin 1963'te Baki Süha Ediboğlu’nun "Yedi Tepeden Yankılar" adlı radyo programındaki röportajı. Mükemmel-Eski İstanbul Türkçesi ile konuşuyor. Eskilerin/Kudemânın konuşmalarındaki zengin kelime hazinesi de bu muhaverede kendini gösteriyor.
Ayrıca, Amcası ve son Divân şâirlerinden ve ulemâ'dan Üsküdarî Tal'at Efendiden ve onun hocalarından bahsediyor. Bu meyanda, Berkofçalı Abdürrahim Efendi ve yakın aile dostu olan "Ekrâd" Ulemasından/Şuarâsından, Şâfii ulemâ-yı benâmından, ricâl-i devletten pek çok zevâtı okutmuş Abdülkâdir Efendi ve onun arkadaşı Ulemâdan, Sâdât-ı Berzenciye'den Merhum Hicrî Berzencî'den de bahsediyor.
Hicrî Berzencî'nin devrinin ulemâsı ile birlikte Fahr-i Râzi tefsirini mütalaa ederken füc'eten vefatını anlatıp ve bunu duyup müteessir olan amcası Şâir-Âlim Tal'at Efendi'nin Hicrî Berzencî'nin vefatına yazdığı manzum tarihi okuyor.
https://t.co/tJQ1z7F3ly
Biz çocuk iken Merhum Hafız Ali Efendi hayattaydı ve bir hayli ilerlemiş yaşına rağmen Camiinde imamlığa devam ediyordu. Merhum M. Şevket Eygi o dönemde çıkardığı Haftalık "Büyük Gazete" de okuyucularına Yeraltı Camiine gidip Hafız Ali Efendi'nin arkasında cemaatle namaz kılmalarını tavsiye ederdi. O devirde, Cami imamları için elden ayaktan düşmemesi şartı ile emeklilik söz konusu değildi. 100 Yaşında da olsa sıhhat elverdiğinde vazifesine devam edebiliyordu. Bu durum 1982'de değiştirildi.
Okumaya değecek bir yazı!
12 Eylül'den bir kaç gün sonra Timurtaş hocanın evine sabah namazında kapısı kırılarak baskın yapılmış.Tam 8 saat süren bir arama.
Hocanın 500 tane kitabı ç uvallara doldurulmuş.
Hanımı diyorki hoca polislerin etrafında kelebek gibi döndü evladım kitapları şöyle koyalım.
Daha az yer kaplar ama nafile dinlememişler.
Dolaptaki yemeklere kadar lavaboya dökülmüş. Hoca bu muameleye rağmen eşine:
Hanım kalk memurlara kahve yap meyve koy diye söyleniyormuş.
Evden sadece ifadesi alınacak diye hocayı kelepçeleyip götürüyorlar.
Hocadan hanımı hiç haber alamayınca 1.5 ay sonra hapis tutulduğu yere gidiyor. Sorup soruşturuyor merhamet sahibi bir subay timurtaş hocaya: Hoca hanımın perişan seni çok merak ediyor deyince üstündeki gömleği çıkartıp not yazıyor:Hanım ben iyiyim beni merak etmeyin.
Eşi diyorki hocanın gömleği elime aldım ama gömlek işkencelerden öyle bir hale gelmiş ki kan revan içinde:((((((
Hocanın gördüğü işkencenlerden tam 6 parmağı kullanılamaz hale gelmiş.
Hoca hiç durmamış o halde bile kominist gençlere Allah'ı anlatmış. Çocuklarından bu durumu aylarca, yıllarca saklamış ki dinde ileri gitmesinler yani ya çok dinsiz olmasınlar yahut polise askere sataşmasınlar
Hoca hapishanedeki kominist gençlere kendini öyle bir sevdirmişki 3 gün sonra onlar şeker olmuşlar hocaya karşı.
Hatta bu çocuklar kendilerine verilen yoğurt kaplarını yıkayıp hocamıza vermişler abdest kabı yapsın.
Su zaten günde 2 kez akıyormuş.
Hocayı 3 ayın dolmasına çok az bir süre kala gece iki civarında gözlerini bağlayıp evinin önüne atmışlar.
Hanımı diyorki gece ikide kapı çaldı bir baktım kapının önüne yığılmış bir adam uyuşturucu kullanan ya da hasta biri sandım tanıyamadım.
Timurtaş hoca "Hatun benim ben" deyince onun olduğunu anladım diyor.
Anlayacağınız hocayı üç ayda tanınmaz hale getirmişler:((
Evde 3 tane küçük çocuk
En küçükleri bu adam kim gitsin evden diye günlerce ağlamış😔😔😔Hoca yıllarca ellerinin tutamadığını onlardan saklamış
Küçük kızı üniversiteye başladığı zaman sormuş senin ellerin neden böyle diye.
Timurtaş hoca "Kızım onlar bana polislerden hatıra"deyince
Kızı babasının ellerini öpmüş ve ağlayarak odadan çıkmış.
Hapishanedeki kominist gençler hocayı çok ziyarete gelmişler hocam bize Allah'ı anlat,anlat hocam biz O'nu hiç bilemedik..
Hoca çok büyük bir bedel ödedi en zor zamanlarda hiç çekinmeden anlattı vaaz etti.
O günler için "Anamdan emdiğim süt burnumdan geldi"der.
Ben göremeyeceğim ama sizler göreceksiniz bu günler geçecek ve asımın nesli gelecek dermiş ev halkına.
O günler geldi belki de tekrar geçti!
Kim bilir!
Kıymet bilemedik sanki.
Ruhuna el fatiha.
İnsanın kendi oturmadığı hasıra,
kendi sığınmadığı gölgeye, kendi içmediği çeşmeye bütün iyi niyetli insanları ısrarla davet etmesi ne kötü... Merhametin riyası, riyanın en karanlık olanı.
@yalcinkayamst@doganburak29 Bu kadar organize ve nokta atışı,insanların manevi değerlerinin altını oyan birisi asla cahil değildir,bilakis bu tarz olaylarda bu ve bunun gibilerin yalnız olmadığını düşünüyorum.
Tesettüre saldırı projesi: Fatma Soydaş
• Kur’an-ı Kerim’i tersten tutup prim kasmak için video çeker.
• Abonelik açıp abonelerine havuzdan çıktığı, ayağını açtığı görüntüleri atar.
• Gazzelilerin acılarıyla dalga geçerek videolar yapar, prim kasar.
• Tesettürü pazarlama aracı olarak kullanıp abonelik üzerinden milyonlar kazanır.
Bu ahlaksız projeye dur diyecek, hesaplarına erişim engeli getirerek tesettürün onurunu koruyacak irade yok mu?
@gizliservis06@iletisim@TC_icisleri@mustafaciftcitr@abakingurlek
Şeyh, Fatır süresi 10. ayetini ("izzet ve şeref bütünüyle Allah'a aittir") okurken bir divane yaklaşıyor...
Harâbât ehlini hor görme zâkir,
Defineye mâlik vîrâneler var.