Gençlerbirliği taraftarı madenciyle yürüyor!
Yalanlarla halkı kandırmaya çalışan Yıldızlar SSS Holding'in karşısında 7 gündür açlık grevindeki madenciye ses olan tüm dostlarımıza teşekkür ederiz. Var olun!
#HakkımıVerDorukMadencilik
Maden işçileri Yıldızlar SSS Holding’in gasp ettiği hakları için Ankara’da mücadelelerine devam ediyor.
Enerji bakanlığı önünde direnişi sürdüren Bağımsız Maden İş üyesi maden işçilerinin yanındaydık. İşçiler alınteri ile kazandığı tüm haklarını alana kadar yanlarında olmaya devam edeceğiz.
Üzerine çöktüğünüz tüm değerlerimizi söküp alacağız. Madenler devletleştirilecek, maden işçisi kazanacak!
XUMA BEACH İŞÇİLERİ YALNIZ DEĞİLDİR!
Bodrum Yalıkavak’ta Xuma Beach işçileri; ödenmeyen fazla mesailerine, ağır çalışma koşullarına ve hak gasplarına karşı seslerini yükseltti. İşçilerin haklı mücadelesine işverenin yanıtı ise Kod-25/II tehdidi ve tazminatsız işten çıkarma oldu.
Konser günlerinde 18 saate varan çalışma süreleri, ödenmeyen mesailer ve şimdi de hakkını arayan işçilerin geleceğini hedef alan hukuksuz fesihler kabul edilemez!
İşçilerin talepleri açık: Kod-25/II gerekçeleri kaldırılmalı, geçmişe dönük bütün fazla mesailer eksiksiz ödenmeli, tazminat hakları teslim edilmeli ve hakkını aradığı için stajı engellenen öğrenci işçinin stajı derhal onaylanmalıdır.
Hak aramak suç değildir. Örgütlenmek suç değildir. Alın terinin karşılığını istemek suç değildir.
Xuma Beach işçilerinin ve OTİS’in haklı mücadelesinin yanındayız.
Sömürüye, hukuksuzluğa ve işçileri Kod-25/II ile tehdit eden patron düzenine geçit vermeyeceğiz!
Xuma Beach işçileri yalnız değildir!
Yaşasın sınıf dayanışması!
Ankara'da hak arayışındaki bir madencinin kızı:
“Babamı televizyonda görünce çok üzülüyorum, ağlayasım geliyor.
Arkadaşlarım ‘Senin baban grevde mi’ diye soruyor.
‘Babam hakkını almaya gitti’ diyorum.”
Dünya komünistleri Havana’da buluştu. TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’ın başkanlık ettiği parti heyetimizle 24. Uluslararası Komünist ve İşçi Partileri Toplantısı’ndayız. Toplantının resmi açış oturumu toplantı divanının yerini almasının ardından Vientos Ébanos de La Habana dörtlüsünün Küba kimliğinin ve müziğinin mihenk taşı kabul edilen Ernesto Lecuona'nın La Comparsa parçasıyla başladı.
@tkpninsesi@PartidoPCC
Sermaye sınıfının ve emperyalistlerin silahlandırdığı faşist tetikçiler tarafından katledilen unutulmaz işçi önderi Kemal Türkler’i katledilişinin 46. yılında mezarı başında andık.
Bu düzen değişecek. İşçi sınıfı, tetikçilerle de, sömürücülerle de, katillerle de hesaplaşacak.
#KemalTürklerAramızda
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan:
"Haluk Levent dedi ki, 'Bana güvenin, ben bu yardımları yerine ulaştıracağım.' Depremin ilk günlerinde, o toz bulutu içerisinde denetim tam anlamıyla yapılamamış olabilir. Ancak ortaya çıkan rakamlar ve para trafiği, sistemin içine girmeden gerçekleşmez. Türkiye'de gerçekten yardım amacıyla toplanan kampanyaları devlet o kadar sıkı denetliyor ki kıpırdayamazsınız.
