@blksr22 Siz onu söyleyenlere "Cennet anaların ayakları altındadır" diyen ile diğer iğrençlikleri söyleyenler aynı kişi/kişiler olmadığını söyleyin olur mu
Konya'da bir MEDAŞ calışani, engel kızıyla yaşayan yaşlı teyzenin elektrik faturasını her ay gizlice kendi cebinden ödevip 'Teyze, borcun yok' diyerek teslim ediyor.
MEDAŞ çalışanı kardeşimize cani gönülden tebrik ediyorum.
@RTErdogan@EmineErdogan@TCKonyaValiligi@Konyabuyuksehir
Yusuf Tekin'den Özgür Özel'e:
"Anlama özürlü herhalde bu arkadaş...
Biz kreşleri kapatmıyoruz...
İllegal olanlara engel oluyoruz...
Neresinden anlıyor benim bilmiyorum...
Kreşlerde LGBT'lilere öğretmenlik yaptıranlara karşı her zaman engel olmaya devam edeceğiz...
Çünkü ben sizin içinizden çıkmış bir kardeşinizim...
Bu milletin milli değerlerini egemen kılmak için elimden gelen her şeyi yapacağım..."
251 kişinin şehid olduğu 15 Temmuz darbe girişimine tiyatro diyen, darbecileri alkışlayan,sela okuyan imamlara saldıran alçaklarla, ülkesine saldıran ABD/İsrail’i alkışlayanlar aynı habis zihniyetten! İçimizdeki hainleri not etmek lazım ki olası savaşta vatana ihanet edemesinler.
Şule Yüksel Şenler, Altay Cem Meriç, Samsun Müftüsü ve MFÖ
1960’lı yıllarda Türkiye’de ağır bir başörtüsü zulmü yaşanıyor.
Şehirli, mütedeyyin kadınlar görünür değiller, görünemiyorlar.
Şule Yüksel Şenler’in gazete yazılarından etkilenen Samsunlu hocalar onu bir konferansa davet ediyor.
Şule Hanım:
“Tamam gelirim ama bir şartım var: Sadece kadınlara konuşurum.”
Hocalar:
“Efendim nasıl olur, haremlik–selamlık yapamayız. Laiklik gereği tepki çekeriz.”
Şule Hanım’ın cevabı:
“Zeki Müren kadınlar matinesi yapmıyor mu? Ben de sadece kadınlara konuşurum.”
Samsun’a gittiği gün salon taşmış, insanlar sokaklara dökülmüş.
Organizatörler Şule Hanım’a hoparlörle sesini sokağa verip veremeyeceklerini soruyorlar; vermezlerse tepki büyüyecek.
Şule Hanım:
“Hayır. Bir Müslüman kadının sesi sokaklarda yüksek sesle yankılanamaz.”
Hocalar derhâl Samsun müftüsünü arıyor. Durumu anlatıyorlar.
Ve müftü, Türkiye tarihinde iz bırakacak o fetvâyı veriyor :
“Müslüman bir mahallede yangın çıksa ve bir Müslüman kadın ‘YANGIN VAR’ diye bağırsa, o ses mahalleliye helaldir. O kızımıza söyleyin: MEMLEKET YANGIN YERİ. Çıksın konuşsun.”
Bu fetvadan sonra Şule Hanım bütün Anadolu’yu 3,5 kez dolaşıyor.
Her gün 3 konferans veriyor. Yazıyor, anlatıyor, hapse giriyor, bedel ödüyor…
Ama bir neslin uyanışına vesile oluyor.
Peki bunu şimdi neden anlattım? Başlıkla ne alakası var?
Altay kardeşimizi seversiniz veya sevmezsiniz; tarzını beğenirsiniz veya hoşlanmazsınız.
Ama şunu bilin:
MEMLEKET YANGIN YERİ.
Gençler dinleriyle, hayatlarıyla, memleketleriyle ilgili ciddi sorgulamalar içinde.
Ve sizi dinlemiyorlar. En azından bir kısmına ulaşma ihtimaliniz sıfıra yakın.
Bir adam çıkıyor, Freud’dan İbn Haldun’a, ADHD’den ekonomiye kadar pek çok konuda Müslümanca içerikler üretiyor.
Şule Hanım’ın yıllarca uğraşarak eriştiği kitlelere iki videoyla ulaşabiliyor.
Sosyal medyada ateistiyle, evrimcisiyle, İrancısıyla uğraşırken bir de sizinle uğraşmak zorunda kalıyor.
Onunla uğraştığınız her dakika, hayrına mani oluyorsunuz.
Bu küçük bir mesele değil.
