“Değerli kardeşlerim, bu davanın mayasında Abdülmecitlerin imanı var.”
Millete hizmeti her şeyin önünde tutan, inançla ve fedakârlıkla çalışan yol arkadaşlarımızla birbirine gönülden bağlı büyük bir aileyiz.
#AKPARTİ25YAŞINDA
Aile kültürün, millî ve manevi değerlerin taşıyıcısıdır; ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mekteptir.
Aile kişinin ilk okuludur. Eğitim ailede başlar. Sosyalleşme ailede başlar. Adabımuaşeret kuralları ailede öğretilir.
Birey içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrenir.
Yıllardır “güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum” dememizin, artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi işte budur.
Bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var:
Onların inşallah vatandaşı olmaktan gurur duyacakları güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz.
Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri umutla parlayan çocukları için inşallah bu sorunu büyümeden hal yoluna koyacağız.
Katil Netanyahu ve suç ortaklarının Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan sözleri, işledikleri ağır suçların üzerini örtmeye dönük beyhude bir çabadır.
Gazze’de yıllardır süren soykırım, kadınların, çocukların ve masum sivillerin hedef alındığı saldırıların sorumluları bellidir. İsrail’in saldırgan politikaları ve faaliyetleri, bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam etmektedir. Bu tablo ortadayken Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanımıza dil uzatmak, hakikati değiştirmez; yalnızca suçluluk psikolojisinin bir yansımasıdır.
Cumhurbaşkanımız, bölgemizde barışın, hakkın ve insan onurunun yanında duran kararlı duruşuyla mazlumların sesi olmaya devam edecektir.
Soykırım şebekesinin mensupları Netanyahu’nun ve Katz’ın, Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan paylaşımları, her şeyden önce bu katliam şebekesinin ne kadar köşeye sıkıştığının ve sarsıldığının bir göstergesidir. Bu şebeke insanlık mahkemesi önünde hesap verecektir.
Bugün dünya ikiye ayrılmış durumdadır. Bir tarafta Sayın Cumhurbaşkanımızın liderlik ettiği 'İnsanlık İttifakı', diğer tarafta ise Netanyahu’nun başını çektiği 'Katliam Şebekesi' vardır. İspanya Başbakanı Sanchez’in ifadeleri de “insanlık ittifakı” adına çok saygıdeğerdir.
Sayın Cumhurbaşkanımız, bu şebekenin işlediği soykırım suçlarını en net ifadelerle ifşa eden dünya lideridir.
Netanyahu’nun başını çektiği bu “katliam ve soykırım şebekesi”, Cumhurbaşkanımızın “İNSANLIK İTTİFAKI”nın değerlerini her konuşmasında canlı tutmasından büyük bir rahatsızlık duyuyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleri sadece bölgede değil, Afrika’dan Asya’ya kadar küresel düzeyde yankılanmaktadır. Bugün dünyada insanlık adına referans gösterilecek yegâne cümleler Sayın Cumhurbaşkanımızın cümleleridir. Soykırım çetesinin bu hırçın açıklamaları, Türkiye’nin hakikat temelli barış diplomasisi karşısında yaşadıkları büyük mağlubiyetin itirafıdır.
Netanyahu rejimi, bugün dünyada dinî kavramları ve argümanları katliam için en çok istismar eden, en fanatik rejimdir. Kullandıkları bu propaganda yöntemlerinin ise artık son kullanma tarihi geçmiştir.
Cumhurbaşkanımıza dönük bu hadsiz ve saldırgan mesajların arkasında beş temel katman bulunmaktadır.
Birincisi, Pakistan’daki kritik barış görüşmelerini sabote etmeyi hedefliyorlar. Onun için barışın en büyük destekçisi olan Cumhurbaşkanımıza saldırıyorlar.
İkincisi, İsrail’in 'Batı değerlerinin kalesi' olduğu yalanının çökmesidir. Zira hiçbir Batılı lider bu soykırımın kendi değerlerini temsil ettiğini söyleyemeyecektir.
Üçüncü katman ise bölgedeki Kürt kardeşlerimizi kendi kirli ve siyonist planlarına 'lejyoner' yapma çabasıdır. Ancak Irak ve İran’daki Kürt kardeşlerimiz bu şeytani denkleme girmemiş, sağduyulu davranarak tarihin doğru tarafında durmuşlardır.
Netanyahu’nun Türkiye’deki Kürt kardeşlerimize yönelik o iğrenç ifadeleri, aslında bu planının boşa çıkmasından kaynaklanan bir hezeyandır.
Dördüncü katman ise 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' hedefimizin, İsrail’in kaos planlarına indirilmiş büyük bir darbe olduğunun bizzat Netanyahu tarafından itiraf edilmesidir.
Beşinci katman ise Türkiye’yi İran’la karşı karşıya getirme çabasıdır. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın dirayetli siyaseti ile bu savaşın asla parçası olmayacağını ve yegane iradesinin barış olduğunu fiilen tatbik ederek, bu siyonist planı bozmuştur.
Soykırım şebekesi bu insanlık dışı hedeflerine ulaşamamanın hayal kırıklığı ve hırçınlığı ile hareket etmektedir.