Haluk Levent meselesi belki de iki gün sonra başka bir gündemle kapatılacak. Türkiye'de sürekli yeni gündemler açılıyor. Bu meselede, iktidarın ve resmî görevlilerin bilinçli bir çabası olmadan Haluk Levent'in böyle bir düzenek kurma ihtimali yok."
@ftm_krgc | @OkuyanKemal
İzlemek için: https://t.co/rp8ClpXHqs
Haluk Levent vakası, toplumun “kahraman” bağımlılığının yol açtığı yeni bir yıkım olarak görülmeli. Dayanışma gibi son derece toplumsal bir eylemin çürüyen bir düzenin kurumlarından alınıp bu kez kerameti kendinden menkul bireylere emanet edilmesi, yurttaşlarımızın karşı karşıya kaldığı çaresizlik ve kuşatmanın boyutlarını gözler önüne seriyor.
Kızılay’a güvenmeyenlerin aslında hiç tanımadıkları bir kişiye sonsuz bir güvenle milyarlar bağışlaması birden fazla düzlemde sorgulanmalı. “Kahraman” bağımlılığı bu düzlemlerden bana göre en önemlisidir.
Siyasetten diğer toplumsal alanlara varıncaya kadar “star” sisteminin yarattığı bu “kahraman”lar, bizzat toplum tarafından giydirilen dokunulmazlık zırhına sığınarak vasatı, cehaleti, zaafları kolayca gizleyebiliyor.
Bu “kahraman”lar çoğu kez kendilerini yaratan mekanizmalar tarafından kısa sürede yerin dibine batırılmakta. Depremzedeler için toplanan paralarla kumar oynamak bayağı ağır bir çürümenin ifadesi elbette. Ancak sistemin Haluk Levent’i tepetaklak indirmesi ne bir arınma çabasının ne de gelişkin ahlaki değerlerin ürünüdür.
“Kahraman”lar doğası gereği gerçeklik algısını yitirir ve çoklukla kendilerine ayrılan sınırların ötesine geçerler. Sistemin onları yerin dibine geçirmesi genellikle çok hızlı ve zahmetsiz bir işlemdir.
Bu konu siyasette özellikle yaşamsaldır. O yüzden, ideoloji önemli, program önemli diyoruz. O yüzden ekip çalışması, kolektivizm diyoruz. O yüzden gelişkin örgüt diyoruz.
İdeoloji geriye çekilmişse, bir gün sağa bir gün sola şirinlik yapılır örneğin ve kimse ses etmez. Program önemsizleşmişse, kişiler her şeyi belirler, itiraz edecek kimse çıkmaz. Örgüt yoksa, “kahraman”lara bağımlı olursunuz. Oysa gerçek “kahramanlar” ideolojilerin ve doğrultusu olan toplumsal hareketlerin ürünüdür. Toplumsal hareketleri ortaya çıkarıp, tarihin akışını değiştiren bireylerin sayısı ise tarihte çok azdır; onlar da son tahlilde koşullar tarafından şekillenmişlerdir.
Halkımız “kahraman”lar yaratıp hayal kırıklığına uğramaktan vazgeçmeli. Bu nedenle çubuğu tersine iyice büküp “kahraman diye bir şey yok” demek bile gerekebilir.
Haluk Levent vakasının siyaset alanında çok daha vahim örneklerine tanık olacağımızdan emin olabiliriz. Burada esas olan “en ahlaklı kişi”yi aramak değil, en yüksek denetim, kolektif akıl ve geliştirici mekanizmaları yaratmaktır.
Komünistler dün bu ülkenin onurunu korudu. Bu eylemler Türkiye'nin bir arka bahçe olmadığını gösterdi. Bu ülkede, kökleri ülkenin kuruluşuna uzanan bir antiemperyalist damar var. Ne kadar uğraşsalar da kurutamıyorlar.