Yüzbinlerce genç için sağlıklı içerikler üreten bir adamı kendinizle uğraşmak zorunda bıraktığınız her an, o gençlerin hakkına girmiş oluyorsunuz.
Bu vebali hafife almayın.
“Neymiş? Programında kızlarla erkekler yan yana oturuyormuş.”
Gerçekten şu an bunu mu konuşuyoruz?
Altay’ın programı olmasa o gençler amfide, kafelerde yan yana oturmayacak mı?
Oturmuyorlar mı?
Hangi dünyada yaşıyorsunuz?
Eğer o gençlere sizin tarzınızla ulaşmak mümkün olsaydı zaten bugün bu problemleri yaşamıyor olurduk.
“Sizin tarzınız yanlış” demiyorum;
herkes davanın başka bir yerinden tutacak, diyorum.
Siz davanın sahibi ve tek bayrak taşıyıcısı değilsiniz.
Endişelenmeyin: Altay sizin “müşterilerinizi” çalmıyor.
Pastayı büyütüyor.
Sizin zaviyenizden bakarsak, Mazhar Alanson hiçbir zaman Müslüman kalamazdı;
Özkan Uğur zikirlerle uğurlanmazdı.
Rock yapan, içki içen, konserler veren insanlar bunlar.
Ama bir Muzaffer Özak çıkıyor,
15 dakikada Mazhar Alanson’u bambaşka bir insan yapıyor.
Alanson’un yaşam tarzı sizin istediğiniz gibi mi?
Hayır.
Ama Özak sayesinde Allah dostu oluyor.
Yapabildiği kadarını yapıyor.
Altay'ın durumu da pek farklı değil. O konferanslara daha fazla gitmeli ve gençler oturma düzenlerine "kendileri" dikkat etmeli.
O konferanslara "İslami hassasiyeti olmayan, az olan" gençler de gelmeli, gelebilmeli. Onlar da sorularına cevaplar bulabilmeli. (Mevcut sorunları düşününce bu konuştuğumuz konuya inanasım gelmiyor gerçekten. )
Tüm bu açıklamaları da "iyi niyetliler" için yapıyorum. Yoksa bazılarının niyetlerini görmüyor değiliz. Dertlerinin kız erkek oturma olmadığını, kimisinin itikadi sebeplerle, kimisinin müşteri kaybetme kaygısıyla, kimisinin tamamen eziklikten böyle şeyler yazdıklarını biliyoruz. Vesselam.
Tüm KBB, Dahiliye ve nörologları bir kez daha uyarıyorum.
Yuz felci olan hastanızda tek başına Kortikosteroid kullanmayınız.
Lyme bakınız ve en azından antibiyotik ile birlikte kullanınız.
https://t.co/vG2US2BiPz
📌 LİNET KONSERİ İPTAL EDİLSİN❗️
ANFİDAP Açıklaması:
Siyonist İsrail Gazze'deki işgalini sefil bir soykırıma çevirdi. Bu işgalin küresel meşruiyeti adına tüm aygıtları kullanma çabası içinde hareket etmektedir.
İsrail'in soykırım sürecinin küresel propagandası için görev üstlenen ve bu soykırımın bir aparatına dönüşen her türlü unsur ile mücadele edilmelidir.
Sanatı bu propaganda sürecinin ana unsuru gören Siyonizm tüm dünyada sistematik olarak protesto edilmektedir.
Gazze halkı ile yüksek dayanışma içinde olan ülkemizde de, İsrail vatandaşı sözde sanatçı propaganistler eliyle yapılmaya çalışılan meşrulaştırma gayretlerini kabul etmiyoruz.
Soykırımcı İsrail'in yanlısı Sanatçı Linet'in Ankara'da Yeni Cabaret isimli mekanda sahne alacağı şehrimizde tedirginlik meydana getirmiştir..
Siyonist İsrail ve onun soykırımcı davranışlarını destekleyen Linet ve benzeri unsurları ülkemizdeki faaliyetlerini kabul etmiyoruz.
Bu sebeple halkımızın hassasiyetleri temelinde tavrımızı açık şekilde ortaya koyuyoruz.
Şehrimizde İsrail ve Siyonizm propagandası niteliği taşıyan Linet konserini asla kabul etmeyeceğiz.
♦️
Uluslararası ceza mahkemesinin soykırımcılar ve onların destekçilerini yargılandığı bir dönemde şehrimizde onlara destek amacı taşıyan hiçbir faaliyete müsaade edilmemesi gerekir.
♦️
İlgili kurumlarımızdan Linet konserini iptal etmelerini bekliyoruz.