Bu soykırım şebekesinin paylaşımlarına Türk siyasetindeki bazı isimleri etiketlemeleri ise kendi savaş suçlarını iç siyasetimizin bir parçası haline getirme çabasıdır. Bu ahlaksız ifadeleri kullanan katliam şebekesinin karşısında, Türk siyasetinin tüm unsurlarının, ister iktidar ister muhalefet olsun, topyekûn bir duruş sergileyerek bu şebekeye hak ettiği cevabı vereceğine inanıyoruz. Dışarıdan gelen bu tip hadsiz saldırılar karşısında tek vücut olmak millî bir sorumluluktur.
28 Şubat’tan beri bölgemizi yangın yerine çeviren savaşta dün gece ilan edilen ateşkesten memnuniyet duyuyoruz.
Olası tahrik ve sabotajlara fırsat verilmeden ateşkesin sahada tam olarak uygulanmasını temenni ediyoruz.
Başta dost ve kardeş Pakistan olmak üzere ateşkes ilanına giden süreçte katkısı olan tüm aktörleri canıgönülden tebrik ediyoruz.
Savaş, çatışma, gerilim ve zulümlerden çok çekmiş coğrafyamızın bir an önce barışa, huzura, istikrara kavuşması samimi temennimizdir.
Türkiye, bölgesinde ve dünyada barışın sesini yükseltmeye devam edecektir.
Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hale geldiği günlerden geçiyoruz.
Türkiye olarak biz barış için sesimizi yükseltmeye cesaretle devam edeceğiz.
23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen, tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var.
Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek.
Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı engellenemez.
Bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. İslam dünyasının buna en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifesidir.
Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir.
Ramazan-ı Şerif’ten bir gün önce, artık nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz çıktı; o bayat, “laiklik elden gidiyor” şarkısını söyleyen, zehir saçan, baştan aşağı millete nefret kusan o malum bildirilerini yayımladı.
Bunlar Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar.
Bunlar güya Cadılar Bayramı kılıfı altında ne idiği belirsiz saçmalıklar sahnelenirken rahatsız olmazlar.
Çocuklarımızı alkole, uyuşturucuya, sigaraya, her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmazlar.
Bunlar sosyal medya ve dijital platformlarda yavrularımızın türlü rezilliklere maruz kalmasından rahatsız olmazlar.
Bunlar Batı’da çocuklara yönelik her gün bir yenisi patlak veren o rezil, o insanlık dışı skandallardan asla rahatsız olmazlar.
Ama ne zaman ki ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların millî ve manevi değerleri anlatılacak olsa işte bundan hemen rahatsız olurlar.
Biz bunların laiklik kavramının arkasına saklanarak on yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahkir ettiklerini, bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz.
Bunların derdi laiklik değil, hiçbir zaman da laiklik olmadı.
Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, bu toprakların millî ve manevi değerleriyle; bunların derdi bu milletin ta kendisiyle.
Cumhurbaşkanımız @RTErdogan: Dostlarımız kadar hasımlarımızın da çok iyi gördüğü ve kabul ettiği üzere Türkiye bugün yakın tarihinde hiç olmadığı kadar güçlüdür, müteyakkızdır, muktedirdir, inisiyatif ve irade sahibidir.
Önceki Dönem İl Yönetim Kurulu Üyemiz Fatih Över’i ziyaret ederek hasbihal ettik.
AK Parti; vefayı esas alan, emeği unutmayan, geçmişiyle bağını koparmadan geleceğe yürüyen bir harekettir.
Bu kutlu yürüyüşte alın teri döken, taş üstüne taş koyan her bir yol arkadaşımız bizim için kıymetlidir.
CHP Genel Başkanı Sn Özgür Özel’in “AK Parti'nin mantığı 'Cemevi, Cümbüş Evi' dedikleri için Cemevi'ni Kültür Bakanlığına bağladılar” sözü siyasi bir bühtandır.
Biz Alevi canlarımıza dönük böyle çirkin yakıştırmaları nefret söylemi sayarız ve kökten reddederiz. AK Partimiz bu çirkin ve yakışıksız sözlerle yan yana getirilemez.
Böylesi siyasi iftiraların muhalefet yapmakla ilgisi yoktur.
Alevi canlarımızın değerlerinin, “yalan siyaseti”yle partimize iftira atmak için bu şekilde anılması çok üzücüdür. Herkes sorumlu siyaset yapmalıdır. Vatandaşlarımızın değerleri asla siyasi polemik konusu yapılmamalıdır.
Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Partimiz ile Alevi canlarım��z arasındaki köklü ve derin muhabbete kimse gölge düşüremez.
Yine dün CHP tarafından iktidarımıza “gayrı milli” denmesi, tümüyle “gayrı meşru”dur.
Çok partili hayata geçtiğimizden beri “milli stratejiler”in devlet hayatımızda en güçlü şekilde kurumsallaştığı bir dönemdeyiz.
Cumhurbaşkanımızın gerçekleştirdiği “yerli ve milli özgüven devrimi” dünyadaki tüm güç odaklarının dikkatle takip ettiği milli sonuçlar üretmeye devam etmektedir.