♦️ ANFİDAP (Ankara Filistin Dayanışma Platformu)
@tcbestepe@RTErdogan@TC_icisleri@AliYerlikaya@AnkaraValiligi@vasipsahin @yenicabaretankara
SON DAKİKA: İSVİÇRE MAMOGRAFİYİ YASAKLIYOR
– TIP DOLANDIRICILIĞI ORTAYA ÇIKTI
İsviçre, mamografiyi yasaklayan ilk ülke oldu ve tıp tarihinin en büyük sahtekarlıklarından birinin ardındaki gerçeği ortaya çıkardı. Kadınlar onlarca yıldır iyileştirmek için değil, kâr etmek için tasarlanmış bir sistem tarafından terörize edildi, yanlış teşhis konuldu ve sakat bırakıldı.
Artık maske düştü. Mamografi asla hayat kurtarmayı amaçlamıyordu. Hasta yaratmayı amaçlıyordu. Gerçekler apaçık ortada: %60'a varan yanlış pozitif sonuçlar
– Tüm teşhislerin yarısı yanlıştır. Kadınlar, hiç yaşamadıkları hastalıklar için kemoterapi, mastektomi ve radyasyona maruz kalmaktadır. Testin kendisi zarar veriyor
- Göğüsler acımasızca eziliyor, dokular radyasyona maruz kalıyor. Kansere yol açabilen bir "kanser testi". Tümör yayılma riski
– Çalışmalar, mamografinin aslında tümör büyümesini tetikleyebileceğini ortaya koyuyor. Durdurduğunu iddia ettiği hastalığı tetikleyen bir teste güvenmeyi düşünün. 690.000'den fazla aşırı teşhis – Sayısız sağlıklı kadın hasta olarak etiketlendi ve büyük tıp şirketleri için nakit makinesi haline getirildi.
Bu sağlık hizmeti değil. Kadınlara karşı organize bir suç. Korku, propaganda ve milyonlarca insanı aşırı teşhis ve aşırı tedavi döngüsüne hapseden zorunlu yıllık taramalar üzerine kurulu bir kâr makinesi.
İsviçre, tıp mafyasına savaş açtı. Yasaklamaları sadece bir politika değil, aynı zamanda kârın insandan üstün olduğu kirli sırrını ortaya çıkaran devrim niteliğinde bir eylem.
Dünyanın geri kalanı artık rol yapamaz.
Gerçek şu ki: daha güvenli ve daha doğru alternatifler mevcut.
Ezme veya radyasyon içermeyen manuel muayeneler ve gelişmiş görüntüleme yöntemleri bunu kanıtlıyor. Tıp endüstrisi bunu biliyor, ancak milyar dolarlık imparatorluklarını korumak için bunları gizliyor.
Küresel Harekete Geçme Çağrısı:
– Mamografinin dünya çapında yasaklanması.
– Vurguncuları araştırın ve yargılayın.
– Fonları güvenli ve insani tanı araçlarına yönlendirin.
– Kadınları korku propagandasıyla değil, gerçekle eğitin.
İsviçre fitili ateşledi. Tıp dünyası imparatorluğunu korumak için savaşacak, ancak çatlaklar ortaya çıkıyor. Yalanlar dayanamaz.
Mesele sadece meme kanseri değil; insan acısıyla beslenen tüm sistemi ifşa etmek. İsvi��re, gerçek sağlık hizmeti için küresel bir devrimin ilk adımını attı. Soru şu: Dünya ayağa kalkacak mı, yoksa tıp mafyasının kâr uğruna hayatları mahvetmeye devam etmesine izin mi verecek?
Sessizlik zamanı bitti. Gerçek ortaya çıktı.
Özgürlük Filosu'nu takip edin! 🇵🇸🛳️
Sumud Filosu’nun ikinci dalgası olan ve içerisinde Vicdan Gemisi’nin de yer aldığı Özgürlük Filosu'nu takip etmeyi unutmayın!
👀Takip: https://t.co/QkGqDHShvR
📲Canlı Yayın: mavimarmaratr YouTube kanalı
ENG⬇️
Follow the Freedom Flotilla!
“Don’t forget to follow the Freedom Flotilla, the second wave of the Sumud Flotilla, which also includes the Conscience Ship!”
👀Follow: https://t.co/QkGqDHShvR
📲Live: mavimarmaratr YouTube kanalı
Sumud Filosu’na İsrail müdahalesinin ardından ikinci dalga olarak Özgürlük Filosu 11 gemiyle Gazze’ye doğru ilerliyor.
📍Özgürlük Filosu gemileri için konum takibi: https://t.co/AdUlxlB7bI
📽️Vicdan Gemisi Canlı Yayın: https://t.co/l8WNN3v3lV